Connect with us

Tarih Konu Anlatımı

Türk İslam Devletleri

Türk islam devletleri ve bu bağlamda Türk İslam Tarihi şüphesiz Türkler ve Arapların ilk defa yan yana geldiği Talas Savaşı ile başlıyor. Peki Talas Savaşı’nda ne oldu ?

Published

on

türk islam tarihi

Türk İslam Devletleri

 

Türk islam devletleri ve bu bağlamda Türk İslam Tarihi şüphesiz Türkler ve Arapların ilk defa yan yana geldiği Talas Savaşı ile başlıyor. Peki Talas Savaşı’nda ne oldu ? Talas savaşını irdeliyoruz. 

Talas Savaşı Müslüman Araplar (Abbasiler) ve Çinliler arasındaki bir mücadeledir. Yaşandığı yıl ise 751 yılıdır. Türk islam devletleri konu anlatımı ‘na Talas Savaşı ile başlıyoruz.

türk islam tarihi
türk islam tarihi

Talas Savaşı

Talas Savaşında Müslüman Abbasi Arapları ve Çinliler karşı karşıya geldiler. Galip gelen, horasan bölgesine ve dolayısı ile orta asya hakimiyetine doğru hakimiyet alanını genişletecekti.

Çin’in Orta Asya egemenliğini ele geçirmesi ve batıya yönelmesi elbette iki taraf için de tehlikeli sonuçlar doğuruyordu. Hem Araplar, hem de Türkler bu durumu kabullenemezdi.

Karluk Türkleri bu mücadelede müslüman Arapları desteklemiş ve savaşı da bu ittifak kazanmıştır. Türkler bu savaş ile beraber islamiyet ile tanışmış ve akabinde Türk İslam Tarihi için bir sahne açılmıştır.

Karluk Türkleri ise islamiyeti kabul eden ilk Türk boyu olma ünvanını almışlardır.

türk islam devletleri - karluk boyu simgesi
türk islam devletleri – karluk boyu simgesi

Burada küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var. Türk islam devletleri arasında İtil Bulgar Devleti, Avrupa’da 912 yılında Almış Han ile beraber islamiyeti kabul eden bir Türk devletidir.

Akla ilk devlet olarak Karahanlılar geliyor olsa da bu yanlıştır. Çünkü Karahanlı devletinin islamiyeti resmi dinleri olarak kabul ettikleri tarih 924 yılı ve sonrasıdır.

O halde Karahanlılar ” Orta Asyada islamiyeti kabul eden ilk türk devletidir. Burada “orta asya “vurgusuna dikkat etmemiz gerekiyor.

Talas Savaşının Sonuçları

Horasan ve dolayısıyla Orta Asya , Çin egemenliğine girme tehlikesini bertaraf etmiştir.

türk islam tarihi - horasan
türk islam tarihi – horasan

Türkler , küçük bir topluluk düzeyinde de olsa , islamiyeti kabul etmişlerdir. Karluk boyu, islamiyeti kabul eden ilk Türk topluluğu olmuştur. Daha sonra ise Karahanlı Devleti’nin kuruluşunda ve müslümanlaşmasında payları büyük olacaktır.

Araplar, Çinlilerden aldıkları kağıt,pusula,barut ve matbaa gibi icatları Türklere de öğretmişlerdir.

Talas Savaşı , bu ünitedeki en önemli olaylardan biridir. Dolayısı ile hafızamızda kesinlikle yer etmelidir.

Türkler ve Araplar arasında yakın ilişkiler başlamış ve Türkler , Abbasi devletinde önemli komutanlıklara getirilmişlerdir. Ayrıca kurulan avasım şehirlerine yerleştirilmişlerdir. Bu şehirler askeri ordugah şehirlerdir. Şüphesiz güvenlik amacı ile sınır bölgelere kurulmuşlardır.

Bu şehirlerden en meşhuru ise Samarra şehridir. Türk islam tarihi konu anlatımı kapsamında avasım şehirleri iyi bilinmelidir. Zira bu şehirler kavramsal anlamda soru potansiyeli taşımaktadır.

Türk İslam Sentezi

Türk islam devletleri , islamiyeti kabul ettikten sonra şüphesiz islamiyete göre bazı kültürel ögeleri benimsemişlerdir. Ancak Türkler, kendi kültürlerini islami kültür ile harmanlayarak kısmen de olsa asimilasyonu reddetmiş ve ortaya sentez bir kültür çıkmıştır.

İşte bu sentez kültüre Türk islam sentezi ismini veriyoruz.

Karahanlılar Devleti 840 -1212

Karahanlılar , orta asyada islamiyeti kabul eden ilk Türk devletidir. Birden fazla boyun bir araya gelmesi ile ortaya çıkmıştır. Bu boylar islamiyeti kabul eden ilk Türk boyu olan Karluk boyu başta olmak üzere, Çiğil ve Yağma boylarıdır. Türk islam tarihi konu anlatımı içerisindeki en önemli devletlerden ilkidir. Bu sebeple dikkatli çalışılması gerekir.

Zira ilk Türk – İslam eserlerini de yine bu devlette görmekteyiz.

Kurucu hükümdarı Bilge Kül Kadır Han olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. İslamiyeti kabul eden hükümdarları ise Satuk Buğra Han’dır. 924

Karahanlılar, en parlak dönemlerini Yusuf Kadır Han zamanında yaşamışlardır.

Satuk Buğra Han, Samani devleti şehzadelerinden biri kendilerine sığınınca dost olur ve islamiyeti ondan öğrenir. Menkıbelerde bu şekilde yazmaktadır. İsmini ise islamiyettn sonra Abdülkerim olarak değiştirmiştir.

Kaşgar, Semerkant, Buhara, Fergana gibi önemli şehirler kurmuşlar ve buralarda ilim ve kültürü oldukça geliştirmişlerdir.

İlk medreseleri Türkler arasında Karahanlılar kurmuştur. Semerkant şehrinde kurulan bu medreseyi Tabgaç Buğra Han kurmuştur.

Gaznelilerle lurdukları ittifak sonucunda Samani devletini ortadan kaldırmışlardır.

Türk İslam Devletleri – Unutmayalım

Orta Asyadaki ilk müslüman Türk devleti KARAHANLILAR ‘DIR.

Ribat adı verilen ilk askeri kervansarayları , Karahanlılar kurmuştur.

İlk posta teşkilatını kuran Karahanlılardır.

Karahanlılar, Milli bir devlet yönetimine sahiptirler. Bunun çeşitli kanıtları bulunmaktadır. Örneğin Türkçe’yi resmi dil ilan etmeleri bunu ıspatlar niteliktedir.

Bununla beraber Türk devletlerindeki geleneksel ikili yönetim anlayışını sürdürmüşlerdir.

Alfabe olarak milli bir alfabe olarak kabul ettiğimiz Uygur Alfabesini kullanmışlardır.

Karahanlı hükümdarlarının kullandığı ünvanlar da milliyetçi yapının korunduğunu gösteriyor. Örneklere bakacak olursak Han, Hakan,Kağan ünvanları ile beraber kadir (güçlü) arslan, ilig (il sahibi, devlet sahibi, toparlayan) Buğra ve kara gibi ünvanları kullanmışlardır.

türk islam devletleri - karahanlılar
türk islam devletleri – karahanlılar

Karahanlıların kurduğu eğitim sisteminin dünyada ilkleri yaşattığını rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Benzer uygulamalara rastlansa da tam manası ile “Bursluluk” sistemi ilk defa Karahanlı medreselerinde faaliyete geçiyor. Hazineye yük olmadan vakıflar desteği ile öğrencilerin eğitim masrafları karşılanmıştır.

Bursluluk sisteminin olması ve halkın şifai harcamalarını da karşılamaları “sosyal devlet anlayışı ” olduğunu göstermektedir. Halkın şifai harcamalarını da karşılamışlardır. ÖSYM sık sık bu kalıba vurgu yapmaktadır.

1040 yılında Karahanlı devleti , Selçuklu ailesinin Horasan’ı ele geçirmesi üzerine Gazne devleti ile birleşme kararı aldı. Ama buna rağmen aile içi sorunlar yani taht kavgaları neticesinde ülke doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü.

Doğu Karahanlı devletini Moğol olan Karahıtaylar

Batı Karahanlı Devletini ise Harezmşahlar ortadan kaldırmıştır.

Türk islam tarihi konu anlatımı etkinliğimize Karahanlı edebi eserleri ile devam ediyoruz.

