Connect with us

Tarih Konu Anlatımı

Tarih Bilimine Giriş

Tarih bilimine giriş tarihi anlamakla mümkün olur. Tarih bilimine giriş konu anlatım paylaşımımızda elimden geldiğince sizi bilgilendirmeye çalışacağım. Tarih geçmişte yaşamış insan topluluklarının, yaşayışlarını inceleyen bir bilim dalıdır.

Published

on

tarih bilimine giriş

Tarih Nedir ?

Tarih bilimine giriş tarihi anlamakla mümkün olur. Tarih bilimine giriş konu anlatım paylaşımımızda elimden geldiğince sizi bilgilendirmeye çalışacağım. Anlatıma  ” tarih nedir ?” sorusu ile başlıyoruz.

  • Tarih geçmişte yaşamış insan topluluklarının, yaşayışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Bunu yaparken yer ve zaman göstermek ve belgelere dayandırma zorunluluğu vardır. 
  • Olayların Neden ve Sonuç ilişkisi ile açıklanması ise kronolojiyi de anlamak bakımından önemlidir. Tarihin konusu insandır.
  • Dolayısıyla insanlarla ilgili her türlü buluntu bizim için tarihi değer taşır. Buluntular genellikle yazılı veya yazısız olabilirler. Teknoloji çağına girdiğimiz andan itibaren USB bellekler ve CD’ler de belge değeri taşımaya başlamıştır.
tarih bilimine giriş

tarih bilimine giriş

  • Tarih bilimine giriş konusunda tarihi bilgileri araştırırken yararlandığımız yöntem ve teknikler vardır. Öncelikle bu teknikleri bilmemiz gerekiyor.

Olay ve Olgu

Bu tekniklere değinmeden önce Olay ve Olgu kavramlarını anlamamız gerekiyor, tarih konu anlatım etkinliğimize Olay ve olgu kavramları ile devam ediyoruz.

  • Olay : Kısa süreli ve genellikle kesin sonuçları olan  konular olay kapsamına girer. Örneğin Malazgirt Zaferi  bir
  • olaydır.
  • Olgu : Sonuçları daha uzun sürelerde kendini gösteren, kesinliği zor belirlenen konulardır. Örneğin Anadolunun Türkleşmesi veya Kavimler göçünün sonuçları olgu kapsamına girer.

Savaş kelimesi olgudur, tarihin her döneminde savaş vardır. Ancak Malazgirt Zaferi olaydır ve biriciktir. Sadece 1 tane Malazgirt Zaferi vardır.

Objektif Olmak

  • Not :  tarih bilimine giriş kapsamında , tarihi olaylar biriciktir. Deney ve gözlem yapılamaz. Tarihsel olaylar , nerede meydana gelmiş ise o bölgede incelenmeli ve tarafsız olarak (Objektif) değerlendirilmelidir.
  • Objektif olmak için olayın üzerinden belirli bir süre geçmeli ve mümkün olduğunca daha fazla belge incelenmeli, tek bir belgeye bağlı kalınmamalıdır.

Olayları incelenirken günümüz değer yargıları ile , incelenen dönemin değer yargıları birbirine karıştırılmamalı ve dönemin şartlarına göre düşünülmelidir.

Tarih bilimine giriş konusunu anlamak için tarih araştırma yöntemlerini de bilmek gerekiyor.

Tarih Araştırma Yöntemleri

Tarama , Tasnif , Tahlil, Tenkid, Terkip başlıkları altında 5 adımda incelenir.

  • Tarama  : Araştırılan olayla ilgili yazılı belgeler araştırılır. Eğer yazılı belgeler bulunması mümkün değilse yazısız belgeler incelenir. Bu aşama kütüphanelerde veya arkeolojik kazılarda tamamlanır. Buluntular, kolaylık olması bakımından bir sonraki aşamada sınıflandırılacaktır.
  • Tasnif : Sınıflandırma aşamasıdır. Buluntular , yazılı veya yazısız olarak, tarihlerine göre, konularına göre veya mekanlarına göre ayrı ayrı sınıflandırılarak işlem kolaylaştırılır.
  • Tahlil : Çözümleme aşamasıdır. Buluntuların kaynak değeri taşıyıp taşımadığı, bilgiler açısından değeri irdelenir. Belgenin çözümlemesinin yapılması, belgenin anlaşılması bakımından önemlidir.
  • Tenkid : Eleştiri manasına gelir. Belgeler iç ve dış tenkid aşamalarında sorgulanır. İç tenkid aşamasında belgenin orjinalliği ve güvenilirliği sorgulanır.

Dış Tenkid Nedir ?

  • Dış tenkid aşamasında ise belgenin yazarı, belgenin tarihi ve basıldığı yer gibi konular irdelenir.
  • Terkip :  Birleştirme aşamasıdır. Buluntular bir araya getirilerek bilgiler düzenlenir ve sonuca varılarak yeni bir tarihi metin yazılır. Terkip aşaması , ürünün sergilenme aşamasıdır. tarih konu anlatımı dersimize devam ediyoruz.

