Connect with us

Tarih Konu Anlatımı

Osmanlı Duraklama Dönemi

Published

on

Genç Osman

Arayış Yılları

Osmanlı Duraklama Dönemi – 17 YY Arayış Yılları

Osmanlı Duraklama Dönemi Padişahları

Arayış Yılları 17.YY

Yükselme dönemi olarak adlandırdığımız  1453- 1595 arası dönemde son  iki  padişah  II.Selim ve III. Murad’tır. Duraklama dönemi ise bu dönemden sonra başlamaktadır.

Bu dönemde  Sokollu Mehmet Paşa   sadrazamlık yapmış ve güçlü etkisi ile öne çıkmıştır. Bu sebeple de bu döneme Sokollu dönemi de denebilir.

Arayış yılları ise 1579  yılında III.Murad’ın Sadrazamı  Sokollu Mehmet Paşa’nın ölmesi üzerine  başlamış bulunmaktadır. Duraklama dönemi dediğimiz bu dönem aynı zamanda arayış yıllarıdır.

III.MEHMET DÖNEMİ – Duraklama Dönemi

Şehzade Mehmet , III. Murad böbrek hastalığı sebebi ile vefat edince Manisa’dan İstanbul’a gelerek tahta cülus etti.

Tahta geçtiği gece  sadece 4 ‘ü yetişkin kabul edilen  19 kardeşi boğularak öldürüldü. Saltanatından bir kaç sene sonra da oğlu Mahmud’u öldürttü.

Sancak sisteminde yetişen son padişahtır ve kendi devrinde “ Kafes Sistemi” usulünü devreye sokmuştur. Kafesten kasıt Şimşirlik dairesi  olarak düzenlenmiş bir odadır. ( Bahçesinde şiöşir ağaçları olduğu için , süs bitkisidir. )

Kafes sisteminde yetişen ilk padişah ise   I.Ahmed’tir.

Saltanatı süresince annesi SAFİYE sultanın etkisinde kalmıştır.

Papa ve Avusturya’nın Propaganda ve kışkırtmalarıyla Osmanlı’ya tabii; Erdel,Eflak ve Boğdan voyvodalıkları isyan etmeye başlar.

Bu durum üzerine Osmanlı Devleti,Eflak ve Boğdan’ın Prenslik statüsünü kaldırarak  Osmanlı’ya bağlı birer vilayet haline getirir  ve valiler tayin eder. 

Papanın çağrısı ile  Avusturya önderliğinde bir haçlı ordusu kurulur ve  ESTERGON kalesi ele geçiririlir.

Halk arasında, yeniçerilerde ve devlet yöneticileri arasında büyük huzursuzluk baş göstermeye başlar ve III.Mehmed’in ordunun başında sefere çıkmasını isterler.

Nitekim sefere uzun bir süre  padişahlar  öncülük etmemiştir  Kanuni’den sonra.

 Safiye Sultan karşı çıkmışsa da III.Mehmed validesine:“Eğer sefere çıkmayacaksak Eyüp Sultan’da bu kılıcı niye kuşanırız “ der  ve ordunun başında sefere çıkar.

Sultan III.Mehmed’e   EĞRİ FATİHİ  ünvanını kazandıran ilk başarısı  EĞRİ KALESİNİN FETHİ OLMUŞTUR.

1596 tarihinde Haçova Meydanı’nda  Avusturya Ordusunun bir anlık disiplinsizliği  ile savaş kazanıldı.  (Henüz savaş bitmeden kazandıklarını sanarak eşyaları ve hazineyi yağmalamaya başladılar )

Osmanlı ordusunun geri hizmetinde bulunan  Oduncular, Çadırcılar, Deveciler ve Aşçıların da Yeniçerilere ve Akıncılara destek vermesiyle topyekün saldıran Osmanlı orudusu büyük bir zaferle “Haçova Meydan Savaşı”nı kazanmıştır.

Savaşa kaynaklarda “ Kazan kepçe “ savaşı da denilmektedir.

Avusturya baskın durumdayken savaşı yarıda bırap ,savaş meydanından geri dönmek isteyen, hocası Sadeddin Efendi’nin baskısıyla da olsa kalan Sultan III.Mehmed’e  “HAÇOVA FATİHİ” denilmiştir.

Haçova Meydan Zaferinin Sonuçları

Batı fikrinde Osmanlı tekrar prestij kazanmıştır.

Batı’da kazanılan son meydan savaşı olmuştur.

Savaştan sonra yapılan yoklama ile savaştan kaçanların tespit edilmesi ve mallarına el konulması ile CELALİ İSYANLARI başlamıştır.

Tiryaki Hasan Paşa bu dönemde KANİJE KALESİNİ savunarak  KANİJE FATİHİ ünvanını almıştır. (Macaristan)

III.Murad döneminde başlayan Osmanlı – İran savaşlarında imzalanmış olan Ferhat Paşa anlaşması ile Osmanlı Devleti  doğuda en geniş sınırlara ulaşmış idi.

III.Mehmed döneminde ise savaşlar tekrar başladı ve İran, kaybettiği toprakları geri istiyordu. Savaşlar neticesiz kaldı.

Son dönemlerinde  İçkiyi yasaklamış ve bütün  gizli meyhaneleri kapatmıştır.

Celali isyanları ve uzun süren Avusturya –Osmanlı –  İran savaşları onu iyice yıpratmış ve ölümüne sebep olmuştur.

I.AHMET DÖNEMİDuraklama Dönemi

Celali isyanlarının yarattığı fetret , onun sancağa çıkmasına mani olmuştur. Bu sebeple Şimşirlik dairesinde büyümüştür.

İlk işi devlet işlerine çok karışan Safiye Sultan’ı eski saraya göndermek oldu.

İran ile yapılan savaşta Osmanlı Devleti zayıf kaldı. Bunun üzerine Avusturya ile yapılan savaşta Estergon Kalesini alan Lala Mehmet Paşa İran seferine Serdar-ı Ekrem tayin edildi.

1606 yılında Avusturya ile Zitvatorok anlaşması imzalanmak zorunda kalındı. Bu anlaşmaya göre Osmanlı Padişahı ile Avusturya Arşidükü  eşit sayılacaktı. Bu eşitlik durumuna MÜTEKABİLİYET  denmektedir.