Karahanlılar’da Edebiyat

Divanı Lugat-ı Türk

Kaşgarlı Mahmut ya da diğer adıyla Mahmud El Kaşgarî tarafından yazılmış önemli bir Türk islam eseridir. Araplara , Türkçeni arapçadan daha üstün bir dil olduğunu ıspatlamak amacıyla yazmıştır. Ansiklopedi tarzında bir Türkçe sözlük olarak kabul edilir.

türk islam devletleri - divan-ı-lugat-ı-türk
türk islam devletleri – divan-ı-lugat-ı-türk

Araplara ıspatlama amacıtla yazılmıştır demiştik. Bu sebeple arapça alfabe ile yazılmıştır. Eserin sonunda Türk dünyası haritaları bulunduğu için ilk coğrafi eserlerimizden biri olarak da değer görüyor.

Milliyetçilik ülküsü ile yazıldığını söyleyebiliriz. Türk diline sahip çıkmaya çalışması bunu kanıtlamaktadır. Benzeri bir eser ise Timur Devleti zamanında Ali Şir Nevai tarafından yine Türkçenin bu sefer Farsça’dan daha üstün bir dil olduğunu ıspatlamak amacıyla yazılmıştır.

Bu eserin ismi ise Muhakemet’ül Lugateyn’dir.

Divan-ı Hikmet

Hikmet divanı veya bilgi divanı olarak da çevrilebilir. Ahmet Yesevi tarafından kaleme alınan bu eserde Hikmet adı verilen şiirler toplanmıştır.

Eserde Allah ve resül aşkı işlenmiştir. Sade bir dille yazılan eserde hece ölçüsü kullanılıyor.

Karahanlı Türkçesi ve uzantısı olan Hakaniye Lehçesi ile yazılmıştır.

türk islam tarihi divan-ı-hikmet
türk islam tarihi divan-ı-hikmet

Atabet’ül Hakayık

Yüknekili Ahmet ya da diğer adıyla Edip (Edebiyatçı) Ahmet Yüknekî tarafından yazılmış bir eserdir. Manası , Hakikatlerin eşiğidir. Tasavvufi bir öğüt kitabıdır. Kıssadan hisse tarzında yazılan bu eser dini öğütlerde bulunmaktadır.

Yaradanı bulmanın yolu yalnız ve yalnız bilimdir diyen eser önemli öğütler içeriyor.

Kaşgar dili ve uygur harfleriyle yazılmış olan bu eserin orijinali İstanbul – Ayasofya kütüphanesinde bulunmaktadır.

Gazneliler

Gazneliler , kurulduğu şehrin adı ile anılan bir Türk devleti olmuştur. Afganistan’ın Gazne kentinde kurulmuştur. Türk islam devletleri arasında önemli bir yere sahiptirler.

türk islam devletleri  - Gazneliler
türk islam devletleri – Gazneliler

Kurucuları Alp Tigin olsa da daha çok Gazneli Mahmut ile anılmışlardır.

Gazneli Mahmut Hindistan’a 17 sefer yapmış ve bu seferlerde Hindistan’da islamiyeti yaymıştır.

Gaznelilerin yerli halkı Gur ve Hindu, yöneticileri ise Türk olduğundan uzun ömürlü olamamışlardır.

Sultan ünvanını ise ilk kullanan hükümdar olarak tarihte anılan kişi Gazneli Mahmud’tur.

İranlı meşhur şair Firdevsi’nin yazmış olduğu ünlü eser Şehname , Gazneli Mahmud’a sunulmuştur.

Gaznelilerin Selçuklular’a kaybettiği Dandanakan savaşı bir dönüm noktası olmuştur. Sultan Mesud döneminde yapılan bu savaştan sonra Afganistan’ın yerli halkı olan Gurluların isyanları sonrasında tamamen yıkılmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti

Selçuklu Devleti Oğuz Yabgu devletinde Sûbaşı olan Salçuk Bey’in torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey tarafından kurulmuştur.

Oğuzların Üçok koluna bağlı “Kınık”boyuna mensupturlar.

Arslan Yabgu , Gazneli Mahmut tarafından hapsedildiğinde harekete geçen Tuğrul ve Çağrı Beyler Gazneliler ile mücadeleye tutuştular.

Gazneliler ile yapılan mücadelelerde Nesa ve Serahs savaşları yapıldı ve Horasan’a egemen oldular. 1038 yılında yapılan bu mücadelelerden sonra 1040 Dandanakan savaşı ile büyük bir zafer kazandılar. Böylece Selçuklu Devleti kurulurken Gazneliler yıkılış sürecine girdiler.

Rey başkent yapıldı.

Tuğrul Bey başarılı bir devlet adamı iken Çağrı bey başarılı bir komutan olarak tarihe geçtiler.

Pasinler Savaşı

Tuğrul bey zamanında Selçuklu ile Bizanslılarla yapılan ilk savaştır.

Savaşın sebebi anadoluya yaılan akınlar ve batıya doğru ilerleme isteğidir.

Savaşı Selçuklu Devleti kazandı ve Gürcü kralı Liparit esir alındı.

Bizanslılar ile yapılan anlaşma gereği kendi ülkelerindeki camilerde Abbasi halifesi ve Tuğrul bey adına hutbe okutmayı kabul ettiler.

Abbasilerin halifesi, Şii Büveyhoğulları tarafından esir edilince Tuğrul Bey Bağdat üzerine bir sefer yaparak Halifeyi kurtardı ve bunun karşılığı olarak da halife Tuğrul Bey’e “Doğunun ve Batının Hükümdarı” ünvanı verdi.

Bağdat seferi , önemli bir olaydır. Bu seferden sonra Halife , islam dünyasının dini lideri olmuştur. Ancak siyasi liderliği Büyük Selçuklu devleti üstlenmiştir.

Alp Arslan Dönemi

Alp Arslan’ın ilk seferleri Kaflasya ve Azerbaycan tarafına olmuştur. Buralardan sonra Ani ve Kars kalelerini zaptetmiştir.

Alp Arslan döneminin en önemli gelişmesi Malazgir Zaferi’dir.

Bizans’ın Türkleri anadoludan atma isteği üzerine yapılan bu savaşta taraflar Bizans- Romen Diyojen ve Selçuklu Devleti – Alp Arslan olmuştur.

Bizans ordusunda svaşan paralı askerler Peçenek ve Uzlar Alparslan tarafına geçmiş ve Bizans’a büyük bir darbe vurulmuştur.

Savaş Muş yakınlarındaki Malazgirt ovasında yapılmıştır. Savaşı kaybeden Alp Arslan ile Romen Diyojen arasında geçen şu olay ilginçtir.

“Romen Diyojen Alp Arslan’ın çadırına misafir edilir. Alp araslan sorar : Eğer sen beni esir etseydin ne yapacaktın ?

-Şüphesiz gözlerine mil çekip seni kör ederdim. Arkasından da seni öldürürdüm.

Bunun üzerine Alp Arslan kendisini öldürmeyeceğini söyleyerek ona iyi muamele eder ve Romen Diyojeni serbest bırakır. Romen Diyojen ülkesine dönüp de tahta oturmak istediğinde ise tahtı ele geçirilmiş bulur ve yeni hükümdar gözlerine mil çektirerek onu idam eder.

Savaşın sonuçlarına baktığımızda “Anadolunun kapıları Türklere açılmıştır” meşhur cümlesinden hareketle Türkler anadoluya akın akın gelmeye başlamıştır.

Türk islam devletleri üzerine Bizans kışkırtmaları sonucunda HAÇLI SEFERLERİ BAŞLAMIŞTIR.

Anadolu toprakları üzerinde Türkiye Tarihi ismini verdiğimiz bir dönem başlamıştır.

Sultan Alparslan zamanında açılan Nizamiye medreseleri meşhurdur. Bağdatta açılan bu medreseler özellikle Batıni hareketine karşı bir önlem amaçlı açılmıştır.

İslam akidesini güçlendirmek adına tabi.

Melikşah Dönemi

Alparslan 1072 yılında şehid edildikten sonra veliahtı olarak gördüğü Melikşah tahta geçti. Zeki ve kabiliyetli veziri Nizalmülk’ü görevinde tuttu.

Amcası Kavurd , ona isyan etmiş idi ve ilk işi onu mağlup etmek oldu.

Karahanlı ve Gaznelilerle mücadele etti ve bu iki birleşik devleti de yenmeyi başardı. SAvaştan sonra Karahanlılar doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü.