Tarihin Sınıflandırılması

Tarihi sınıflandırmalar genellikle 3 aşamada gerçekleşir. Zamana göre , mekana göre ve konuya göre.

  • Mekana Göre Sınıflandırma :  Orta Asya Tarihi veya Anadolu Tarihi, Avrupa Tarihi veya Britanya Tarihi gibi coğrafi mekanlara göre yapılan sınıflandırmadır.
  • Zamana Göre Sınıflandırma : Tarihsel zamanlara göre sınıflandırma yapılır. Örneğin xx.yy tarihi veya ortaçağ tarihi gibi. İlkçağ, Ortaçağ, Yakınçağ gibi kavramlar da zamana göre sınıflandırma kapsamına girer.
  • Konuya Göre Sınıflandırma :  Tarihsel süreçte hangi konuda araştırma yapılıyorsa o isimle adlandırılır. Mesela Osmanlı Devleti Tarihi veya Türk Kültürü Tarihi gibi. Diğer Örnekler : Türk – İslam Devletleri , İslam Tarihi, uygarlığın doğuşu, Hristiyanlık Tarihçesi, Roma Uygarlığı, vs.

Amacına Göre Tarih Çeşitleri

  • Tarih, çeşitli dönemlerde amacına uygun olarak şekillendirilir. İşte bu noktada Tarihin hangi amaçlarla kullanıldığını kavramak için Tarih biliminin kullanım şekillerinin bilinmesi gerekmektedir.

Öğretici Tarih

  • Öğretici tarihin ilk temsilcisi olarak kabul edilen kişi Thukidides’tir. Bu yazım türünde amaç ahlaki gelişimi etkilemek ve duygulsa bağ kurdurmaktır.
  • Genellikle kahramanlık hikayelerine başvurulur. Önemli olaylara yer verilirken başarısızlıklar asgarî düzeyde tutulur. Özellikle XIX. YY’a kadar Avrupa ülkelerinde başarıyla uygulanmış bir tarih yaklaşımıdır. Ülkemizde son zamanlarda uygulanan tarih politikası Öğretici Tarih politikasıdır.

Hikayeci Tarih

  • Rivayetçi Tarih olarak da isimlendirilir. Olaylarda Neden- Sonuç ilişkisi kurulmadan, net tarihler verilmeden aktarım söz konusudur. Efsanevi ve destansı tarih aktarımı olarak da düşünülebilir. Kesin bilgiler vermeyen, yanlı olabilen kaynaklarda rastlanır.
  • Bu türün ilk temsilcisi olarak Heredotus kabul edilir. Heredot olarak da okunur. Bu şahıs tarih biliminin kurucusu kabul edilmektedir. Bunun sebebi en eski tarihçilik örneklerini sunmasıdır. Konumuza, tarih bilimine giriş ünitesine takvimlerle devam ediyoruz.

Takvimler

  • Tarihsel süreçte takvimler, ihtiyaçlardan doğan bir doğal sonuçtur. Öncelikle Mezopotamya’da Sümerliler tarafından ilk Ay Yılı esaslı takvimin icad edildiğini biliyoruz. İlk güneş yılı esaslı takvimi ise Mısır uygarlığı oluşturmuştur.
  • Mısır’da Nil nehrinin taşmaları, halkın elindeki mahsüle ve devlete zarar veriyordu. Çare arayışları Nil nehrinin taşma zamanlarını bilmek zorunda olmaları gibi zorunluluklar Takvimin icadını mecburi kılıyordu. Özetle tarihsel süreçte Takvimler, ihtiyaçlardan doğmuştur.

Ay Yılı Esaslı Takvim

  • Ayın Dünya’nın etrafında 12 tur atması ve yine önceki yerine dönmesi toplamda 354 Gün sonunda olmaktadır. işte bu hareketlerin izlenmesi ile oluşturulan takvime de ay yılı takvimi diyoruz.
  • Ülkemizde dini ibadetler için kullanılan Hicri Takvim  ay yılı esaslı bir takvimdir. İlk defa Sümer Ülkesi tarafından kullanılmıştır.

Güneş Yılı Esaslı Takvim

  • Dünya’nın güneş etrafında bir tur atması 365 gün 6 saat sürmektedir. Bu hareketin izlenmesi ile oluşturulan takvim Güneş Esaslı Takvimdir. Şemsî takvim de denir. Miladi Takvimgüneş yılı esaslıdır.

Diğer güneş yılı esaslı takvimler şunlardır.

  • Rumi Takvim : Bizans takvimine dayandırıldığı için Rumi denmiştir. (Rum : Romalı, Bizanslı). Devlet-î Aliyye’de (Osmanlı İmparatorluğu) 1739 yılında kullanıma girmiştir. 1 Mart Mâli yılbaşı kabul edilmektedir. Özellikle ekonomik konuların çözümü için oluşturulmuştur.
  • Celali Takvim : Güneş yılı esasına dayanır. Ömer Hayyam tarafından Celaleddin Melikşah için hazırlanmıştır. bu sebeple Celali takvimi olarak isimlendirilir. (1079 Senesi) Yılbaşı Olarak 21 Mart kabul edilir. (Nevruz, İlk Bahar Ekinoksu)
  • 12 Hayvanlı Türk Takvimi :  Orta Asya halklarının kullandığı bir takvimdir. Her aya bir hayvan ismi verilmesinden dolayı bu isimle adlandırılır. Ejder, yılan , maymun, sığır gibi isimlendirmeler yapılır. Türklerin kullandığı ilk takvim olarak bilinmektedir. Konumuza tarih bilimine giriş ünitesine yardımcı bilim dalları ile devam ediyoruz.