Oysa 1533  İstanbul anlaşmasına göre Arşidük , sadece Sadrazama denk düşebilirdi. Zitvatorok ile artık konumu yükselmiş oldu.

Önemli  Maddeleri

Avusturya bir defaya mahsus 200.000 altın savaş tazminatı ödeyecektir.
Osmanlı devleti padişahı Avusturya imparatoruna, Roma imparatoru unvanını kullanacaktır.

Not : Artık Osmanlı devletinin eski gücünde olmadığı anlaşılmaya başlanmıştır.

Kuyucu Murad Paşa  bu dönemde Celali isyanlarını bastırması ve cesetleri kuyulara doldurtması ile bilinir.

1612 senesinde İran ile NASUH PAŞA anlaşması yapıldı. Anlaşmaya göre

Ferhat Paşa anlaşması ile alınan yerler İran’a geri verilecek.Osmanlı  devleti bu anlaşma ile ilk defa topraklarından vazgeçtiğini bildiriyordu.  İran ise her sene 200 deve yükü ipek vermeyi kabul edecektir.

Saltanatla ilgili veraset sistemine yenilik getirmeyi başaran ikinci padişah olmuş ve EKBER VE ERŞED yani en büyük ve en akıllı şehzadenin başa geçmesi usulünü kanunlaştırmıştır. Halefi ise I.Mustafa olmuştur. Mustafa ,tahta geçtiği andan itibaren özellikle verdiği mantıksız ve tutarsız kararlar sonucu deli olduğu düşünülmüş ve tahttan indirilmiştir.

Sultan Ahmed Cami , onun döneminde inşaa edilmiştir. Kendisi inşaatta bizzat çalışmış ve altın bir kazma ile terleyinceye kadar çaba göstermiştir.

Blue Mosque olarak  Avrupa’da nam salmıştır. Sebebi ise cami içerisindeki mavi çini işlemelerdir.

I.Mustafa DönemiDuraklama dönemi

Birinci Ahmed  döneminde 14 sene bir odada hapis hayatı yaşamış ve bu durumdan dolayı psikolojisinin bozulduğu düşünülmektedir.

Tahta geçtiği andan itibaren dengesiz hareketleri sebebi ile devlet adamları tarafından tahttan indirilmiş ve yerine II. Osman getirilmiştir. II.Osman katledilince ise tekrar  ikinci kez tahta çıkmıştır.

Esasen bu ikinci seferde tahta çıkmak istememiştir. Bu sırada odasında Kur’an okurken haber verildiğinde istemediğini bildirmiştir. Dindar bir insan olan Mustafa, adaka dağıtmayı ve hayır işleri yapmayı çok severdi.

Bu süreçte de 1.5 yıl tahtta kaldıktan sonra Şeyhülislam fetvası ile “ Akli dengesi yerinde olmayan biri halife olamaz “ denilerek tahttan indirilmiş ve yerine IV. Murad tahta çıkmıştır.

Hayatını ise Topkapı sarayında “ sinir hastalığı” sonucunda vefat ederek kaybetmiştir.

II.Osman Dönemi

Genç Osman
Genç Osman

Babası Birinci Ahmed’tir.  Mustafa  akli dengesi bozuk olduğu iddiası ile tahttan indirilince yerine tahta çıkmıştır.

 Arapça ve Farsça öğrendi. Bazı batı kaynaklarında LatinceYunanca ve İtalyanca gibi batı dillerini öğrendiği  kaydedilir.

II. Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es’ad Efendinin ve Pertev Paşa’nın kızları ile evlendi. 

Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadığı için sürekli muzdarib olduğunu ifade etmiştir.

İran ilişkileri

Sultan II. Osman tahta çıktığı sırada Sadrazam Damat Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i Şikeste’de yenilmesine rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin Osmanlılar’ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler. Serav sahrasında, daha önce iki devlet arasında imzalanan Nasuh Paşa Antlaşması baz alınarak imzalanan Serav Antlaşması’yla barış tekrar sağlandı.  200 Deve ipek kumaş vergisi 100 deveye indirildi.

Otuz Yıl Savaşları

Avrupa’da Protestanlık ile Katolik mezhebleri arasında çıkan savaşlardır. Bu savaşlar  WESTPHALİA anlaşması ile sonuçlanmış ve Protestan Prenslikler zafer kazanmış, Protestanlık Avrupa’da serbest bir mezhep haline gelmiştir.

 Kanuni zamanında başlayan Katoliklere karşı Protestanlara destek verme, Otuz Yıl Savaşları’nda devam etti. Özellikle Transilvanya’da çıkan Protestan isyanında, Osmanlı’nın büyük etkisi vardı.

Lehistan Seferi ve Hotin

Lehliler Boğdan işlerine müdahaleden geri kalmadıkları gibi, Boğdan’a ait Hotin kalesini işgal etmişlerdi (1617).

Ayrıca Eflak ve Erdel’in içişlerine müdahale etmeye devam ediyorlardı. Bu olaylar üzerine II. Osman, kendisine yapılan muhalefetlere rağmen Lehistan seferine karar verdi. 

 Avusturya’dan yardım alarak ordularını takviye ettiler. Osmanlı Ordusu Hotin önlerine geldi. Kale kuşatıldı ve Hotin kalesi önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperlerinin ele geçirilememesi, askerlerin şevk ve heyecanını oldukça yıprattı.

Savaş sırasında Yeniçerilerin disiplinsiz ve isteksiz tavırları üzerine II.Osman bu ocağı kaldırmayı düşündü.

Leh elçiler, savaşa kendilerinin sebep olduğunu kabul edince Hotin Anlaşması yapıldı.

Hotin anlaşmasına göre Lehistan vergi verecektir ve Hotin kalesi Boğdan’a verilecektir. Böylece yönetimi Osmanlı’da kalmıştır.

Genç Osman’ın düşündüğü Yenilikler

Yeniçeri ve Sipahi ocağını kaldırmak ve yerine Anadolu Türkmenlerinden mürekkep bir ordu kurmak.

Türk mekanizmasını devşirme ve dinden dönmelerden temizlemek.

Osmanlı başkentiniAnadoluya ve bilhassa Bursa’ya taşımak.

İlmiye sınıfının ve özellikle de Şeyhülislamın gücünü kırmak.