Melikşah dönemi Selçuklu devletinin en parlak dönemi olmuştur.

En önemli olaylardan birisi de iç terör meselesidir. BAtıni tarikatı ve başında bulunan Hasan Sabbah , Nizamül Mülk’e bir suikast düzenleyerek öldürmüştür. Batınilik tarikatı islama büyük zararlar vermiş ve Selçuklu devletinin yıkılmasında etkili olmuştur.

Sencer Dönemi

Sultan Sencer döneminde 1141 yılında yapılan Katvan savaşı büyük bir yıkım olmuştur. Moğol Karahıtaylar’a yenilen Selçuklu ordusu zayıflamıştır ve Sultan Sencer’in ölümünden sonra ise tamamen yıkılmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti Neden Yıkıldı ?

Geleneksel Taht kavgaları

Devlet yönetiminden uzak tutulan Oğuz Türkmenlerinin küstürülmeleri ve ayaklanmaları. Özellikle İranlılar devlet görevine getiriliyordu. Sebebi ise yazışmalarda Fars dilinin kullanılmasıdır.

Haçlı Seferlerinin yıpratıcı etkisi

Atabeglerin bağımsız davranışları ve Atabeglikler kurulması

Batınilerin zararlı faaliyetleri ve terör saldırıları

Abbasi Hilafetinin yürüttüğü siyasi bağımsızlık çalışmaları

Moğol saldırıları ve akabinde 1141 Katvan mücadelesinin kaybedilmesi.

 

Tolunoğulları

Tolunoğlu Ahmet, Mısır’da kurduğu bu Türk devletine , Mısır’da kurulan İlk Türk Devleti ünvanını kazandırmıştır.

tolunoğlu ahmet cami resmi
tolunoğlu ahmet cami

Tolunoğlu Ahmet, Abbasi devletinin Mısır valisidir. Tavaif’ül Mülük adı verilen küçük islam devletlerindendir.

Başkenti Fustat şehridir. Eski Kahire olarak da bilinir bu şehir.

Suriye , Irak , Filistin gibi arap şehirleri ele geçirildi. Suriye’ye hakim olan Tolunoğulları bu yönüyle de bir ilki başarmışlardır.

Mısır’da bu tarihten itibaren 1000 yıllık bir egemenlik kurulmuştur. (Farklı devletler tarafından)

Tolunoğlu Ahmed’in ölümünden sonra Abbasiler tarafından bu devlete son verilmiştir.

Ihşidiler – Akşitler

Akşitler olarak da bilinen Ihşidiler, Mısırda Tolunoğlu Ahmet’ten sonra devlet kurmuş olan ikinci Türk – İslam devletidir.

Kutsal topraklara yani Mekke ve Medine’ye (Hicaz olarak da bilinir ) egemen olan ilk Türk -İslam devletidir.

Abbasi Devleti valileri tarafından kurulan bu devletlerde genellikle merkezi otorite boşluğu fırsat bilinmiştir. Abbasi Valisi Muhammed Togaç tarafından kurulmuştur.

Başkenti Kahire olarak da bildiğimiz Fustat kentidir.

Ihşidiler bir Tavaif’ül Mülük devletidir. Yani islam devletinin yıkılmasından sonra kurulan küçük devletlerdendir.,

Ihşid kelimesinin manası “Sultanlar Sultanı” demektir. Abbasi halifesi tarafından verilen bu ünvan siyaseten bir güç göstergesidir.

Ihşidiler, Şii bir islam devleti olan Fatımîler tarafından yıkılmıştır.

Önemli Uyarı : Hem Tolunoğulları hem de Ihşidiler, yöneticileri ve komutanları Türk olsa da yönetilen halk bakımından araplara hükmediyorlardı. Bu sebeple de aradaki kültür çatışmasının da etkisiyle uzun ömürlü olamamışlardır.

Harezmşahlar Devleti

Harezm kentinde kurulduğu için bu isimle anılmıştır. Harezm şehri Orta Asyada Aral Gölünün güneyinde bulunmakta olan çok önemli şehirlerdendir.

Kurucusu olarak Muhammed Harezmşah kabul edilir.

Başlangıçta Selçuklulara bağlı olarak yönetiliyor olsa da Atsız oğlu İl Arslan bağımsızlığı ilan edince yeni bir yönetim kurulmuştur.

Alaaddin Muhammed döneminde en parlak günlerini yaşadılar.

Harezm valisi İnalcık , Moğol kervanına yağma saldırısına izin verince tarihe Otrar faciası olarak geçtiler. Bu saldırıda kervanlar yağmalandı ve kalanların ise sakalları yakılarak geri gönderildiler. Moğollar bu durumu çok sert bir şekilde cezalandırdılar.

Celaleddin Harezmşah döneminde Ahlat’ı almaya çalıştılar. Anadolu Selçukları buna izin vermediler. Yassı Çemen savaşında 1230 yılında yenilen Harezmşahlar Moğollar tarafından son darbeyi aldılar ve yıkıldılar.

Peki ne oldu ? Moğollar Harezmşah devletini yok ettiler ve her şehirde katliam yaptılar. Bu tarihten itibaren orta asya istilası başladı.

Harezmşahların tarih sahnesindeki rolüne bakılacak olursa Moğol istilalarını geciktirmiş olmaları öne sürülür. Orta Asya istilasını geciktirmiş ve Moğollarla çetin mücadeleler vermişlerdir.

Eyyübiler

Eyyübiler devletinin ismi kurucusu Selahaddin Eyyübi’den gelmektedir. Mısırda varlığını sürdüren Fatımî devletinin sona ermesinden sonra tarih sahnesine çıkmışlardır.

Selahattin Eyyübi tecrübeli ve dirayetli bir komutandı.

Kısa sürede Irak , Filistin , Suriye, Anadolunun Güney cephesini ele geçirdi. Mısır’a hakim olduğu için otomatik olarak Baharat yoluna da hakim olduğunu söylemek yanlış olmaz elbette.

Haçlı seferleri sonucunda kurulan Kudüs krallığını yenilgiye uğratarak Kudüs’ü haçlıların elinden almayı başardı. Tarihe Hıttin savaşı olarak geçen bu savaştan şöhretle çıktı.

Selahaddin Eyyübi’nin ölümünden sonra ise Mısır’da başka bir devlet kuruldu. Moğol İlhanlı devleti Eyyübilere son verdi.

Mısırda kurulan yeni Türk devleti ise Memlükler oldu. (Kölemenler)

Memlükler – Kölemenler

Tarih boyunca bu isimle anılmış olsa da kendilerine Et Devlet-i Türkiyye ismini vermişlerdir. Bu manada baktığımızda Türkiye ismini kullanan ilk Türk ve Türk – İslam devletidir.

Aybeg tarafından Mısır’da kurulmuştur. Memlük “köle” manasına gelir. Kölemen komutanların zamanla sayısı artınca idareyi ele geçirmişlerdir.

Memlük devletinde hükümdarlığın meşruiyeti Hanedan değil , güçlü komutanlardır. Yani Saltanat sistemi yoktur. Bunun yerine güçlü olan komutan iktidarı zorla ele geçirir. Bu sebeple 300 sene kadar Mısır’a egemen olsalar ömürleri kısalmıştır.

Moğol İlhanlıları’nı tarihte ilk kez yenen devlet olarak tarihe geçmişlerdir. Kutuz döneminde 1260 AYN CALUD savaşı yapılmış ve Moğollar yenilgiye uğratılmıştır.

Mısır’da kurdukları hakimiyet neticesinde Baharat Yolu’na hakim olmuşlardır.

Sultan Baybars döneminde Bağdat’da çıkan karışıklıklardan kaçan Muntansır Mısır’da halife ilan edildi. Buradaki amaç ise islam dünyasında otoritesini arttırmaktır.

Osmanlı – Memlük İlişkileri Neden Bozuldu ?

Fatih Sultan Mehmet döneminde Hicaz (Mekke- Medine- Kutsal Topraklar) su yolları probleminin çözümü için Memlükler’e teklif gönderilmiş ve sorunun ortaklaşa çözülmesi istenmiştir.

Memlükler ise bunu iç işlerine müdahale sayarak reddetmiştir. Ancak hacılar, hac yolunda su sorunu çekiyorlardı ve Osmanlı bu durumdan rahatsızdı.

Osmanlı Devleti Karamanoğullarına son vermiştir. (II.Bayezid) Burada Karamanoğulları ile Memlüklerin bir ittifak halinde olması sebebi ile bir problem oluşmuştur.