Tarihe Yardımcı Bilim Dalları

  • Coğrafya : Tarihsel araştırmalarda en çok faydalanılan bilimlerdendir. Coğrafya yeryüzü bilimidir. Tarihsel olaylar mutlaka bir mekanda meydana gelmektedir. Bu mekanların fiziki özelliklerinin olaylara etkisi kaçınılmaz şekilde büyüktür.
  • Arkeoloji : Kazı bilimidir. Arkeologlar toprak altında kalmış yazılı veya yazısız belgeleri gün yüzüne çıkartarak tarih bilimine yardımcı olurlar. Özellikle de yazısız dönemlerin incelenmesi açısından oldukça önemlidir.
  • Filoloji : Dil bilimidir. Tarih boyunca konuşulmuş çeşitli dilleri ve lehçeleri inceler. Diller arasındaki bağlantıları irdeleyerek akrabalık ilişkilerini araştırır.
  • Epigrafi : Kitabeler ve anıtlar bilimidir. Yazılı kaideleri inceler. Kaideler taş sütunlardan meydana gelir.
  • Diplomatik : Belge bilimidir. Özellikle uluslararası anlaşmaları ve devletler arası yazışmaları  inceler. Yazının icadından önceki dönemler için yardımcı olması mümkün değildir.
  • Kimya :  C14 metodu (karbon 14) ile buluntuların yaşını hesaplamak için kullanılır. Tarihsel zaman tespit edilir.
  • Antrpoloji : Irk bilimidir. Irkların özelliklerini araştırır. Bu noktada fiziksel özellikler dikkate alınır. (Fenotip)
  • Etnoloji : Kültür bilimidir. Toplumlardaki  adetleri, gelenek ve görenekleri inceler. Yaşayışlarına ve siyasi olaylara etkilerini araştırır.
  • Heraldik : Devletlerin armalarını inceler. Devlet armaları sembolik çizimlerden veya işlenmiş madenlerden oluşur.
  • Sigilografi : Mühür bilimidir. Devletlerin tarih boyunca kullanmış oldukları mühürleri inceler. Mühürler özellikle mektuplarda ve tapularda kullanılır.
  • Paleografya:  Yazı bilimidir. Alfabeleri ve Yazıları inceleyerek toplumların edebi gelişimlerini araştırır. Bununla beraber toplumların alfabelerini çözer. Çözülmüş alfabeler eşsiz kaynaklardır.
  • Kronoloji : Takvim bilimi olarak da bilinir. Kronolojide olayların önceliği sonralığı yani sıralaması araştırılır. Neden-Sonuç ilişkisi bakımından çok önemlidir.

Paranın Bilimi Meskukat

Nümizmatik :  Meskukat  olarak da bilinir. Para  bilimidir. Tarihsel süreçte kullanılmış paraları inceler.

  • Sosyoloji : Toplum Bilimi’dir. Toplumların kitlesel olarak yaşayışlarını inceler ve davranışlarının sebeplerini kitlesel olarak araştırır.
  • Onomatoloji : Yer Adları bilimidir. Tarihsel mekanlardaki eski isimleri inceler. Dağlar, Denizler, göller veya mekanların yöresel isimleri.
  • Geneoloji : Şecere ya da soy kütüklerini  araştırır. Hanedanlar tarihi bakımından önem arz eder.
  • İstatistik :  Sayısal verilerin yorumlanması amacıyla kullanılır. Sayı bilimidir.

” Tarih Yazıyla Başlar”

  • Konumuza tarih bilimine giriş ünitesine çağlar konusu ile devam ediyoruz. Tarihi çağların yazı ile başladığını unutmuyoruz. Sümerler 3500-3200 yıllarında yazıyı icad ederek büyük bir gelişim dönemi başlattılar. tarih konu anlatımı eylemine devam edelim. Şimdi de sırada Tarih Öncesi Çağlar var.

Tarih Öncesi Çağlar

  • Yazının icadı olan 3500-3200’lü yıllardan öncesine Tarih Öncesi Çağlar ismini vermekteyiz. Tarih = Yazı olarak düşünmek yerinde olacaktır bu isimlendirmede.
  • Tarih öncesi çağlar kabaca Taş çağları ve Maden Çağları olarak iki başlık altında incelenebilir.

Taş Çağları

Eski Taş , Orta Taş ve Yeni Taş

  • Eski Taş Çağı veya diğer adıyla Paleolitik Çağ :  Kabataş çağı olarak da telafuz edilen bu devirde insanlar mağaralarda yaşarlar. Avcılık ve doğadaki ürünleri toplayıcılık ile yaşamlarını sürdüren bu insanlar tarım yapmayı henüz bilmemektedirler.
  • Genellikle Göçebe bir yaşam biçimini benimsemişlerdir.  Mağara duvarlarına resimler yapan bu insanlar genellikle birbirlerine haber vermek amacıyla çizimler yapmışlardır. İklim ve yiyecek sıkıntıları göç etmelerindeki temel faktörlerdendir.

