Osmanlı İmparatorluğu’nda eğitim mevzu bahis olduğunda akla gelen iki önemli müessese Medreseler ve Enderun Mektebi ‘dir. Hususiyetle Enderun kısaca saray seçkinler okulu iken, medrese daha çok üniversite düzeyinde okulları temsil etmektedir. Detaylara yazımızın devamında değinelim.

Fatih Sultan Mehmet’in Enderun mektebine çil çil altınlar harcadığını gören ulema kendisine sorar. ” Efendimiz, bu kadar öğrencinin hepsi başarılı olamayacağı halde neden bu kadar harcama yapıyorsunuz ?” Fatih Sultan Mehmet şu manidar cevabı verir. ” Ben buradaki öğrencilerin ülkedeki en zeki öğrenciler olduğunu bilirim. Lakin bu kadar yatırım yine de bunların hepsine değil , içlerinden çıkacak olan 1 tanesinedir. Bizim ihtiyacımız olan o kişidir. ”

Buradan şunu anlıyoruz. Fatih eğitim ile öğrencilerin içindeki cevherleri keşfetmeyi amaçlamaktadır.

Enderun Mektebi, II.Murad döneminde Edirne sarayında kurulmuştur. Kaynaklarda hangi padişah döneminde kurulduğuna dair ihtilaflar olsa da umumiyetle II.Murad dönemi öne çıkmakla beraber , gerçek hüviyetine ise Fatih Sultan Mehmed döneminde kavuştuğunu söylemek yanlış olmaz elbette. Peki nedir bu Enderun Mektebi tam olarak ?

Enderun Mektebi Nedir ?

Enderun Mektebi, esasen Osmanlı İmparatorluğundaki en zeki ve yetenekli öğrencilerin doğancıbaşılar tarafından seçilerek, Türk ve Müslüman ailelerin yanında Türkçe ve islamiyeti, edep ve ahlakı öğrenerek gönderildiği en seçkin saray okuludur. Başlangıçta kimsesiz ve sahipsiz gayrimüslim ailelerin çocukları ve gönüllü devşirmelerden seçilmiş olsa da Kanuni Sultan Süleyman devrinden itibaren Türk ailelerin çocukları da zekası nisbetinde bu kurumda eğitim görmüşlerdir.

enderun mektebi
enderun mektebi ‘nden bir görünüm

Edirne’de kurulduktan sonra sırasıyla Topkapı sarayı , Galatasarayı ve İbrahimpaşa sarayında da açılan Enderun Mektebinde, ileride devleti yönetecek kadrolar yetiştiriliyordu. Dolayısıyla yüksek seviyede bir eğitim söz konusu idi.

Enderun Mektebi’nin İç Sistemi Nasıldı ?

Mektebin içerisinde Büyük ve Küçük oda, Has oda isminde odalar bulunuyor. Bununla beraber çeşitli ehemmiyetlere sahip başka odalar da mevcut. Diğer odalar ise Seferli, Kilerli ve Doğancı koğuşu ve Hazine Odasıdır.

Görüldüğü üzere sistem 7 kademe üzerine kurulmuştur. Kademe kademe ilerleyen bu sistemki herhangi bir eğitimi geçemeyen iç oğlanları, ” çıkma ” adı ile çeşitli askeri birliklere sevk edilirdi. Görüldüğü üzere hata payı yok denecek kadar azdır.

Enderun Mektebi – Büyük ve Küçük Odalar

Sizlere Büyük ve Küçük odalardaki öğrencilerden bahsetmek istiyorum. Bu odalarda öğrenim gören iç oğlanları bir çeşit cübbe giydikleri için bu öğrencilere ” Dolamalı ” da denilirmiş. Bu genç arkadaşların yaşları ise 14-15 yaşları civarıdır. Bu odalara alınmanın şartı Acemi Oğlanlar ocağını üstün başarı ile bitirmektir. Acemi oğlanlar ocağı ise Türk ailelerin yanınan gelen çocukların ilk eğitimlerini almak için girdikleri ön okuldur. günümüzdeki acemi birliklerine benzetilebilir.

Gençler bu Büyük ve Küçük odalarda güreş talimleri yapar, islam dinini ve harsını (kültürünü) öğrenir, Türkçe, Arapça, Farsça öğrenir, koşu, atlama- zıplama, ok çekme ve ok atma gibi talimler yaparlar. Görüldüğü üzere sadece ilmi bilgiler almıyor, sporla da yakından ilgileniyorlar. Ayrıca bu kişilerin askeri yeteneklerinin de hat safhada olmasına dikkat edilirdi. Zira bu kişiler padişahın en yakınında olacak kişilerdir.

İç oğlanlarının başında düzeni ve dirliği sağlayan ” Lala ” adı verilen eğitimciler bulunuyordu.

Seferli Koğuşu – Enderun Mektebi

Bu odalar arasındaki diğer bir kademe, Seferli Koğuşudur. Seferli koğuşundaki iç oğlanları başlangıçta Enderun Mektebi halkının çamaşırlarının yıkanması, düzenlenmesi gibi işlerle de ayrıca ilgilenirken, daha sonraları ise sanatsal çalışmalara yönlendirilmişlerdir. Bu sanat çalışmalarından sonra musikişinas, hanende yani şarkıcı, kemankeş yani ok ustası, berber veya pehlivan gibi çeşitli sanatkarlar ve meslek grupları peyda olmuştur.