Memlükler II.Bayezid’in kardeşi Cem Sultan ile olan taht mücadelesinde Cem Sultan’a yaredım etmiş ve böylece Osmanlıyı iyice karşılarına almışlardır.

Anadoluda Dulkadiroğulları ve Ramazanoğullarını destekeleyerek Osmanlı Devletini zor durumda bırakmaları

Bütün bu meselerin birikimi ile Yavuz Sultan Selim döneminde ( 1514 ve 1516 ) Mercidabık ve Ridaniye savaşları neticesinde Memlükler yıkılmıştır. Böylece Halifelik ve Baharat yolunun kontrolü de Osmanlı Devleti’ne geçmiştir.

Türk islam tarihi konusu çokça tekrar edilmesi gereken bir konudur. Bunun yanısıra sınavlarda çok soru gelmektedir. Bu sebeple üstünde durulması gereken bu konunun çok iyi anlaşılması için sürekli tekrarı önemlidir.

günlük yazılar yazarak özet çıkarmanız faydanıza olacaktır. Türk – islam devletleri konusu bu kadardır 🙂

Şimdi de Türk – İslam Tarihinde Önemli Şahsiyetlere Göz Atalım.

 

Türk – İslam Bilginleri

El-Farabi

Türkistan’ın Farab kentinde doğduğu için Farablı manasında Farabî adını almıştır. Asıl adının Abu Naser olduğu tahmin edilmekle birlikte Avrupa’da Alfarabius olarak bilinmektedir.

Farabi’nin ailesi hakkında bilinen tek gerçek babasının bir kale kumandanı olduğudur.  (Vesiç Kalesi)

Bir süre kadılık yaptıktan sonra kendisini ilim ile daha fazla meşgul edebilmek için Kadılık mesleğini bırakmıştır. Çok iyi bir eğitim aldığı tahmin edilen Farabi , eserlerinin çoğunu Bağdad’da kaleme almıştır.

Farabi paraya önem vermeyen , ahlakı herşeyin üstünde tutan bir şahsiyetti. Hiç evlenmedi ve mal mülk edinmedi.

Mualim-i Sani , yani ikinci öğretmen ünvanı ile anılan Farabi şüphesiz bu şöhretini haketmektedir. Aristo, birinci öğretmen kabul edilmektedir. Üçüncü öğretmen olarak ise İbn-i Miskeveyf’in adını anmaktayız.  (Darvin’den 850 sene evvel evrim teorisini düşündü )

Bir gün Farabi’ye şu sorunun sorulması ve alınan cevap şaşırtıcıdır. ” Sen mi daha bilgilisin yoksa Aristo mu ?”

El -Cevap :” Eğer Aristo zamanında yaşasaydım ve ona yetişseydim mutlaka onun talebesi olmak isterdim.”

Dünya tarihinde ilk defa “Birleşmiş Milletler” fikrini ortaya atan kişidir.

Dünya’nın ilk mdoern müzik kitabı olan Kitab’ul Musiki çok önemli bir eserdir.

Felsefe ve özellikle din felsefesi üzerinde önemli çalışmalarda bulunan bilimlerin sınıflandırılması konusunda da çalışmalar yapmıştır.

Farabi’nin eserleri ise :

  1. es-Siyasetu’l-Medeni (Mebadiu’l-Mevcudat)
  2. Arau Ehli’l-Medineti’l-Fadıla – Çok önemli eserlerinden en bilinen eseri diyebilirim.
  3. el-Cem’ Beyne Re’yeyi’l-Hakimeyn
  4. Kitabu’l-Mille
  5. Risale fi’l-Akıl
  6. Kitabu’l-Hurup
  7. Tahsilus-Seade
  8. İhsa’u’l-Ulum

El-Biruni

Gazneli Mahmut’un sarayında yaşamıştır. Gazneli Mahmud ona verdiği değeri göstermek için ” Sarayımın en değerli hazinesi” gibi bir iltifatta bulunmuştur. Gayet yerinde bir iltifattır.

Newton’dan yıllar önce yer çekiminden ilk defa bahsetmiştir.

Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü düşünmüştür.

Ekvatorun uzunluğunu az bir yanılma payı ile de olsa doğru hesaplamıştır.

 

İbn-i Sina

İbn-i Sina bilinen en ünlü tıpçılardan kabul edilmektedir. Avrupa’da Avicenna adıyla meşhurdur.

el Kanun Fit’Tıbb kitabı günümüzde hala Türkiye’de ve Avrupa’da okutulan tıp kitaplarındandır. 

“Şifa Ansiklopedisi ” meşhurdur.

Farmokolojinin kurucusu kabul edilir ve Tıbb’ın hükümdarı gibi lakapları vardır. Tarihte ilk mdie ameliyatını da İbn-i Sina gerçekleştirmiştir.

Mikrop, terimini ilk defa açıklayan kişidir. 10 yy’da yaşayan bir bilgindir. Bazı kaynaklar ilk defa Akşemsettin tarafından bahsedildiğini ortaya atsa da Akşemsettin’in 15 yy’da yaşadığı dikkate alındığında bunun zayıf bir iddia olduğu görülmektedir.

El- Harezmi

Harezmic Cebirin kurucusu olarak kabul edilir. Dünya’da sıfır sayısını ilk defa kullanan ve kavramlaştıran kişi Harezmi’dir. Astronomo ile meşgul olan Harezmi’nin Bağdad’da Beyt’ül Hikme adı verilen bilgi evlerinde görev yaptığı bilinmektedir.

Uluğ Beğ

Türk – İslam tarihinin en önemli astronomlarından kabul edilir. Semerkant şehrinde yaşamıştır. 

Hükümdar Timur’un torunudur.

Kendi adına yaptırdığı Rasathanesi bulunmaktadır. Ali Kuşçu gibi büyük bir astronomu yetiştirmiştir.

Zic-i Uluğ Bey önemli eseridir. Yıldızname olarak da tabir edilen bu eserde yıldızların dizilişi anlatılır. 4 ana bölümden oluşur ve matematik coğrafya gibi ayrıntılı konuları da içermektedir.

 

 

 

Continue Reading
Advertisement
2 Comments

2 Comments

  1. Esma Akbay

    15 Ağustos 2019 at 04:41

    Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.

    • avicenna

      15 Ağustos 2019 at 14:37

      Teşekkürler 🙂 Takibe devam ediniz

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tarih Konu Anlatımı

Osmanlı Adalet Sistemi

Published

on

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

İslâmiyetten önce adaleti temin edecek bir teşkilat mevcut değildi. Bu vazife kabileler arasında seçilen Hakemler tarafından yürütülürdü. Ancak bu hakemler verilen hükümleri tatbik etme gücünden mahrum olduklarından kuvvetlinin sözü geçerliydi.

osmanlı adalet sistemi
osmanlı adalet sistemi

İslamiyet’in gelişiyle fertlerin ve kabilelerin haklarını kendilerinin korumaları usulü kaldırılıp bu yetki merkezi bir otorite yani devlet başkanına verildi. Asr-ı Saadet’te davası olan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e müracaat ederek hallederdi. Bu sebeple islamiyette ihtilaflı meselelere ilk bakan Peygamber Efendimiz idi.

Peygamber Efendimizin,  Hz Ömer Hz Ali gibi Ashab-ı kiramın büyüklerini davaları bakmaları için Kadı olarak tayin ettiği de olmuştur. Ayrıca Yemen Umman gibi fethedilen yerlere tayin ettiği valiler idari işlerin yanında adli işleri de yürütmüşlerdir. Muaz bin Cebel Ebu Ubeyde Bin Cerrah böyle sahabelerdir.

Bunlara gittikleri yerde nasıl hükmedeceklerini öğreten Peygamber Efendimiz gerektiğinde son mercii ve temyiz makamı durumunda idi.

Resulullah sallâllahûhu aleyhi ve sellem den sonra Hulefayi Raşidin de Adalet işleri ile bizzat ilgilendikleri, baş hakim durumunda oldukları gibi muhtelif merkezlere görevli kadılar ve valiler de tayin ettiler. Zaman zaman onlara yazdıkları talimatnameler de muhakeme usulüne dair mühim kaideler koydular.