Saray geleneklerini değiştirerek Türk ailelerden kız alınmasını sağlamak.

Nitekim II.Osman bu planlarını yürürlüğe koymak için çabalarken  yayınladığı irade Yeniçerilerin eline geçti.

Anadoluya asker toplamak için bizzat gitmek isteyen Genç Osman , Lübnan’da çıkan bir isyanı fırsat bilerek Anadolu’ya geçme kararı aldı. Ancak devlet adamları ve Şeyhülislam Esad Efendi bunu engellemeye çalıştılar.

Başka çaresi kalmadığını anlayan padişah Hacca gideceğini ilan etti.

İsyan başladı ve yeniçeriler sarayı bastılar.  II. Osman Yeniçeri ağası Ali Ağa’nın yanına gidip ona sığındı ve ondan Yeniçerileri ikna etmesini istedi. Yeniçerilerin karşısına geçerek onları ikna etmek isteyen Ali Ağa konuşturulmadı ve kılıçla saldırılıp parçalandı.

Genç Osman Yedikule zindanlarında hakarete uğrayarak çırpınmasına rağmen boğularak idam edildi.

IV. Murad

IV. Murad Dönemi

Sultan Dördüncü Murad , Birinci Ahmed’in oğludur.

Amcası Mustafa , tahta geçirilip akli dengesi bozuk olması sebebi ile tahttan indirilince ve Ağabeyi II.Osman’ da yedikule zindanlarında  boğulunca

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tarih Konu Anlatımı

Osmanlı Adalet Sistemi

Published

on

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

İslâmiyetten önce adaleti temin edecek bir teşkilat mevcut değildi. Bu vazife kabileler arasında seçilen Hakemler tarafından yürütülürdü. Ancak bu hakemler verilen hükümleri tatbik etme gücünden mahrum olduklarından kuvvetlinin sözü geçerliydi.

osmanlı adalet sistemi
osmanlı adalet sistemi

İslamiyet’in gelişiyle fertlerin ve kabilelerin haklarını kendilerinin korumaları usulü kaldırılıp bu yetki merkezi bir otorite yani devlet başkanına verildi. Asr-ı Saadet’te davası olan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e müracaat ederek hallederdi. Bu sebeple islamiyette ihtilaflı meselelere ilk bakan Peygamber Efendimiz idi.

Peygamber Efendimizin,  Hz Ömer Hz Ali gibi Ashab-ı kiramın büyüklerini davaları bakmaları için Kadı olarak tayin ettiği de olmuştur. Ayrıca Yemen Umman gibi fethedilen yerlere tayin ettiği valiler idari işlerin yanında adli işleri de yürütmüşlerdir. Muaz bin Cebel Ebu Ubeyde Bin Cerrah böyle sahabelerdir.

Bunlara gittikleri yerde nasıl hükmedeceklerini öğreten Peygamber Efendimiz gerektiğinde son mercii ve temyiz makamı durumunda idi.

Resulullah sallâllahûhu aleyhi ve sellem den sonra Hulefayi Raşidin de Adalet işleri ile bizzat ilgilendikleri, baş hakim durumunda oldukları gibi muhtelif merkezlere görevli kadılar ve valiler de tayin ettiler. Zaman zaman onlara yazdıkları talimatnameler de muhakeme usulüne dair mühim kaideler koydular.

 Hz Ömer’in Basra Valisi Ebu Musa El Eş’ari ye gönderdiği talimatname Bu bakımdan ehemmiyet arz eder Besmele ile başlayan talimatnamenin bazı kısımları şöyledir. Müminlerin Emir’i Allahu Teala’nın kulu ömer’den Abdullah Bin Kays a Allah’ın selamı üzerine olsun kaza muhakkak ki muhkem bir vazife olarak sana getirilen davalar üzerinde iyice düşün.

Mesele senin yanında açıklığa kavuşunca hükmünü ver ve derhal icra et. İcra edilmeyen bir hakkın faydası yoktur. Duruşma sırasındaki bakışlarında ve bulunduğun yerlerde adaleti elden koma.

Böylece ne zengin ne fakir adaletsizliğe uğrayacaklarından korkmasınlar. Davayı delille ispat etmek davalıya yemin ,davayı red edene düşer. Davayı hükmü bağladıktan sonra ertesi gün yanlış hüküm verdiğini anlarsan seni hiçbir şey hakka dönmekten alıkoymasın. Hakka dönmek hatada devam etmekten hayırlıdır. Getirilen davanın hükmünü kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şerifte bulamazsan İçtihat et kıyas yoluyla Allahu Teala’nın rızasına uygun düşeceğini umduğun hükmü ver.

Beyyine yani delil getirirse hakkını alır . Bu mühlet içerisinde değil getiremeyen yahut getirmeyenin aleyhine hüküm ver. İftira cezasına çarpılan yalancı şahitlikle tanınan ve akraba olanlar müstesna.

Müslümanlar biri diğeri hakkında şahitlikte bulunabilirler muhakeme sırasında insanlara karşı gazap ve hiddetten bağırıp çağırmaktan ve işlerin çok da ondan sıkıntı duymaktan ve ekşi yüzlü olmaktan sakın Allahu Teala işlerinde rızasından ayrılmayan kadıyı insanlar tarafından gelecek tehlikelerden korur ve yaptığı işlere hile karıştıran, Hüsn- ü niyeti olmayan kadıyı Allahu Teala Halk içinde rezil eder. Allahu Teala İhlas ile yapılan amelleri kabul eder.

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerden sonra bu talimatname ve benzerleri İslam muhakeme usulünün esasıdır. Ayrıca İslam Adliyesi’nde Kadı ve diğer hüküm verme mevkiinde olanların dünyevi ve uhrevi müeyyide ve sorumluluklarla murakabe altına alındığı görülür.

Nitekim birçok büyük alim kaza yani hüküm vermenin ağır mesuliyetinden dolayı kabul etmekten çekinmemiştir. Gerek Asr-ı saadet’te gerekse Hulefa-i Raşidin döneminde adliye alanında uygulanan tatbikatlardan sonra gelen İslam devletlerinde de kurulan teşkilatlara esas olmuştur.