Orta Taş Çağı

  •  Mesolitik (meso : orta) dönem olarak da adlandırılır. Bir geçiş dönemidir. Ateş orta taş çağının başlarında keşfedilmiş ve  yiyeceklerin ısıtılmasında, hayvanlardan korunmada ve ısınmada kullanılmaya başlanmıştır.
  • Bu insanlar Mikrolit isimli küçük araçları kullanmaya başlamışlardır. Taştan yapılan mikrolitler gelişme olduğu göstermektedir.

Yeni Taş Çağı

  • Neolitik dönem olarak isimlendirilir. Bu devirde insanlar artık mağaralardan çıkmaya başlamış ve yerleşik hayata geçmiştir. Tarım yapmayı öğrenen insanlar, tarla koruma zorunluluğundan dolayı yerleşik hayata geçerek evlerinin etrafını çitle çevirmişlerdir.
  • Bu şekilde özel mülkiyet anlayışı doğmuştur. Bu devirde insanlar toprağı şekillendirerek kap – kacak yapmayı öğrenmiştir.
  • NOT : Kullanılan araç gereçlere göre isimlendirmeler yapılmıştır. Genellikle taştan aletler yapılmıştır. Şimdi de tarih bilimine giriş ünitesinde Madeni çağlara bakalım.

Maden Çağları

  • Bakır, Tunç , Demir olarak, yani kullanılan madenin ismine göre sınıflandırılır.
  • Doğada en kolay bulunan ve en kolay işlenebilen maden BAKIR olduğu için ilk işlenen maden bakırdır. Ancak zayıf bir maden olduğu için silah teknolojisi açısından değeri düşüktür. Bu devirde köyler oluşmaya başlamıştır.

Tunç Devri

  • Tunç devri Bakır ile Kalayın birleştirilmesi sonucu daha sert bir madde olan Tunç madeninin elde edilmesiyle başlamıştır. Bu devirde Tekerleğin icadı  önemli bir gelişme olarak görülmelidir.
  • Bu devirde ilk şehir devletlerinin ortaya çıktığını görüyoruz. Tekerlekli arabaların yaygınlaşması ile uzun mesafeler arası ticaret de gelişmeye başlamıştır.

Demir Devri

  • Yüksek ısı gerektiren bir madendir. Dolayısı ile sanayinin gelişmesine zemin hazırlamıştır. Dayanıklı silahların icadı ile imparatorluktar ortaya çıkmıştır. Demir en son işlenen madendir.
  • Demir devrinden sonra yazının icadı ile maden devirleri ve Tarih öncesi devirler sona ermiş , tarihi çağlar başlamıştır. İlk Çağ başlamıştır.
  • NOT :  Tarih öncesi devirlerin hepsi , kullanılan araç teknolojisine göre sınıflandırılmıştır.
  • NOT :  Tarih öncesi devirlerde, toplumlar normal şartlarda devirleri sırasıyla yaşarlar. Ancak bir devirden diğerine hızlı bir geçiş olmuş ise bu etkileşim olduğu ve göçler yaşandığı anlamına gelir.
  • Bütün tarihi devirler aynı anda yaşanmaz. Örneğin bir topluluk maden devirlerinde iken başka bir topluluk taş devrini yaşıyor olabilir.
  • NOT : Tarih öncesi bilimlerde arkeoloji ve kimya bilimleri daha fazla yardımcı olmaktadır.
  • NOT :  Tarih öncesi dönemleri araştırırken aşağıda bulunan bilim dallarının kullanılamayacağını unutmayınız . Yazı icat edilmediği için bu bilimler yardımcı olamazlar.
  • Diplomatika : Belge Bilimi,
  • Paleografi : Yazı Bilimi
  • Epigrafi : Kitabe Bilimi
  • Nümizmatik : Para Bilimi , paralar yazısız da olabilmektedir. Ancak genellikle yazılı buluntulardır. Paranın İcadı Lidyalılar döneminde olmuştur ve bu devir yazının icadından çok sonradır.

Dolayısı ile Tarih öncesi çağlarda yazılı para bulunmamaktadır. Konu anlatımına tarih bilimine giriş ünitesinde Tarihi Çağlar ile devam ediyoruz.

Tarihi Çağlar

  • Tarihi çağlar yazının icadı ile başlamaktadır. 3500’lü yıllardan 3200’lü yıllara kadar icat edildiği düşünülen yazıyı Sümerliler kullanmıştır. Tarihi çağları genellikle önemli kitlesel olaylar belirlemiştir.
  • Tarihi çağlar : İlk çağ , orta çağ , yeni çağ, yakınçağ şeklinde sıralanmaktadır.