 Hz Ömer’in Basra Valisi Ebu Musa El Eş’ari ye gönderdiği talimatname Bu bakımdan ehemmiyet arz eder Besmele ile başlayan talimatnamenin bazı kısımları şöyledir. Müminlerin Emir’i Allahu Teala’nın kulu ömer’den Abdullah Bin Kays a Allah’ın selamı üzerine olsun kaza muhakkak ki muhkem bir vazife olarak sana getirilen davalar üzerinde iyice düşün.

Mesele senin yanında açıklığa kavuşunca hükmünü ver ve derhal icra et. İcra edilmeyen bir hakkın faydası yoktur. Duruşma sırasındaki bakışlarında ve bulunduğun yerlerde adaleti elden koma.

Böylece ne zengin ne fakir adaletsizliğe uğrayacaklarından korkmasınlar. Davayı delille ispat etmek davalıya yemin ,davayı red edene düşer. Davayı hükmü bağladıktan sonra ertesi gün yanlış hüküm verdiğini anlarsan seni hiçbir şey hakka dönmekten alıkoymasın. Hakka dönmek hatada devam etmekten hayırlıdır. Getirilen davanın hükmünü kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şerifte bulamazsan İçtihat et kıyas yoluyla Allahu Teala’nın rızasına uygun düşeceğini umduğun hükmü ver.

Beyyine yani delil getirirse hakkını alır . Bu mühlet içerisinde değil getiremeyen yahut getirmeyenin aleyhine hüküm ver. İftira cezasına çarpılan yalancı şahitlikle tanınan ve akraba olanlar müstesna.

Müslümanlar biri diğeri hakkında şahitlikte bulunabilirler muhakeme sırasında insanlara karşı gazap ve hiddetten bağırıp çağırmaktan ve işlerin çok da ondan sıkıntı duymaktan ve ekşi yüzlü olmaktan sakın Allahu Teala işlerinde rızasından ayrılmayan kadıyı insanlar tarafından gelecek tehlikelerden korur ve yaptığı işlere hile karıştıran, Hüsn- ü niyeti olmayan kadıyı Allahu Teala Halk içinde rezil eder. Allahu Teala İhlas ile yapılan amelleri kabul eder.

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerden sonra bu talimatname ve benzerleri İslam muhakeme usulünün esasıdır. Ayrıca İslam Adliyesi’nde Kadı ve diğer hüküm verme mevkiinde olanların dünyevi ve uhrevi müeyyide ve sorumluluklarla murakabe altına alındığı görülür.

Nitekim birçok büyük alim kaza yani hüküm vermenin ağır mesuliyetinden dolayı kabul etmekten çekinmemiştir. Gerek Asr-ı saadet’te gerekse Hulefa-i Raşidin döneminde adliye alanında uygulanan tatbikatlardan sonra gelen İslam devletlerinde de kurulan teşkilatlara esas olmuştur.

Abbasiler devrinde Ayrıca sarayın teşkilatının büyümesi sebebiyle bugünkü Adalet Bakanlığına karşılık kadılkudatlık makamı kurulmuştur ilk defa imam-ı Ebu Yusuf halife Harun Reşit tarafından kadılkudat olarak tayin edildi.

Bundan sonra başka şehirlere kadıların tayin terfi ve vazifeden alınma işlemleri kadılkudat tarafından yapılmaya başlandı. İhtiyaç halinde büyükşehirlere birden fazla kadı tayin edildi bu usül Abbasiler de muasır ve daha sonraki İslam devletlerinde de uygulanmıştır.

Günümüzdeki Adalet Bakanlığı ile temyiz Mahkemesi ve Yüksek İdare Mahkemesi başkanlıkları gibi görevlere karşılık gelen bu makam artık kadıları tayin etmeye ve halifenin vergi etkisini onun adına kullanmaya başladı. İslam devletlerinde kadının idare ettiği mahkemelerden başka doğrudan veya kısmen adaleti temin ile vazifeli teşkilatlar da vardı.

Mezalim mahkemeleri

Mevki ve nüfus sahibi kimselerin haksızlıklarına mani olmak maksadıyla halife veya Vezir adına hüküm veren kadıların baktığı mahkemelerdir. Halife ve vezirin mahkemede bulundukları da olurdu . Bugünkü benzeri, idare mahkemeleridir.

Kadılcund ; Ordu Kadısı teşkilatı

Askeri davalara bakardı bugünkü askeri mahkemelerin yerini tutardı. Şurta Polis Teşkilatı mahkemelere yardımcılık yapan, verilen kararı infaz eden Şurta’nın zaman zaman hüküm verme durumunda bulunduğu olmuştur. Dini ve sosyal bir vazifesi olan polisin herhangi bir haksızlık ve zulme meydan vermemesi için alim, dindar ve erkek olmasına dikkat edilirdi.

Hisbe teşkilatı

Esas vazifesi Emri Bil Maruf ve Nehyi Anil Münker yani iyiliği emretmek kötülükten vazgeçirmek olup pek çok vazifesi yanında gerektiğinde kuvvet kullanarak meseleleri halleder. Ahlak ve asayiş ile ilgili davalara bakardı. Bugünkü belediye teşkilatının birçok işlerini Bu teşkilat yürütmekteydi. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri ile İlhanlılarda ,Eyyübiler’de Memlüklüler’de hep Abbasi Adliyesi model alınmıştır .

Dört halife devrinden sonra İslam devletleri arasında müstesna bir yeri olan Osmanlı Devleti ise her konuda olduğu gibi Adliyesi’nde de İslam hukukunun en hassas uygulayıcısı olmuştur . Zulmün Payidar olmayacağının zulüm üzerine kurulan devletlerin ne kadar büyük olsalar da ömürlerinin kısa olacağının farkında olan Osmanlılar Adalet mülkün esasıdır kaidesini kendilerini prensip edinmişlerdi.

Bizzat padişahlar tebaasının karşısında adalet önünde boyun eğme büyüklüğünü gösterilmişlerdi . Nitekim seferden dönerken askerinin ekinlerin içinden geçmelerini şikayet eden köylüye Kanuni Sultan Süleyman peki bizi kime şikayet edersin deyince köylü “seni kanuna şikayet ederiz kanuna ” demiş bu cevaptan çok memnun olan Kanuni böyle bir tebaası olduğu için Allahu teâlâ’ya hamd etmiştir.

Yalnız insanlara değil hayvanlara eziyet bile cezai müeyyideleri bağlanmıştı. Nitekim osmanlı adalet sistemi hakkında , bir kuşa eziyet ettiği görülen bir kuyumcunun Amme suçu işlemekten tevkif edilip Kadı huzuruna sevk edildiğini , Almanya’nın Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki fevkalâde büyük elçisi Busbecq hayretle nakleder.

Çünkü Avrupa’da böyle bir şey suç sayılmamaktadır. Osmanlı etrafındaki memleketlerin halkı arasında büyük bir itibar kazanmış, hatta Balkanlardaki Hristiyanlar ülkeye giren Osmanlı sultanları hakkında bu gelen padişah adildir demişlerdir. Böylece Osmanlı yüksek Adaleti ve müsamahası sayesinde farklı dinlere ve milletlere mensup insanlar Osmanlılık çatısı altında 600 sene gibi dünya tarihinde başka hiçbir devlete nasip olmayan uzun bir ömür yaşamıştır.

Adalet teşkilatını kurarken önceki İslam devletlerinden ve faydalanan Osmanlı Devleti daha kuruluş yıllarında

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi konusunda İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

islam hukukuna göre bu işi sağlam esaslara bağladı. Monarşi ile yönetilen devletlerin hepsinde olduğu gibi yasama yürütme ve yargı fonksiyonları padişahın elindeydi ancak padişah bu fonksiyonlarını vekilleri vasıtasıyla kullanır yargı fonksiyonlu da padişah adına onun tayin ettiği kadınlar yerine getirirdi.