Abbasiler devrinde Ayrıca sarayın teşkilatının büyümesi sebebiyle bugünkü Adalet Bakanlığına karşılık kadılkudatlık makamı kurulmuştur ilk defa imam-ı Ebu Yusuf halife Harun Reşit tarafından kadılkudat olarak tayin edildi.

Bundan sonra başka şehirlere kadıların tayin terfi ve vazifeden alınma işlemleri kadılkudat tarafından yapılmaya başlandı. İhtiyaç halinde büyükşehirlere birden fazla kadı tayin edildi bu usül Abbasiler de muasır ve daha sonraki İslam devletlerinde de uygulanmıştır.

Günümüzdeki Adalet Bakanlığı ile temyiz Mahkemesi ve Yüksek İdare Mahkemesi başkanlıkları gibi görevlere karşılık gelen bu makam artık kadıları tayin etmeye ve halifenin vergi etkisini onun adına kullanmaya başladı. İslam devletlerinde kadının idare ettiği mahkemelerden başka doğrudan veya kısmen adaleti temin ile vazifeli teşkilatlar da vardı.

Mezalim mahkemeleri

Mevki ve nüfus sahibi kimselerin haksızlıklarına mani olmak maksadıyla halife veya Vezir adına hüküm veren kadıların baktığı mahkemelerdir. Halife ve vezirin mahkemede bulundukları da olurdu . Bugünkü benzeri, idare mahkemeleridir.

Kadılcund ; Ordu Kadısı teşkilatı

Askeri davalara bakardı bugünkü askeri mahkemelerin yerini tutardı. Şurta Polis Teşkilatı mahkemelere yardımcılık yapan, verilen kararı infaz eden Şurta’nın zaman zaman hüküm verme durumunda bulunduğu olmuştur. Dini ve sosyal bir vazifesi olan polisin herhangi bir haksızlık ve zulme meydan vermemesi için alim, dindar ve erkek olmasına dikkat edilirdi.

Hisbe teşkilatı

Esas vazifesi Emri Bil Maruf ve Nehyi Anil Münker yani iyiliği emretmek kötülükten vazgeçirmek olup pek çok vazifesi yanında gerektiğinde kuvvet kullanarak meseleleri halleder. Ahlak ve asayiş ile ilgili davalara bakardı. Bugünkü belediye teşkilatının birçok işlerini Bu teşkilat yürütmekteydi. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri ile İlhanlılarda ,Eyyübiler’de Memlüklüler’de hep Abbasi Adliyesi model alınmıştır .

Dört halife devrinden sonra İslam devletleri arasında müstesna bir yeri olan Osmanlı Devleti ise her konuda olduğu gibi Adliyesi’nde de İslam hukukunun en hassas uygulayıcısı olmuştur . Zulmün Payidar olmayacağının zulüm üzerine kurulan devletlerin ne kadar büyük olsalar da ömürlerinin kısa olacağının farkında olan Osmanlılar Adalet mülkün esasıdır kaidesini kendilerini prensip edinmişlerdi.

Bizzat padişahlar tebaasının karşısında adalet önünde boyun eğme büyüklüğünü gösterilmişlerdi . Nitekim seferden dönerken askerinin ekinlerin içinden geçmelerini şikayet eden köylüye Kanuni Sultan Süleyman peki bizi kime şikayet edersin deyince köylü “seni kanuna şikayet ederiz kanuna ” demiş bu cevaptan çok memnun olan Kanuni böyle bir tebaası olduğu için Allahu teâlâ’ya hamd etmiştir.

Yalnız insanlara değil hayvanlara eziyet bile cezai müeyyideleri bağlanmıştı. Nitekim osmanlı adalet sistemi hakkında , bir kuşa eziyet ettiği görülen bir kuyumcunun Amme suçu işlemekten tevkif edilip Kadı huzuruna sevk edildiğini , Almanya’nın Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki fevkalâde büyük elçisi Busbecq hayretle nakleder.

Çünkü Avrupa’da böyle bir şey suç sayılmamaktadır. Osmanlı etrafındaki memleketlerin halkı arasında büyük bir itibar kazanmış, hatta Balkanlardaki Hristiyanlar ülkeye giren Osmanlı sultanları hakkında bu gelen padişah adildir demişlerdir. Böylece Osmanlı yüksek Adaleti ve müsamahası sayesinde farklı dinlere ve milletlere mensup insanlar Osmanlılık çatısı altında 600 sene gibi dünya tarihinde başka hiçbir devlete nasip olmayan uzun bir ömür yaşamıştır.

Adalet teşkilatını kurarken önceki İslam devletlerinden ve faydalanan Osmanlı Devleti daha kuruluş yıllarında

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi konusunda İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

islam hukukuna göre bu işi sağlam esaslara bağladı. Monarşi ile yönetilen devletlerin hepsinde olduğu gibi yasama yürütme ve yargı fonksiyonları padişahın elindeydi ancak padişah bu fonksiyonlarını vekilleri vasıtasıyla kullanır yargı fonksiyonlu da padişah adına onun tayin ettiği kadınlar yerine getirirdi.

Osman ülkesi kaza adını taşıyan yargı çevrelerine taksim edilmişti bunların her birine medreselerin yüksek sınıflarından mezun olmuş üstün ahlak ve ilmi ehliyet sahibi kimselerden 2 yıllığına kadılar tayin edilirdi. Mekke Medine gibi yerlerde Bu süre bir yıldı günümüzde noterlikte olduğu gibi sırada bekleyen herkesin göreve tayin edilebilmesi ve kadıların gittikleri yerlerde halkla içli dışlı olmalarına yol açmamak için tespit edilen bu 1 veya 2 yıllık süre sonunda kadılar merkeze gelerek yeni bir göreve atanmalarını beklerlerdi. Bu bekleme süresinde de medreselerde müderrislik yaparak Nazari bilgilerini geliştirebilirlerdi

Continue Reading

Makale

Küçük Kaynarca Anlaşması

Published

on

küçük kaynarca antlaşması

Osmanlı Devletinin 623 yıllık hükümranlığında yediği en büyük darbelerden birisi 1768-1774 Osmanlı – Rus savaşı ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasıdır. Padişah 1.Abdülhamid döneminde imza edilen bu anlaşma ile beraber Osmanlı Devleti , ilk defa müslüman bir toprağını, hem de bu kadar büyük bir toprağını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Kırım ! Karadeniz’in incisi, kapısı konumundaki bu cennet ülke bu anlaşmayla beraber özerk bir yapıya bürünüyor. Tabi ki bir süre kadar. Zaten Ruslar’ın asıl amacı Kırım’ı kendine bağlamak olduğu için elbette ilk aşama özerklik iken mütemadiyen yapılan mücadeleler neticesinde Rusya Kırım’ı ilhak edecektir.