İlkçağ

  • Yazının icadından itibaren 3200 ile kavimler göçüne kadar (375) geçen süreye ilk çağ denmektedir. Bu devirde kölecilik yaygın olmakla beraber toplumsal sınıf farklılıkları bulunmaktadır.
  • Genellikle şehir devletlerinin egemen olduğu bir yapı görülür. siyasi birliğin olmadığı bir dönemdir. Ticaret olmakla beraber Tarım ve hayvancılık daha yaygındır.

Ortaçağ

Kavimler göçünden(375) İstanbul’un fethine kadar olan süredir.(1543)

Feodalite , yani derebeylik yaygındır. Derebeyler toprak ağalarıdır ve emirlerinde kendi orduları vardır. Zenginliklerinin kaynağı topraktır. Genellikle bağımsız yaşamaktadırlar. Köylüler bu kişilere fief, yani toprak anlaşması ile bağlıdırlar.

Skolastik, bağnaz  düşünce yapısı egemendir. Kilise ve Papalık dönemin hakim unsurudur. Bilim ve sanat oldukça geri kalmıştır. Sebebi ise skolastik düşünce yapısıdır. İnsanlar kilisden çekindikleri için kilise sözleri dışına asla çıkamazlar.

Çıkanlar Engizisyon mahkemeleri tarafından akıl almaz işkencelere tabi tutulurlar.

Yeniçağ

  • İstanbul’un fethinden (1453) Fransız ihtilali’ne kadar olan dönemdir. Bu devirde merkezi krallıklar güçlenmiş , derebeyliklere son verilmiştir. Feodalite yıkılmıştır. Avrupa’da skolastik düşünce önemini yitirerek bilim ve sanat güçlenmiştir. Kilise bu dönemde güç kaybetmektedir.

Yakınçağ

  • Fransız İhtilali’nden günümüze kadar olan süredir. Çok uluslu yapılar yerini milli devletlere bırakmıştır. İmparatorluk yerini  milli yapılara bırakmıştır. Yer yer demokratik olmayan yapılar görülse de genellikle demokrasi kavramı yaygındır.
  • Görüldüğü üzere tarih yapmak da , tarih yazmak da çok zor ve sanat isteyen, bilgi ve düşünce isteyen bir iştir. Tarihi anlamanın yegane yolu da tarihçi gibi düşünmekten geçiyor.

Kendisini bir tarihçi edasıyla metot bilmeden tarih yorumlamaya adamış kişilerden televizyonlarda çok görüyoruz. Ancak daha günümüzde yaşanmış olayları bile doğru düzgün yorumlayamayan kişiler tarihi yorumlamaya kalkarlarsa kendilerini yalanlarla dolu bir deryada bulacaktırlar.

Tarihe yardımcı bilim dallarından bir şeyler bilmek de bu noktada çok önemlidir. Tarihçi gibi düşünmek için tarihçi kadar tecrübeye ve okumaya ihtiyaç vardır. Bir konuda fikir sahibiyim demek için en az 40.000 sayfa okuma yapmış olmak gereklidir.

Son Olarak

Felsefe ve Sosyolojinin ise en az bir felsefeci ve sosyolog kadar iyi bilinmesi gerekiyor. Görüldüğü üzere tarihi anlamak ve anlatmak için sadece bir bilim dalı hakkında bilgi sahibi olmak yeterli görünmüyor.

Sizlere tarih bilimine giriş ünitesi süresince elimizden geldiğince tarihin niceliğini anlatmaya çalıştık. Ünitemizde tarih nedir sorusunun cevabını bulmaya çalıştık. Bize eksiklerimizi yazarsanız seviniriz. İletişim bölümünde mail adresi üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Sevgiyle kalın

Continue Reading
Advertisement
2 Comments

2 Comments

  1. Yıldız

    27 Ekim 2018 at 19:19

    Eline sağlık çok güzel olmus

    • avicenna

      28 Ekim 2018 at 12:14

      Teşekkür ederim Şeyma 🙂

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tarih Konu Anlatımı

Osmanlı Adalet Sistemi

Published

on

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

İslâmiyetten önce adaleti temin edecek bir teşkilat mevcut değildi. Bu vazife kabileler arasında seçilen Hakemler tarafından yürütülürdü. Ancak bu hakemler verilen hükümleri tatbik etme gücünden mahrum olduklarından kuvvetlinin sözü geçerliydi.

osmanlı adalet sistemi
osmanlı adalet sistemi

İslamiyet’in gelişiyle fertlerin ve kabilelerin haklarını kendilerinin korumaları usulü kaldırılıp bu yetki merkezi bir otorite yani devlet başkanına verildi. Asr-ı Saadet’te davası olan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e müracaat ederek hallederdi. Bu sebeple islamiyette ihtilaflı meselelere ilk bakan Peygamber Efendimiz idi.

Peygamber Efendimizin,  Hz Ömer Hz Ali gibi Ashab-ı kiramın büyüklerini davaları bakmaları için Kadı olarak tayin ettiği de olmuştur. Ayrıca Yemen Umman gibi fethedilen yerlere tayin ettiği valiler idari işlerin yanında adli işleri de yürütmüşlerdir. Muaz bin Cebel Ebu Ubeyde Bin Cerrah böyle sahabelerdir.