Osman ülkesi kaza adını taşıyan yargı çevrelerine taksim edilmişti bunların her birine medreselerin yüksek sınıflarından mezun olmuş üstün ahlak ve ilmi ehliyet sahibi kimselerden 2 yıllığına kadılar tayin edilirdi. Mekke Medine gibi yerlerde Bu süre bir yıldı günümüzde noterlikte olduğu gibi sırada bekleyen herkesin göreve tayin edilebilmesi ve kadıların gittikleri yerlerde halkla içli dışlı olmalarına yol açmamak için tespit edilen bu 1 veya 2 yıllık süre sonunda kadılar merkeze gelerek yeni bir göreve atanmalarını beklerlerdi. Bu bekleme süresinde de medreselerde müderrislik yaparak Nazari bilgilerini geliştirebilirlerdi

Continue Reading

Makale

Küçük Kaynarca Anlaşması

Published

on

küçük kaynarca antlaşması

Osmanlı Devletinin 623 yıllık hükümranlığında yediği en büyük darbelerden birisi 1768-1774 Osmanlı – Rus savaşı ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasıdır. Padişah 1.Abdülhamid döneminde imza edilen bu anlaşma ile beraber Osmanlı Devleti , ilk defa müslüman bir toprağını, hem de bu kadar büyük bir toprağını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Kırım ! Karadeniz’in incisi, kapısı konumundaki bu cennet ülke bu anlaşmayla beraber özerk bir yapıya bürünüyor. Tabi ki bir süre kadar. Zaten Ruslar’ın asıl amacı Kırım’ı kendine bağlamak olduğu için elbette ilk aşama özerklik iken mütemadiyen yapılan mücadeleler neticesinde Rusya Kırım’ı ilhak edecektir.

Öncelikle sizlere bu sürecin nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını anlatmak istiyorum. Devamında ise bu talihsiz anlaşmanın maddelerini ve kayıplarını konuşacağız. Ruslari Lehistan’da tahta geçecek olan Kral’ın seçimine karışması , Ruslar’ın Kırım Hanlığı ve Osmanlı topraklarına tecavüz etmeleri nedenleriyle savaş başlamıştır. Her ne kadar haklı sebeplerle başlamış olsa da savaşın ilanı hiçbir gerekli hazırlığı içermeden yapılmış idi. Padişah 3.Mustafa zamanına rastlayan bu gelişmeler , hükümdarın kahrından ölmesine sebebiyet vermiştir.

Ruslar, kısa sürede Kırım’ı işgal etmiş ve memleketeyn adını verdiğimiz Eflak – Boğdan da zaptedilmiştir. Bununla beraber Tuna nehrine kadar ilerlemişler ve Tuna’yı da aşarak osmanlı topraklarına büyük zararlar vermişlerdir.

Ruslar ayrıca İngilizler’in de desteğini alarak gemilerini Baltık Denizine sokmuş ve oradan da Akdeniz’e indirmişlerdir. Burada Çeşme limanı yakınlarında gerçekleşen savaştan sonra Çeşme Baskını adını verdiğimiz hadise gerçekleşmiş ve Osmanlı gemileri yakılmıştır. Tarihte 4 kez akılan Osmanlı donanması burada da imha edilmiştir. Esasen baktığımızda Rusların da pek iyi durumda olmadığını görüyoruz. Kendi topraklarında Ruslar “Pugaçef isyanı ” adı verilen bir iç isyan yaşıyorlardı. Osmanlı da bu isyanı büyük bir ilgi ve ümitle takip etmekteydi.

Büyük Frederich bu olaydan dolayı Osmanlı ve Ruslar arasında bu savaşa ” Körler ve tek gözlülerin savaşı” demektedir. Bunun neden şüphesiz iki devletin de zayıf durumda olmasıdır.

Hem Osmanlı devleti hem de Rusya bu savaşta aslında büyük kazanımlar elde etmenin peşinde değillerdir fakat Osmanlı’nın zayıf olması Rusya için büyük kazanımların kapısını araladı.

Küçük Kaynarca antlaşması çok kötü sonuçlar doğurdu ve Osmanlı açısından çok büyük bir toprak parçasının hem de halkı tamamen Müslüman olan bir toprak parçasının elden çıkması ile sonuçlandı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın kırım’ın elden çıkması ve bağımsız olması maddesinin haricinde çok kötü sonuçları var bu sonuçlardan bazıları şunlardır. Şimdi biz en önemli maddelerden daha az önemli maddeleri doğru sıralıyoruz

1.Kırım bağımsız olacaktır ancak Kırım halkı dini yönden Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır.şüphesiz bu maddenin kırım’ın elden çıkması ile ilgisi var çünkü Osmanlı devleti kırım’ı geri almak istiyor ve bunu yapmak içinde Kırım halkı ile olan bağını koparmak istemiyor.

2. Rusya Karadeniz’de donanma bulundurma hakkına sahip olacaktır.dolayısıyla Rusya aslında asıl istediği sonuçlardan birine ulaşmış oldu Rusya Karadeniz’de ticaret yapabilecek ve bununla beraber karadeniz’den Akdeniz’e geçmek için çaba gösterecek asıl amacı sıcak denizlere inmek olan Rusya bu amaç doğrultusunda ilk kazanımını elde etmiş bulunuyor.

3. Ege Adaları Eflak ve Boğdan yani Romanya toprakları Osmanlı devleti’ne bırakılacaktır fakat buradaki halka serbestlik tanınacaktır.

4. Osmanlı devleti savaş tazminatı ödeyecektir ki baktığınızda bu Osmanlı tarihinde ilk defa görülen bir şeydir.

5. Rusya ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmek istemektedir dolayısıyla da bu sebeple Fransa orijinal metnini böyle bir madde eklenmiştir orijinal metinde Rusya’nın ortodoksların koruyucusu olduğuna dair bir madde bulunmamaktadır.

6. Fransa’ya ve İngiltere’ye verilmiş olan kapitülasyonlardan Rusya da eşit oranda faydalanabilecektir.

7. Kerc , Azak , Kılburun , Yenikale , Kabartay ve Dinyeper arasında kalan bütün araziler Rusya’ya bırakılacaktır.

Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı Devleti’nin 18. Yüzyılda imzaladığı en ağır antlaşmadır. Bu cümle Osmanlı tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Osmanlı devleti kırım’ı elinden çıkardıktan sonra ondan asla vazgeçmem iş ve savaşlar silsilesi devam etmiştir. Neticede Osmanlı devleti kırım’ı Rusya’ya bağlanmaktan Huriye olmamış hatta Rusya’nın kırım’ı aldığını onaylamak zorunda kalmıştır.

askeri gemiler bulundurmasına engel olmuştur.öte yandan Osmanlı toprakları özellikle Balkanlar’dan ve boğazlardan gelebilecek tehlikelere karşı açık duruma gelmiştir. Ayrıca Rusya’nın Ortodoks halklar üzerinde koruyuculuk gibi bir iddiası olması Osmanlı devleti’nde yaşayan Hristiyan halkın ayaklanması tehlikesini ortaya çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kırım’ı elden çıkarması 1774 Küçük Kaynarca antlaşması ile olmuşsada Rusya’nın kırım’ı alması bir sürecin sonucunda gerçekleşmiştir. Rusya önce kendisine yanlı olarak gördüğü Kırım hanı Şahin Girayı seçilmiş olarak ilan etmiştir. Akabinde bunu Osmanlı devleti’ne aynalıkavak tenkitnamesi ile kabul ettirmistir. Devam eden süreçte Rusya’nın 1783 yılında kırım’ı topraklarına kattığını yani ilhak ettiğini duyması üzerine savaşlar tekrar başlamıştır. Osmanlı devleti sonuç olarak 1792 yılında savaşı kaybetmiş ve imzalanan Yeşilköy ayastefanos antlaşması ile kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.

bütün bu yönleriyle Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı tarihinde bir kara lekedir ve Osmanlı tarihinin en üzüntü verici en sıkıntılı olaylarından biridir. anlaşma imzalandığı sırada tahta bulunan 1. Abdülhamit 792 yılında özi kalesi’nin de ele geçirilmesi ve buradaki bütün halkın katledilmesi haberi üzerine felç geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.

kırım’ın elden çıkması tam manası ile Osmanlı devleti için bir dağılmadır. Özellikle bu toprakların geri alınamayacağının anlaşılmış olması Osmanlı için tam bir çöküş döneminin habercisiydi.