Öncelikle sizlere bu sürecin nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını anlatmak istiyorum. Devamında ise bu talihsiz anlaşmanın maddelerini ve kayıplarını konuşacağız. Ruslari Lehistan’da tahta geçecek olan Kral’ın seçimine karışması , Ruslar’ın Kırım Hanlığı ve Osmanlı topraklarına tecavüz etmeleri nedenleriyle savaş başlamıştır. Her ne kadar haklı sebeplerle başlamış olsa da savaşın ilanı hiçbir gerekli hazırlığı içermeden yapılmış idi. Padişah 3.Mustafa zamanına rastlayan bu gelişmeler , hükümdarın kahrından ölmesine sebebiyet vermiştir.

Ruslar, kısa sürede Kırım’ı işgal etmiş ve memleketeyn adını verdiğimiz Eflak – Boğdan da zaptedilmiştir. Bununla beraber Tuna nehrine kadar ilerlemişler ve Tuna’yı da aşarak osmanlı topraklarına büyük zararlar vermişlerdir.

Ruslar ayrıca İngilizler’in de desteğini alarak gemilerini Baltık Denizine sokmuş ve oradan da Akdeniz’e indirmişlerdir. Burada Çeşme limanı yakınlarında gerçekleşen savaştan sonra Çeşme Baskını adını verdiğimiz hadise gerçekleşmiş ve Osmanlı gemileri yakılmıştır. Tarihte 4 kez akılan Osmanlı donanması burada da imha edilmiştir. Esasen baktığımızda Rusların da pek iyi durumda olmadığını görüyoruz. Kendi topraklarında Ruslar “Pugaçef isyanı ” adı verilen bir iç isyan yaşıyorlardı. Osmanlı da bu isyanı büyük bir ilgi ve ümitle takip etmekteydi.

Büyük Frederich bu olaydan dolayı Osmanlı ve Ruslar arasında bu savaşa ” Körler ve tek gözlülerin savaşı” demektedir. Bunun neden şüphesiz iki devletin de zayıf durumda olmasıdır.

Hem Osmanlı devleti hem de Rusya bu savaşta aslında büyük kazanımlar elde etmenin peşinde değillerdir fakat Osmanlı’nın zayıf olması Rusya için büyük kazanımların kapısını araladı.

Küçük Kaynarca antlaşması çok kötü sonuçlar doğurdu ve Osmanlı açısından çok büyük bir toprak parçasının hem de halkı tamamen Müslüman olan bir toprak parçasının elden çıkması ile sonuçlandı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın kırım’ın elden çıkması ve bağımsız olması maddesinin haricinde çok kötü sonuçları var bu sonuçlardan bazıları şunlardır. Şimdi biz en önemli maddelerden daha az önemli maddeleri doğru sıralıyoruz

1.Kırım bağımsız olacaktır ancak Kırım halkı dini yönden Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır.şüphesiz bu maddenin kırım’ın elden çıkması ile ilgisi var çünkü Osmanlı devleti kırım’ı geri almak istiyor ve bunu yapmak içinde Kırım halkı ile olan bağını koparmak istemiyor.

2. Rusya Karadeniz’de donanma bulundurma hakkına sahip olacaktır.dolayısıyla Rusya aslında asıl istediği sonuçlardan birine ulaşmış oldu Rusya Karadeniz’de ticaret yapabilecek ve bununla beraber karadeniz’den Akdeniz’e geçmek için çaba gösterecek asıl amacı sıcak denizlere inmek olan Rusya bu amaç doğrultusunda ilk kazanımını elde etmiş bulunuyor.

3. Ege Adaları Eflak ve Boğdan yani Romanya toprakları Osmanlı devleti’ne bırakılacaktır fakat buradaki halka serbestlik tanınacaktır.

4. Osmanlı devleti savaş tazminatı ödeyecektir ki baktığınızda bu Osmanlı tarihinde ilk defa görülen bir şeydir.

5. Rusya ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmek istemektedir dolayısıyla da bu sebeple Fransa orijinal metnini böyle bir madde eklenmiştir orijinal metinde Rusya’nın ortodoksların koruyucusu olduğuna dair bir madde bulunmamaktadır.

6. Fransa’ya ve İngiltere’ye verilmiş olan kapitülasyonlardan Rusya da eşit oranda faydalanabilecektir.

7. Kerc , Azak , Kılburun , Yenikale , Kabartay ve Dinyeper arasında kalan bütün araziler Rusya’ya bırakılacaktır.

Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı Devleti’nin 18. Yüzyılda imzaladığı en ağır antlaşmadır. Bu cümle Osmanlı tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Osmanlı devleti kırım’ı elinden çıkardıktan sonra ondan asla vazgeçmem iş ve savaşlar silsilesi devam etmiştir. Neticede Osmanlı devleti kırım’ı Rusya’ya bağlanmaktan Huriye olmamış hatta Rusya’nın kırım’ı aldığını onaylamak zorunda kalmıştır.

askeri gemiler bulundurmasına engel olmuştur.öte yandan Osmanlı toprakları özellikle Balkanlar’dan ve boğazlardan gelebilecek tehlikelere karşı açık duruma gelmiştir. Ayrıca Rusya’nın Ortodoks halklar üzerinde koruyuculuk gibi bir iddiası olması Osmanlı devleti’nde yaşayan Hristiyan halkın ayaklanması tehlikesini ortaya çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kırım’ı elden çıkarması 1774 Küçük Kaynarca antlaşması ile olmuşsada Rusya’nın kırım’ı alması bir sürecin sonucunda gerçekleşmiştir. Rusya önce kendisine yanlı olarak gördüğü Kırım hanı Şahin Girayı seçilmiş olarak ilan etmiştir. Akabinde bunu Osmanlı devleti’ne aynalıkavak tenkitnamesi ile kabul ettirmistir. Devam eden süreçte Rusya’nın 1783 yılında kırım’ı topraklarına kattığını yani ilhak ettiğini duyması üzerine savaşlar tekrar başlamıştır. Osmanlı devleti sonuç olarak 1792 yılında savaşı kaybetmiş ve imzalanan Yeşilköy ayastefanos antlaşması ile kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.