Bunlara gittikleri yerde nasıl hükmedeceklerini öğreten Peygamber Efendimiz gerektiğinde son mercii ve temyiz makamı durumunda idi.

Resulullah sallâllahûhu aleyhi ve sellem den sonra Hulefayi Raşidin de Adalet işleri ile bizzat ilgilendikleri, baş hakim durumunda oldukları gibi muhtelif merkezlere görevli kadılar ve valiler de tayin ettiler. Zaman zaman onlara yazdıkları talimatnameler de muhakeme usulüne dair mühim kaideler koydular.

 Hz Ömer’in Basra Valisi Ebu Musa El Eş’ari ye gönderdiği talimatname Bu bakımdan ehemmiyet arz eder Besmele ile başlayan talimatnamenin bazı kısımları şöyledir. Müminlerin Emir’i Allahu Teala’nın kulu ömer’den Abdullah Bin Kays a Allah’ın selamı üzerine olsun kaza muhakkak ki muhkem bir vazife olarak sana getirilen davalar üzerinde iyice düşün.

Mesele senin yanında açıklığa kavuşunca hükmünü ver ve derhal icra et. İcra edilmeyen bir hakkın faydası yoktur. Duruşma sırasındaki bakışlarında ve bulunduğun yerlerde adaleti elden koma.

Böylece ne zengin ne fakir adaletsizliğe uğrayacaklarından korkmasınlar. Davayı delille ispat etmek davalıya yemin ,davayı red edene düşer. Davayı hükmü bağladıktan sonra ertesi gün yanlış hüküm verdiğini anlarsan seni hiçbir şey hakka dönmekten alıkoymasın. Hakka dönmek hatada devam etmekten hayırlıdır. Getirilen davanın hükmünü kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şerifte bulamazsan İçtihat et kıyas yoluyla Allahu Teala’nın rızasına uygun düşeceğini umduğun hükmü ver.

Beyyine yani delil getirirse hakkını alır . Bu mühlet içerisinde değil getiremeyen yahut getirmeyenin aleyhine hüküm ver. İftira cezasına çarpılan yalancı şahitlikle tanınan ve akraba olanlar müstesna.

Müslümanlar biri diğeri hakkında şahitlikte bulunabilirler muhakeme sırasında insanlara karşı gazap ve hiddetten bağırıp çağırmaktan ve işlerin çok da ondan sıkıntı duymaktan ve ekşi yüzlü olmaktan sakın Allahu Teala işlerinde rızasından ayrılmayan kadıyı insanlar tarafından gelecek tehlikelerden korur ve yaptığı işlere hile karıştıran, Hüsn- ü niyeti olmayan kadıyı Allahu Teala Halk içinde rezil eder. Allahu Teala İhlas ile yapılan amelleri kabul eder.

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerden sonra bu talimatname ve benzerleri İslam muhakeme usulünün esasıdır. Ayrıca İslam Adliyesi’nde Kadı ve diğer hüküm verme mevkiinde olanların dünyevi ve uhrevi müeyyide ve sorumluluklarla murakabe altına alındığı görülür.

Nitekim birçok büyük alim kaza yani hüküm vermenin ağır mesuliyetinden dolayı kabul etmekten çekinmemiştir. Gerek Asr-ı saadet’te gerekse Hulefa-i Raşidin döneminde adliye alanında uygulanan tatbikatlardan sonra gelen İslam devletlerinde de kurulan teşkilatlara esas olmuştur.

Abbasiler devrinde Ayrıca sarayın teşkilatının büyümesi sebebiyle bugünkü Adalet Bakanlığına karşılık kadılkudatlık makamı kurulmuştur ilk defa imam-ı Ebu Yusuf halife Harun Reşit tarafından kadılkudat olarak tayin edildi.

Bundan sonra başka şehirlere kadıların tayin terfi ve vazifeden alınma işlemleri kadılkudat tarafından yapılmaya başlandı. İhtiyaç halinde büyükşehirlere birden fazla kadı tayin edildi bu usül Abbasiler de muasır ve daha sonraki İslam devletlerinde de uygulanmıştır.

Günümüzdeki Adalet Bakanlığı ile temyiz Mahkemesi ve Yüksek İdare Mahkemesi başkanlıkları gibi görevlere karşılık gelen bu makam artık kadıları tayin etmeye ve halifenin vergi etkisini onun adına kullanmaya başladı. İslam devletlerinde kadının idare ettiği mahkemelerden başka doğrudan veya kısmen adaleti temin ile vazifeli teşkilatlar da vardı.

Mezalim mahkemeleri

Mevki ve nüfus sahibi kimselerin haksızlıklarına mani olmak maksadıyla halife veya Vezir adına hüküm veren kadıların baktığı mahkemelerdir. Halife ve vezirin mahkemede bulundukları da olurdu . Bugünkü benzeri, idare mahkemeleridir.