Continue Reading

Tarih Konu Anlatımı

İlk Çağ Uygarlıkları

Published

on

ilk çağ uygarlık

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI

Özellikleri

  • İklim koşullarının elverişli olduğu yerlerde kurulmuşlardır.
  • Günümüz toplum yaşantısının temelini, atmışlardır.
  • (Devlet örgütü, ordu memleket yönetimi, yazılı hukuk)

Çin Uygarlığı

  • Sarı ve Gökırmak vadisinde kurulmuştur.
  • Maden azlığı(Porselen ve ipek dokumacılığının gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı
  • Türk akınlarına karşı Çin Seddi’nin yapılması
  • Türkler hakkındaki ilk bilgiler Çin kaynaklarında bulunmaktadır.
  • Dünya kültürüne katkıları (Barut, pusula, mürekkep, kağıt, matbaa)

Hint Uygarlığı

  • İndus ve Ganj vadisinde kurulmuştur.
  • İklim koşullarının uygun olması istilaya açık olması
  • Kuzeyden gelen Arilerin etkisi(kast sisteminin doğması)
  • Kast Sistemi; ulusal, kültürel, siyasal, dinsel, dilsel birliği engellemiştir.
  • En eski din Veda dini (Brahman din adamı) (Brahmanizm)
  • Budizm Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Ancak Kast sisteminden dolayı yayılmamıştır.
  • Gaznelilerin etkisi (Müslümanlık Hindistan’da yayılması)
  • Not: Kast sisteminin parçalanması
  • Coğrafi Keşifler Hıristiyanlığın yayılması

İskitler (Sakalar)

  • Bozkır yaşam tarzı vardır.
  • Kabileler halinde yaşamışlardır.
  • Devlet boyların oluşturduğu federasyondur.
  • Ailede kadına önem verilir.
  • Alper Tunga Destanı İskitlere aittir.
  • Amazon efsanesi İskitlere aittir.
  • Sanat eserleri taşınabilir malzemeden oluşur.
  • Öldükten sonra yaşama inanırlar.
  • Maden işlemeciliği gelişmiştir.

MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI

  • İki nehir (Fırat, Dicle) arasına Mezopotamya denir.
  • İklim koşullarının uygun olması; birçok kavmin buraya gelmesi
  • Siyasi tarihi Sümerlerle başlar.
  • Sanat eserleri tuğla ve kerpiçten yapılmıştır.
  • Mezopotamya Uygarlığı Anadolu ve Akdeniz uygarlığının temelini oluşturmuştur.

Sümerler

  • İlk siyasi örgütlenmeyi yapmışlardır.
  • Siyasi yapı (şehir devletler)
  • Patesi (Yönetici: rahip-kral)→Teokrasi
  • İlk yazıyı (Çivi yazısını) buldular.
  • İlk yazılı yasalar (Lagaş kralı Urgakina)
  • Not: Fidye esasına dayanır insancıldır.
  • İlk edebi eserler (Tufan, Yaradılış, Gılgamış)
  • Ziggurat (ibadethane, depo, gözlemevi)
  • Ayın ve Güneşin hareketlerinin tespiti (ilk ay yılı esaslı takvimi yaptılar)
  • Aritmetik ve geometrinin temelini atmışlardır.
  • Din dünyevidir.

Elamlar

  • Sümerlerin doğusunda yaşamışlardır.
  • Kalıcı eser bırakmamışlardır.
  • Çanak çömlek yapımında ileri gitmişlerdir.
  • Kral yolu ELAMLAR’ın SUSA şehrinden başlar.

Akadlar

  • Sami kökenlidirler.
  • Sümerlere son verdiler.
  • İlk merkezi krallık kurulmuştur.
  • İlk düzenli ordu (piyade) kurulmuştur.
  • Sümer Uygarlığını Ön Asya’da yaymışlardır.

Babiller

  • Sami kökenlidir. Siyasi yapı (mutlak monarşi)
  • İlk anayasa (Hammurabi Kanunları; kısas mantığına dayalı)
  • Dünyanın yedi harikasından biri olan Asma Bahçeleri Babil’e aittir.

Asurlular

  • Topraklarının verimsizliği; ticarete önem vermeleri
  • İlk kara ticareti ve kara koloniciliği yapmaları
  • Anadolu’da (Karum) koloni kurmaları
  • Not: Ticaret amaçlı yerleşme amacı taşımaz.
  • İlk atlı birlikleri kurdular.
  • Çivi yazısını Anadolu’ya taşımışlardır. (Kültepe tabletleri)
  • Not: Anadolu’nun tarihi devirlere geçmesi
  • Yasaları daha serttir.

İran Uygarlığı

  • Hint-Ari kökenli Medler ve Persler kurmuştur.
  • Medleri Persler ortadan kaldırdı.
  • Persler Anadolu’ya egemen olmuşlardır.
  • Satraplık (eyalet) satrap (vali)
  • İlk posta teşkilatını kurmuşlardır.
  • Persler Zerdüşt dinine inanmışlardır.
  • Ateş kutsaldır Ateşgede adı verilen tapınaklar yapmışlardır.
  • Ön Asya’da çivi yazısını kullanan son uygarlıktır.
  • Daha sonra Fars alfabesini kullanmışlardır.
  • Yolların yapılması (ticaret ve güvenlik amaçlı)

Fenikeliler

  • Lübnan’da kuruldu.
  • Siyasi yapı şehir devletleri
  • Toprakların verimsizliği; ticarete yönelmeleri
  • İlk deniz ticareti ve deniz koloniciliği yapmaları
  • Mısır yazısını alfabeye dönüştürmüşlerdir.
  • Alfabe Yunan, İyon ve Romalılar tarafından kullanılmıştır.
  • Not: Bugünkü Latin harfleri ortaya çıkmıştır.
  • Dini inançları Ön Asya inançlarının bir karışımıdır.

İbraniler

  • Siyasi birliği Hz. Musa kurmuştur.
  • Filistin’e yerleşmişlerdir.
  • İlk tek tanrılı dini benimseyen topluluktur.
  • Kutsal kitapları Tevrat’tır.
  • Halkın Musa’ya bağlı olması; bu dine Musevilik denmiştir.
  • En parlak dönem Hz. Davut ve Süleyman döneminde yaşandı.
  • Dinlerini uluslaştırmışlardır. (Dinlerini ve kültürlerini korumuşlardır.)
  • Babil ve Roma etkisiyle tüm dünyaya yayıldılar.
  • 1948’de İsrail Devletini kurdular.

Mısır Uygarlığı

  • Nil nehri çevresinde kurulmuştur.
  • Siyasi yapı Nom adı verilen şehir devletleridir.
  • Not: Siyasi birlik M.Ö. II. Bin başlarında kurulmuştur.
  • Hititlerle Kadeş Barış Ant. (M.Ö. 1280) yaptılar.
  • Mısır’ı Firavun adı verilen tanrı-krallar yönetmiştir
  • Not: Tanrı-kral anlayışı hukuksal gelişimi engellemiştir.
  • Coğrafi konumundan dolayı özgün bir uygarlıktır.
  • Mısır önce Perslerin sonra B. İskender’in egemenliğine girmiştir.
  • Dini inanç çok tanrılıdır. En büyük tanrı Amon Ra’dır.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlar; mumyacılık, tıp ve eczacılık gelişmiştir.
  • Firavunlar anıt mezarlara halk labirent adı verilen yer altı mezarlarına gömülmüştür.
  • Not: En önemli piramitler; Keops, Kefren, Mikerinos, Gizza ve Sakara’dır.
  • Hiyeroglif yazısını kullandılar. Yazıları Papirüslere yazdılar.
  • Not: Fenikeliler bu yazıyı alfabeye dönüştürdüler.
  • Ekonomi tarıma dayalıdır.
  • Güneş yılı esaslı takvimi buldular.
  • Not: Romalılar bu takvimi miladi takvime dönüştürdüler.
  • Nil taşkınları ile bozulan sınırları belirlemek için alan hesaplamaları yapmışlar, “pi” sayısını bulmuşlardır.
  • Geometriyi geliştirmişlerdir.

ANADOLU UYGARLIKLARI

  • Coğrafi konumu, iklim koşulları, göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması Anadolu’da birçok uygarlığın kurulmasına neden olmuştur.
  • Anadolu uygarlığını Mezopotamya uygarlığı etkilemiştir.
  • Not: Mezopotamya Uygarlığı Anadolu üzerinden Ege ve Yunanistan’a geçmiştir.
  • Anadolu’da siyasi birliği M.Ö. III. Binde Hattiler kurmuştur.
  • Not: Hattilerin yarattığı kültür Hititlere öncülük etmiştir.
  • Kızılırmak çevresinde kuruldu.
  • ilk zamanlar feodal yönetim söz konusudur.
  • Daha sonra merkezi otorite sağlandı
  • Kral başrahip, baş yargıç, başkomutanlık görevlerini kendinde toplamıştır.
  • Kralın yanında Pankuş Meclisi vardır.
  • Not: Bu meclis kralın yetkilerini sınırlandırmıştır.
  • Kraliçe Tavananna yönetimde etkilidir.
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Hitit yasaları Sümerlerden etkilenmiştir. İnsancıldır.
  • Bu yasalar aile, mülkiyet ve ticaret gibi hükümler içermektedir.
  • Not: Medeni hukukun temellerini Hititler atmışlardır.
  • Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
  • Çok tanrılı dinsel bir inanç vardır. (Tanrılar insan şeklindedir.)
  • Tanrılara hesap vermek için Anallar yazmışlardır.
  • Not: Nesnel tarih yazıcılığının ilk örneğidir.
  • Asurlulardan aldıkları çivi yazısını kullanmışlardır.