bütün bu yönleriyle Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı tarihinde bir kara lekedir ve Osmanlı tarihinin en üzüntü verici en sıkıntılı olaylarından biridir. anlaşma imzalandığı sırada tahta bulunan 1. Abdülhamit 792 yılında özi kalesi’nin de ele geçirilmesi ve buradaki bütün halkın katledilmesi haberi üzerine felç geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.

kırım’ın elden çıkması tam manası ile Osmanlı devleti için bir dağılmadır. Özellikle bu toprakların geri alınamayacağının anlaşılmış olması Osmanlı için tam bir çöküş döneminin habercisiydi.

Continue Reading

Tarih Konu Anlatımı

İlk Çağ Uygarlıkları

Published

on

ilk çağ uygarlık

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI

Özellikleri

  • İklim koşullarının elverişli olduğu yerlerde kurulmuşlardır.
  • Günümüz toplum yaşantısının temelini, atmışlardır.
  • (Devlet örgütü, ordu memleket yönetimi, yazılı hukuk)

Çin Uygarlığı

  • Sarı ve Gökırmak vadisinde kurulmuştur.
  • Maden azlığı(Porselen ve ipek dokumacılığının gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı
  • Türk akınlarına karşı Çin Seddi’nin yapılması
  • Türkler hakkındaki ilk bilgiler Çin kaynaklarında bulunmaktadır.
  • Dünya kültürüne katkıları (Barut, pusula, mürekkep, kağıt, matbaa)

Hint Uygarlığı

  • İndus ve Ganj vadisinde kurulmuştur.
  • İklim koşullarının uygun olması istilaya açık olması
  • Kuzeyden gelen Arilerin etkisi(kast sisteminin doğması)
  • Kast Sistemi; ulusal, kültürel, siyasal, dinsel, dilsel birliği engellemiştir.
  • En eski din Veda dini (Brahman din adamı) (Brahmanizm)
  • Budizm Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Ancak Kast sisteminden dolayı yayılmamıştır.
  • Gaznelilerin etkisi (Müslümanlık Hindistan’da yayılması)
  • Not: Kast sisteminin parçalanması
  • Coğrafi Keşifler Hıristiyanlığın yayılması

İskitler (Sakalar)

  • Bozkır yaşam tarzı vardır.
  • Kabileler halinde yaşamışlardır.
  • Devlet boyların oluşturduğu federasyondur.
  • Ailede kadına önem verilir.
  • Alper Tunga Destanı İskitlere aittir.
  • Amazon efsanesi İskitlere aittir.
  • Sanat eserleri taşınabilir malzemeden oluşur.
  • Öldükten sonra yaşama inanırlar.
  • Maden işlemeciliği gelişmiştir.

MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI

  • İki nehir (Fırat, Dicle) arasına Mezopotamya denir.
  • İklim koşullarının uygun olması; birçok kavmin buraya gelmesi
  • Siyasi tarihi Sümerlerle başlar.
  • Sanat eserleri tuğla ve kerpiçten yapılmıştır.
  • Mezopotamya Uygarlığı Anadolu ve Akdeniz uygarlığının temelini oluşturmuştur.

Sümerler

  • İlk siyasi örgütlenmeyi yapmışlardır.
  • Siyasi yapı (şehir devletler)
  • Patesi (Yönetici: rahip-kral)→Teokrasi
  • İlk yazıyı (Çivi yazısını) buldular.
  • İlk yazılı yasalar (Lagaş kralı Urgakina)
  • Not: Fidye esasına dayanır insancıldır.
  • İlk edebi eserler (Tufan, Yaradılış, Gılgamış)
  • Ziggurat (ibadethane, depo, gözlemevi)
  • Ayın ve Güneşin hareketlerinin tespiti (ilk ay yılı esaslı takvimi yaptılar)
  • Aritmetik ve geometrinin temelini atmışlardır.
  • Din dünyevidir.

Elamlar

  • Sümerlerin doğusunda yaşamışlardır.
  • Kalıcı eser bırakmamışlardır.
  • Çanak çömlek yapımında ileri gitmişlerdir.
  • Kral yolu ELAMLAR’ın SUSA şehrinden başlar.

Akadlar

  • Sami kökenlidirler.
  • Sümerlere son verdiler.
  • İlk merkezi krallık kurulmuştur.
  • İlk düzenli ordu (piyade) kurulmuştur.
  • Sümer Uygarlığını Ön Asya’da yaymışlardır.

Babiller

  • Sami kökenlidir. Siyasi yapı (mutlak monarşi)
  • İlk anayasa (Hammurabi Kanunları; kısas mantığına dayalı)
  • Dünyanın yedi harikasından biri olan Asma Bahçeleri Babil’e aittir.

Asurlular

  • Topraklarının verimsizliği; ticarete önem vermeleri
  • İlk kara ticareti ve kara koloniciliği yapmaları
  • Anadolu’da (Karum) koloni kurmaları
  • Not: Ticaret amaçlı yerleşme amacı taşımaz.
  • İlk atlı birlikleri kurdular.
  • Çivi yazısını Anadolu’ya taşımışlardır. (Kültepe tabletleri)
  • Not: Anadolu’nun tarihi devirlere geçmesi
  • Yasaları daha serttir.

İran Uygarlığı

  • Hint-Ari kökenli Medler ve Persler kurmuştur.
  • Medleri Persler ortadan kaldırdı.
  • Persler Anadolu’ya egemen olmuşlardır.
  • Satraplık (eyalet) satrap (vali)
  • İlk posta teşkilatını kurmuşlardır.
  • Persler Zerdüşt dinine inanmışlardır.
  • Ateş kutsaldır Ateşgede adı verilen tapınaklar yapmışlardır.
  • Ön Asya’da çivi yazısını kullanan son uygarlıktır.
  • Daha sonra Fars alfabesini kullanmışlardır.
  • Yolların yapılması (ticaret ve güvenlik amaçlı)

Fenikeliler

  • Lübnan’da kuruldu.
  • Siyasi yapı şehir devletleri
  • Toprakların verimsizliği; ticarete yönelmeleri
  • İlk deniz ticareti ve deniz koloniciliği yapmaları
  • Mısır yazısını alfabeye dönüştürmüşlerdir.
  • Alfabe Yunan, İyon ve Romalılar tarafından kullanılmıştır.
  • Not: Bugünkü Latin harfleri ortaya çıkmıştır.
  • Dini inançları Ön Asya inançlarının bir karışımıdır.