Kadılcund ; Ordu Kadısı teşkilatı

Askeri davalara bakardı bugünkü askeri mahkemelerin yerini tutardı. Şurta Polis Teşkilatı mahkemelere yardımcılık yapan, verilen kararı infaz eden Şurta’nın zaman zaman hüküm verme durumunda bulunduğu olmuştur. Dini ve sosyal bir vazifesi olan polisin herhangi bir haksızlık ve zulme meydan vermemesi için alim, dindar ve erkek olmasına dikkat edilirdi.

Hisbe teşkilatı

Esas vazifesi Emri Bil Maruf ve Nehyi Anil Münker yani iyiliği emretmek kötülükten vazgeçirmek olup pek çok vazifesi yanında gerektiğinde kuvvet kullanarak meseleleri halleder. Ahlak ve asayiş ile ilgili davalara bakardı. Bugünkü belediye teşkilatının birçok işlerini Bu teşkilat yürütmekteydi. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri ile İlhanlılarda ,Eyyübiler’de Memlüklüler’de hep Abbasi Adliyesi model alınmıştır .

Dört halife devrinden sonra İslam devletleri arasında müstesna bir yeri olan Osmanlı Devleti ise her konuda olduğu gibi Adliyesi’nde de İslam hukukunun en hassas uygulayıcısı olmuştur . Zulmün Payidar olmayacağının zulüm üzerine kurulan devletlerin ne kadar büyük olsalar da ömürlerinin kısa olacağının farkında olan Osmanlılar Adalet mülkün esasıdır kaidesini kendilerini prensip edinmişlerdi.

Bizzat padişahlar tebaasının karşısında adalet önünde boyun eğme büyüklüğünü gösterilmişlerdi . Nitekim seferden dönerken askerinin ekinlerin içinden geçmelerini şikayet eden köylüye Kanuni Sultan Süleyman peki bizi kime şikayet edersin deyince köylü “seni kanuna şikayet ederiz kanuna ” demiş bu cevaptan çok memnun olan Kanuni böyle bir tebaası olduğu için Allahu teâlâ’ya hamd etmiştir.

Yalnız insanlara değil hayvanlara eziyet bile cezai müeyyideleri bağlanmıştı. Nitekim osmanlı adalet sistemi hakkında , bir kuşa eziyet ettiği görülen bir kuyumcunun Amme suçu işlemekten tevkif edilip Kadı huzuruna sevk edildiğini , Almanya’nın Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki fevkalâde büyük elçisi Busbecq hayretle nakleder.

Çünkü Avrupa’da böyle bir şey suç sayılmamaktadır. Osmanlı etrafındaki memleketlerin halkı arasında büyük bir itibar kazanmış, hatta Balkanlardaki Hristiyanlar ülkeye giren Osmanlı sultanları hakkında bu gelen padişah adildir demişlerdir. Böylece Osmanlı yüksek Adaleti ve müsamahası sayesinde farklı dinlere ve milletlere mensup insanlar Osmanlılık çatısı altında 600 sene gibi dünya tarihinde başka hiçbir devlete nasip olmayan uzun bir ömür yaşamıştır.

Adalet teşkilatını kurarken önceki İslam devletlerinden ve faydalanan Osmanlı Devleti daha kuruluş yıllarında

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi konusunda İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

islam hukukuna göre bu işi sağlam esaslara bağladı. Monarşi ile yönetilen devletlerin hepsinde olduğu gibi yasama yürütme ve yargı fonksiyonları padişahın elindeydi ancak padişah bu fonksiyonlarını vekilleri vasıtasıyla kullanır yargı fonksiyonlu da padişah adına onun tayin ettiği kadınlar yerine getirirdi.

Osman ülkesi kaza adını taşıyan yargı çevrelerine taksim edilmişti bunların her birine medreselerin yüksek sınıflarından mezun olmuş üstün ahlak ve ilmi ehliyet sahibi kimselerden 2 yıllığına kadılar tayin edilirdi. Mekke Medine gibi yerlerde Bu süre bir yıldı günümüzde noterlikte olduğu gibi sırada bekleyen herkesin göreve tayin edilebilmesi ve kadıların gittikleri yerlerde halkla içli dışlı olmalarına yol açmamak için tespit edilen bu 1 veya 2 yıllık süre sonunda kadılar merkeze gelerek yeni bir göreve atanmalarını beklerlerdi. Bu bekleme süresinde de medreselerde müderrislik yaparak Nazari bilgilerini geliştirebilirlerdi

Continue Reading

Makale

Küçük Kaynarca Anlaşması

Published

on

küçük kaynarca antlaşması

Osmanlı Devletinin 623 yıllık hükümranlığında yediği en büyük darbelerden birisi 1768-1774 Osmanlı – Rus savaşı ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasıdır. Padişah 1.Abdülhamid döneminde imza edilen bu anlaşma ile beraber Osmanlı Devleti , ilk defa müslüman bir toprağını, hem de bu kadar büyük bir toprağını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Kırım ! Karadeniz’in incisi, kapısı konumundaki bu cennet ülke bu anlaşmayla beraber özerk bir yapıya bürünüyor. Tabi ki bir süre kadar. Zaten Ruslar’ın asıl amacı Kırım’ı kendine bağlamak olduğu için elbette ilk aşama özerklik iken mütemadiyen yapılan mücadeleler neticesinde Rusya Kırım’ı ilhak edecektir.