Frigler

  • Sakarya çevresinde kurulmuştur.
  • Başkent Gordion’dur.
  • Tarımcı bir toplumdur.
  • Not: Yasaları buna göre şekillenmiştir.
  • Kilim dokumacılığı gelişmiştir. (Tapates)
  • Çak tanrılı inanç vardır. En büyüğü ana tanrıça Kibeledir.
  • En önemli hükümdarı Midas’tır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Hititler ve Yunan sanatından etkilenişlerdir.
  • Kimmerler tarafından yıkıldılar.

Lidyalılar

  • Gediz ve Küçük Menderes arasında kurulmuştur.
  • Başkenti Sard’dır.
  • Ticaret amaçlı Kral Yolunu yapmışlardır. (Efes’ten Ninova’ya kadar)
  • Parayı bulmuşlardır.
  • Not: Modern ekonominin temelini attılar.
  • Ordu ücretli askerlerden oluşur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Ölülerini Tümülüslere gömmüşlerdir. (Öldükten sonra yaşama inanç)
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Dokumacılık kuyumculuk gelişmiştir.
  • Persler tarafından yıkılmıştır.

İyonyalılar

  • İzmir ve çevresinde kurulmuştur.
  • Yunanistan’dan göç eden Akalar tarafından kurulmuştur.
  • Şehir devletlerine polis denir.
  • Not: Siyasi birlik yoktur.
  • En önemli şehirleri; Efes, Symarna, Milet, Foça, Halikarnas
  • Şehirleri önce krallar sonra oligarşik hükümetler daha sonra da Aristokratik Cumhuriyetler yönetmiştir.
  • Lidyalıların engellemesi; Mısır, Güney Fransa ve İspanya’da koloniler kurdular.
  • Dinsel baskının olmamamsı, ticaretle zenginleşmeleri, değişik uygarlıkları tanımaları özgür düşüncenin doğmasını sağlamıştır.
  • Pozitif bilimler gelişmiştir. Matematik, geometri→Tales, Pisagor; Felsefe→Heraklit; Tıp→Hipokrat; Tarihte Heredot.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Not: Yöneticilerin seçimle belirlenmesinden dolayı dinsel baskı yoktur.
  • Mimaride İyon Nizamını oluşturmuşlardır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Artemis tapınağı İyonlara aittir.
  • Önce Lidyalıların sonra Perslerin egemenliğine girdiler.

Urartular

  • Van gölü çevresinde kurulmuştur. Başkent Tuşpa’dır.
  • Asya kökenli Huriler tarafından kurulmuştur.
  • Merkezi krallar taşrayı valiler yönetmiştir.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlardır. Merdivenle inilen mezarlar yapmışlardır.
  • Van’a su getirmek için su kanalları açmışlardır.
  • Asur çivi yazısını kullanmışlardır.
  • Medler tarafından yıkılmışlardır.

EGE UYGARLIĞI

  • Ege uygarlığını Mısır, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlığı oluşturmuştur.
  • Ege Uygarlığı; Girit, Miken, Yunan, Helen, Roma, İyon’dan oluşur.
  • Not: İyon Uygarlığı hem Anadolu hem de ege uygarlığı sayılmaktadır.

Girit Uygarlığı

  • Ege’nin en eski uygarlığıdır.
  • Barışçı bir toplumdur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri şeklindedir.
  • Şehrin etrafında surlar yoktur.
  • Güçlü donanmaya sahiptir.
  • Ticaretle Mısır ve Ön Asya uygarlığından etkilenmiştir.
  • Girit sanatının en önemli eseri Knossos sarayıdır.
  • Akalar son vermiştir.
  • Not: Grekçenin temellerini atmışlardır.

Miken Uygarlığı

  • Akalar kurmuştur (Mora’da)
  • siyasi yapı (kralların yönettiği şehir dev.)
  • En güçlü şehir devleti Miken’dir.
  • İtalya ve Suriye’yle ticaret yapmışlardır.
  • Boğazlara egemen olmak için Truvalılarla savaşmışlardır.
  • Dinde Girit’ten etkilenmişlerdir.
  • Öldükten sonra yaşam; kuyu mezarlar
  • Savaşçı bir toplumdur.
  • Dorlar son vermiştir.

Yunan Uygarlığı

  • Dorlar kurmuştur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri (Atina, Isparta, Korint)
  • Yönetim; Krallık→Aristokratik cumhuriyet→Demokratik yönetim.
  • Not: İlk demokrasi hareketi.
  • Yönetici Arhon
  • Çok tanrılı inanç baş tanrı Zeus
  • Zeus adına olimpiyatlar düzenlenmesi (Kültürel birliği sağlanması)
  • Tanrıların eleştirilmesi (özgür düşüncenin doğması, bilimin gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Coğrafi etki ticaret kolonileri kurmaları.
  • Not: Kolonileri yerleşme amacı taşır.
  • Diyonizos adına şenlik edebiyatın gelişmesi.
  • Not: Tarih bir bilim olarak ilk defa Yunanistan’da ortaya çıkmıştır. (Tukidides)
  • Mimarlık ve heykeltıraşlık gelişmiştir.
  • Kanunlar:

Drakon: Asilleri koruyan kanunlar hazırladı.

Solon: Köleliği kaldırdı. Borcu yüzünden köle durumuna düşenlerin borçlarının ödedi. Halkı gelirlerine göre dörde ayırdı.

Klistenes: Sınıf farkını kaldırdı halkın yönetime katılmasını sağladı. (demokrasi)

Helen Uygarlığı

  • Makedonya’da kurulmuştur.
  • Yunan şehir devletlerine son verilmiş. (Helen birliği sağlanmıştır.)
  • İskender Persleri Anadolu’dan atmıştır.
  • Bilim ve sanat adamları ile sefer çıkan ilk komutandı.
  • Ege uygarlığını Hindistan’a kadar götürmüştür.
  • Not: Doğu-Batı sentezi (Helenizm’in doğması)
  • Bergama, Milet, Efes, Antakya önemli kültür merkezleridir.
  • Zeus tapınağı, İskenderiye Feneri, Rodos Heykeli, Apollon Tapınağı Helenlere aittir.
  • Romalılar son vermiştir.

Roma Uygarlığı

  • Roma uygarlığını Latinler, İtalikler ve Etrüskler belirlemiştir.
  • Batı Akdeniz’i, Mısır’ı, Suriye’yi ve Makedonya’yı ele geçirmişlerdir.
  • Yönetim; Krallık (Senato ve Halk meclisi)→ Asillerin oluşturduğu cumhuriyet→İmparatorluk
  • Not: İmparatorluk döneminde senato önemini kaybetmiştir.
  • Toplum yapısı; Partici, Plep, köleler
  • Not: Particiler her türlü siyasal ve sosyal haklara sahiptirler. Pleplerin siyasi hakları yoktur. Askerlik yapmazlardı.
  • Not: Sınıf çatışması 12 Levha Kanunlarının doğmasına neden olmuştur.
  • Not: Bu kanun modern hukukun temelini oluşturmuştur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • 313 Milano fermanı ile Hıristiyanlığın serbest bırakıldı.
  • Romalılar+Yunan→Helen→Hıristiyanlık)Avrupada yayılmasını sağladılar.
  • Fenike alfabesini Latin alfabesine dönüştürmüşlerdir.
  • Mısırdan alınan güneş takvimi Jülyen takvimi olarak düzenlenmiştir.
  • Edebiyat, hitabet ve tarih yazıcılığı gelişmiştir.
  • Mimari, saray, tiyatro, su kemeri, hamam
  • Anadolu’daki eserler; İst. Bozdoğan Kemeri, Ank. Ogüst Tapınağı, Antalya Aspendos tiyatrosu
  • 395’te Roma ikiye ayrıldı.
  • 476 Batı Roma 1453 Doğu Roma yıkılmıştır.
  • Not: Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğudur. Köleciliğin en yoğun olduğu imparatorluktur.
Continue Reading

Trend Gönderiler