İbraniler

  • Siyasi birliği Hz. Musa kurmuştur.
  • Filistin’e yerleşmişlerdir.
  • İlk tek tanrılı dini benimseyen topluluktur.
  • Kutsal kitapları Tevrat’tır.
  • Halkın Musa’ya bağlı olması; bu dine Musevilik denmiştir.
  • En parlak dönem Hz. Davut ve Süleyman döneminde yaşandı.
  • Dinlerini uluslaştırmışlardır. (Dinlerini ve kültürlerini korumuşlardır.)
  • Babil ve Roma etkisiyle tüm dünyaya yayıldılar.
  • 1948’de İsrail Devletini kurdular.

Mısır Uygarlığı

  • Nil nehri çevresinde kurulmuştur.
  • Siyasi yapı Nom adı verilen şehir devletleridir.
  • Not: Siyasi birlik M.Ö. II. Bin başlarında kurulmuştur.
  • Hititlerle Kadeş Barış Ant. (M.Ö. 1280) yaptılar.
  • Mısır’ı Firavun adı verilen tanrı-krallar yönetmiştir
  • Not: Tanrı-kral anlayışı hukuksal gelişimi engellemiştir.
  • Coğrafi konumundan dolayı özgün bir uygarlıktır.
  • Mısır önce Perslerin sonra B. İskender’in egemenliğine girmiştir.
  • Dini inanç çok tanrılıdır. En büyük tanrı Amon Ra’dır.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlar; mumyacılık, tıp ve eczacılık gelişmiştir.
  • Firavunlar anıt mezarlara halk labirent adı verilen yer altı mezarlarına gömülmüştür.
  • Not: En önemli piramitler; Keops, Kefren, Mikerinos, Gizza ve Sakara’dır.
  • Hiyeroglif yazısını kullandılar. Yazıları Papirüslere yazdılar.
  • Not: Fenikeliler bu yazıyı alfabeye dönüştürdüler.
  • Ekonomi tarıma dayalıdır.
  • Güneş yılı esaslı takvimi buldular.
  • Not: Romalılar bu takvimi miladi takvime dönüştürdüler.
  • Nil taşkınları ile bozulan sınırları belirlemek için alan hesaplamaları yapmışlar, “pi” sayısını bulmuşlardır.
  • Geometriyi geliştirmişlerdir.

ANADOLU UYGARLIKLARI

  • Coğrafi konumu, iklim koşulları, göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması Anadolu’da birçok uygarlığın kurulmasına neden olmuştur.
  • Anadolu uygarlığını Mezopotamya uygarlığı etkilemiştir.
  • Not: Mezopotamya Uygarlığı Anadolu üzerinden Ege ve Yunanistan’a geçmiştir.
  • Anadolu’da siyasi birliği M.Ö. III. Binde Hattiler kurmuştur.
  • Not: Hattilerin yarattığı kültür Hititlere öncülük etmiştir.
  • Kızılırmak çevresinde kuruldu.
  • ilk zamanlar feodal yönetim söz konusudur.
  • Daha sonra merkezi otorite sağlandı
  • Kral başrahip, baş yargıç, başkomutanlık görevlerini kendinde toplamıştır.
  • Kralın yanında Pankuş Meclisi vardır.
  • Not: Bu meclis kralın yetkilerini sınırlandırmıştır.
  • Kraliçe Tavananna yönetimde etkilidir.
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Hitit yasaları Sümerlerden etkilenmiştir. İnsancıldır.
  • Bu yasalar aile, mülkiyet ve ticaret gibi hükümler içermektedir.
  • Not: Medeni hukukun temellerini Hititler atmışlardır.
  • Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
  • Çok tanrılı dinsel bir inanç vardır. (Tanrılar insan şeklindedir.)
  • Tanrılara hesap vermek için Anallar yazmışlardır.
  • Not: Nesnel tarih yazıcılığının ilk örneğidir.
  • Asurlulardan aldıkları çivi yazısını kullanmışlardır.

Frigler

  • Sakarya çevresinde kurulmuştur.
  • Başkent Gordion’dur.
  • Tarımcı bir toplumdur.
  • Not: Yasaları buna göre şekillenmiştir.
  • Kilim dokumacılığı gelişmiştir. (Tapates)
  • Çak tanrılı inanç vardır. En büyüğü ana tanrıça Kibeledir.
  • En önemli hükümdarı Midas’tır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Hititler ve Yunan sanatından etkilenişlerdir.
  • Kimmerler tarafından yıkıldılar.

Lidyalılar

  • Gediz ve Küçük Menderes arasında kurulmuştur.
  • Başkenti Sard’dır.
  • Ticaret amaçlı Kral Yolunu yapmışlardır. (Efes’ten Ninova’ya kadar)
  • Parayı bulmuşlardır.
  • Not: Modern ekonominin temelini attılar.
  • Ordu ücretli askerlerden oluşur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Ölülerini Tümülüslere gömmüşlerdir. (Öldükten sonra yaşama inanç)
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Dokumacılık kuyumculuk gelişmiştir.
  • Persler tarafından yıkılmıştır.

İyonyalılar

  • İzmir ve çevresinde kurulmuştur.
  • Yunanistan’dan göç eden Akalar tarafından kurulmuştur.
  • Şehir devletlerine polis denir.
  • Not: Siyasi birlik yoktur.
  • En önemli şehirleri; Efes, Symarna, Milet, Foça, Halikarnas
  • Şehirleri önce krallar sonra oligarşik hükümetler daha sonra da Aristokratik Cumhuriyetler yönetmiştir.
  • Lidyalıların engellemesi; Mısır, Güney Fransa ve İspanya’da koloniler kurdular.
  • Dinsel baskının olmamamsı, ticaretle zenginleşmeleri, değişik uygarlıkları tanımaları özgür düşüncenin doğmasını sağlamıştır.
  • Pozitif bilimler gelişmiştir. Matematik, geometri→Tales, Pisagor; Felsefe→Heraklit; Tıp→Hipokrat; Tarihte Heredot.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Not: Yöneticilerin seçimle belirlenmesinden dolayı dinsel baskı yoktur.
  • Mimaride İyon Nizamını oluşturmuşlardır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Artemis tapınağı İyonlara aittir.
  • Önce Lidyalıların sonra Perslerin egemenliğine girdiler.