Ayrıca belirtmek gerekir ki sarayda bulunan cüceler ve dilsizler de bu Seferli koğuşunda eğitim görmüşlerdir. Bu koğuşta başarılı olamayan gençler ” çıkma ” olarak ayrılacaklarsa Sipahi birliklerine verilirler.

Kilerci Koğuşu – Enderun Mektebi

Bir diğer Oda ise Kilerci Koğuşu’dur. Kilerci Koğuşunu kuran kişi Fatih Sultan Mehmed Han’dır. Amirine ise serkilârî-i hâssa  adı verilir. Padişahın yemeklerini servis etme görevi bu koğuşun görevlileri ve öğrencilerine aittir. Hem hükümdarın, hem de Harem’in et, ekmek, içecekler, yemişler gibi akla gelebilecek bütün yemekleri ve malzemelerinden burası sorumludur. Sarayda bulunan mescitler ve odaların mum ihtiyacının karşılanmasıyla da yine bu odanın iç oğlanları ilgilenirlerdi.

Eğer başarılı olamazlarsa ” çıkma ” adıyla kapıkulu süvarileri bölüğüne alınırlardı. Kapıkulu süvarileri bölüğünün üstün bir birlik olduğu dikkate alındığından bu odanın öğrencilerine ehemmiyet verildiği anlaşılır.

Hazine Odası – enderun Mektebi

Hazine odasına gelince, burası da II.Mehmed tarafından kurulmuş bir oda olmakla beraber oda görevlisi Hazinedar ve Hazine Kethüdası olarak bilinir. Şüphesiz Hazinedar , sarayın en nüfuzlu görevlilerinden biridir. Sarayda ” Ehl-i Hiref ” adıyla bilinen sanatkarlar sınıfının başında Hazinedar bulunur. Bu kişilerin sayısı 2000 kadardır. Hem savaş, hem de barış zamanlarında hükümdarın yanından pek ayrılmazlar.

Buradan ” çıkma ” olarak ayrılanlar ise yine kapıkulu süvarisi olarak süvari ocağına veya müteferrika ( tek bir işi olmayan, çeşitli işlere koşulan kişi ) veya Çaşnigir ( yemek kontrol eden tadan kişi ) olarak görevlendirilirlerdi.

Has Oda – Padişah Odası

Enderun odalarının sonuncu ve şüphesiz en önemlisi Has odadır. Has oda padişahın özel odasıdır. Bir nevi ofisidir. Burada dört tane önemli görevli bulunur. Bu görevliler has odabaşı, silâhdar, çuhadar, rikâbdar ismindeki görevlilerdir. Bu görevlilerden sadece Has Oda başı padişahın huzuruna çıkma yetkisine sahiptir. Diğer görevliler aracı kullanmak zorundaydılar.

Hırka-i Saadet odasının temizliğini gerçekleştirmek , bakımlarını yapmak gibi görevleri bulunur. Kandil geceleri “öd ağacı ” adı verilen bir bitkinin yaprağını yakalar. Bu yaprakların yanması tütsü etkisi yapar ve hoş kokular verir. Ayrıca gül suyu dökmek ve mukaddes emanetleri korumak da yine bu odanın görevlilerinin işidir.

Padişahın hizmetinde bulunacak kişiler özellikle bu odadan seçilirdi. Bu hizmetlerin Hünkâr müezzini, sır kâtibi, sarıkçıbaşı, kahvecibaşı, başçavuş gibi hizmetler olduğunu biliyoruz. Genellikle belirli kurallara uygun olarak görev veriliyor olsa da istisnalar da yok değildir. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman, kendi Has Odabaşısı olan Pargalı İbrahim’i veziriazam yapmıştır.

Çalışma şekline baktığımızda Enderun Mektebinin kesinlikle uyguamaları eğitimlerin verildiği, hünerlerin geliştirildiği bir okul olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle bir meslek okulu olduğunu ve iş başında eğitim verdiğini unutmamak gerekir. Kontenjanı sınırlı olduğu için “Çıkma usulü” uygulanmış ve yetneği az olanlar çıkartılarak kadro açılmış ve daha yetenekli olanların önü açılmıştır.

Osmanlı eğitim sisteminde herkese şit olanaklar sunulmuş olup halk tabanından başlayan serüven Vezir-i Azam‘lığa kadar süregelmiştir. Dolayısıyla fırsat eşitliği , yeteneğe göre sağlanmıştır.

Bu okulun en önemli özelliklerinden biri disiplindir. Ezberler dikkatle dinlenir ve başarı sağlanmadan asla yeni bir kademeye atlanmazdı. Ayrıca bu okullara seçilenlerin güzel yüzlü olmasına da dikkat edilirdi. Bunun sebebi ise ” güzel görünümlü kişilerde kusur olmaz” veya iç güzellik dışa da yansır ” anlayışıdır şüphesiz.

Habsburg elçisi Busbecq Enderun Eğitimi ve Türkler hakkında ” Batılılar iyi eğitilmiş at ve köpek severler. Türkler ise iyi eğitilmiş bir insandan büyük haz duyarlar ” demiştir.

Enderun mektebi 17 yy’da başlayan usulsüz alımlara kadar mükemmel bir şekilde işlemiş olsa da artık bu tarihten itibaren bozulmaya başlamıştır. Eğitim sistemi içerisinde medreselerle kıyaslanmaması gereken bir kurumdur. Zira faaliyetleri ve amaçları çok farklıdır.

Osmanlı Devletinde Medreseler