Urartular

  • Van gölü çevresinde kurulmuştur. Başkent Tuşpa’dır.
  • Asya kökenli Huriler tarafından kurulmuştur.
  • Merkezi krallar taşrayı valiler yönetmiştir.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlardır. Merdivenle inilen mezarlar yapmışlardır.
  • Van’a su getirmek için su kanalları açmışlardır.
  • Asur çivi yazısını kullanmışlardır.
  • Medler tarafından yıkılmışlardır.

EGE UYGARLIĞI

  • Ege uygarlığını Mısır, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlığı oluşturmuştur.
  • Ege Uygarlığı; Girit, Miken, Yunan, Helen, Roma, İyon’dan oluşur.
  • Not: İyon Uygarlığı hem Anadolu hem de ege uygarlığı sayılmaktadır.

Girit Uygarlığı

  • Ege’nin en eski uygarlığıdır.
  • Barışçı bir toplumdur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri şeklindedir.
  • Şehrin etrafında surlar yoktur.
  • Güçlü donanmaya sahiptir.
  • Ticaretle Mısır ve Ön Asya uygarlığından etkilenmiştir.
  • Girit sanatının en önemli eseri Knossos sarayıdır.
  • Akalar son vermiştir.
  • Not: Grekçenin temellerini atmışlardır.

Miken Uygarlığı

  • Akalar kurmuştur (Mora’da)
  • siyasi yapı (kralların yönettiği şehir dev.)
  • En güçlü şehir devleti Miken’dir.
  • İtalya ve Suriye’yle ticaret yapmışlardır.
  • Boğazlara egemen olmak için Truvalılarla savaşmışlardır.
  • Dinde Girit’ten etkilenmişlerdir.
  • Öldükten sonra yaşam; kuyu mezarlar
  • Savaşçı bir toplumdur.
  • Dorlar son vermiştir.

Yunan Uygarlığı

  • Dorlar kurmuştur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri (Atina, Isparta, Korint)
  • Yönetim; Krallık→Aristokratik cumhuriyet→Demokratik yönetim.
  • Not: İlk demokrasi hareketi.
  • Yönetici Arhon
  • Çok tanrılı inanç baş tanrı Zeus
  • Zeus adına olimpiyatlar düzenlenmesi (Kültürel birliği sağlanması)
  • Tanrıların eleştirilmesi (özgür düşüncenin doğması, bilimin gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Coğrafi etki ticaret kolonileri kurmaları.
  • Not: Kolonileri yerleşme amacı taşır.
  • Diyonizos adına şenlik edebiyatın gelişmesi.
  • Not: Tarih bir bilim olarak ilk defa Yunanistan’da ortaya çıkmıştır. (Tukidides)
  • Mimarlık ve heykeltıraşlık gelişmiştir.
  • Kanunlar:

Drakon: Asilleri koruyan kanunlar hazırladı.

Solon: Köleliği kaldırdı. Borcu yüzünden köle durumuna düşenlerin borçlarının ödedi. Halkı gelirlerine göre dörde ayırdı.

Klistenes: Sınıf farkını kaldırdı halkın yönetime katılmasını sağladı. (demokrasi)

Helen Uygarlığı

  • Makedonya’da kurulmuştur.
  • Yunan şehir devletlerine son verilmiş. (Helen birliği sağlanmıştır.)
  • İskender Persleri Anadolu’dan atmıştır.
  • Bilim ve sanat adamları ile sefer çıkan ilk komutandı.
  • Ege uygarlığını Hindistan’a kadar götürmüştür.
  • Not: Doğu-Batı sentezi (Helenizm’in doğması)
  • Bergama, Milet, Efes, Antakya önemli kültür merkezleridir.
  • Zeus tapınağı, İskenderiye Feneri, Rodos Heykeli, Apollon Tapınağı Helenlere aittir.
  • Romalılar son vermiştir.

Roma Uygarlığı

  • Roma uygarlığını Latinler, İtalikler ve Etrüskler belirlemiştir.
  • Batı Akdeniz’i, Mısır’ı, Suriye’yi ve Makedonya’yı ele geçirmişlerdir.
  • Yönetim; Krallık (Senato ve Halk meclisi)→ Asillerin oluşturduğu cumhuriyet→İmparatorluk
  • Not: İmparatorluk döneminde senato önemini kaybetmiştir.
  • Toplum yapısı; Partici, Plep, köleler
  • Not: Particiler her türlü siyasal ve sosyal haklara sahiptirler. Pleplerin siyasi hakları yoktur. Askerlik yapmazlardı.
  • Not: Sınıf çatışması 12 Levha Kanunlarının doğmasına neden olmuştur.
  • Not: Bu kanun modern hukukun temelini oluşturmuştur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • 313 Milano fermanı ile Hıristiyanlığın serbest bırakıldı.
  • Romalılar+Yunan→Helen→Hıristiyanlık)Avrupada yayılmasını sağladılar.
  • Fenike alfabesini Latin alfabesine dönüştürmüşlerdir.
  • Mısırdan alınan güneş takvimi Jülyen takvimi olarak düzenlenmiştir.
  • Edebiyat, hitabet ve tarih yazıcılığı gelişmiştir.
  • Mimari, saray, tiyatro, su kemeri, hamam
  • Anadolu’daki eserler; İst. Bozdoğan Kemeri, Ank. Ogüst Tapınağı, Antalya Aspendos tiyatrosu
  • 395’te Roma ikiye ayrıldı.
  • 476 Batı Roma 1453 Doğu Roma yıkılmıştır.
  • Not: Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğudur. Köleciliğin en yoğun olduğu imparatorluktur.
Continue Reading

Trend Gönderiler