Öncelikle sizlere bu sürecin nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını anlatmak istiyorum. Devamında ise bu talihsiz anlaşmanın maddelerini ve kayıplarını konuşacağız. Ruslari Lehistan’da tahta geçecek olan Kral’ın seçimine karışması , Ruslar’ın Kırım Hanlığı ve Osmanlı topraklarına tecavüz etmeleri nedenleriyle savaş başlamıştır. Her ne kadar haklı sebeplerle başlamış olsa da savaşın ilanı hiçbir gerekli hazırlığı içermeden yapılmış idi. Padişah 3.Mustafa zamanına rastlayan bu gelişmeler , hükümdarın kahrından ölmesine sebebiyet vermiştir.

Ruslar, kısa sürede Kırım’ı işgal etmiş ve memleketeyn adını verdiğimiz Eflak – Boğdan da zaptedilmiştir. Bununla beraber Tuna nehrine kadar ilerlemişler ve Tuna’yı da aşarak osmanlı topraklarına büyük zararlar vermişlerdir.

Ruslar ayrıca İngilizler’in de desteğini alarak gemilerini Baltık Denizine sokmuş ve oradan da Akdeniz’e indirmişlerdir. Burada Çeşme limanı yakınlarında gerçekleşen savaştan sonra Çeşme Baskını adını verdiğimiz hadise gerçekleşmiş ve Osmanlı gemileri yakılmıştır. Tarihte 4 kez akılan Osmanlı donanması burada da imha edilmiştir. Esasen baktığımızda Rusların da pek iyi durumda olmadığını görüyoruz. Kendi topraklarında Ruslar “Pugaçef isyanı ” adı verilen bir iç isyan yaşıyorlardı. Osmanlı da bu isyanı büyük bir ilgi ve ümitle takip etmekteydi.

Büyük Frederich bu olaydan dolayı Osmanlı ve Ruslar arasında bu savaşa ” Körler ve tek gözlülerin savaşı” demektedir. Bunun neden şüphesiz iki devletin de zayıf durumda olmasıdır.

Hem Osmanlı devleti hem de Rusya bu savaşta aslında büyük kazanımlar elde etmenin peşinde değillerdir fakat Osmanlı’nın zayıf olması Rusya için büyük kazanımların kapısını araladı.

Küçük Kaynarca antlaşması çok kötü sonuçlar doğurdu ve Osmanlı açısından çok büyük bir toprak parçasının hem de halkı tamamen Müslüman olan bir toprak parçasının elden çıkması ile sonuçlandı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın kırım’ın elden çıkması ve bağımsız olması maddesinin haricinde çok kötü sonuçları var bu sonuçlardan bazıları şunlardır. Şimdi biz en önemli maddelerden daha az önemli maddeleri doğru sıralıyoruz

1.Kırım bağımsız olacaktır ancak Kırım halkı dini yönden Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır.şüphesiz bu maddenin kırım’ın elden çıkması ile ilgisi var çünkü Osmanlı devleti kırım’ı geri almak istiyor ve bunu yapmak içinde Kırım halkı ile olan bağını koparmak istemiyor.

2. Rusya Karadeniz’de donanma bulundurma hakkına sahip olacaktır.dolayısıyla Rusya aslında asıl istediği sonuçlardan birine ulaşmış oldu Rusya Karadeniz’de ticaret yapabilecek ve bununla beraber karadeniz’den Akdeniz’e geçmek için çaba gösterecek asıl amacı sıcak denizlere inmek olan Rusya bu amaç doğrultusunda ilk kazanımını elde etmiş bulunuyor.

3. Ege Adaları Eflak ve Boğdan yani Romanya toprakları Osmanlı devleti’ne bırakılacaktır fakat buradaki halka serbestlik tanınacaktır.

4. Osmanlı devleti savaş tazminatı ödeyecektir ki baktığınızda bu Osmanlı tarihinde ilk defa görülen bir şeydir.

5. Rusya ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmek istemektedir dolayısıyla da bu sebeple Fransa orijinal metnini böyle bir madde eklenmiştir orijinal metinde Rusya’nın ortodoksların koruyucusu olduğuna dair bir madde bulunmamaktadır.

6. Fransa’ya ve İngiltere’ye verilmiş olan kapitülasyonlardan Rusya da eşit oranda faydalanabilecektir.

7. Kerc , Azak , Kılburun , Yenikale , Kabartay ve Dinyeper arasında kalan bütün araziler Rusya’ya bırakılacaktır.

Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı Devleti’nin 18. Yüzyılda imzaladığı en ağır antlaşmadır. Bu cümle Osmanlı tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Osmanlı devleti kırım’ı elinden çıkardıktan sonra ondan asla vazgeçmem iş ve savaşlar silsilesi devam etmiştir. Neticede Osmanlı devleti kırım’ı Rusya’ya bağlanmaktan Huriye olmamış hatta Rusya’nın kırım’ı aldığını onaylamak zorunda kalmıştır.

askeri gemiler bulundurmasına engel olmuştur.öte yandan Osmanlı toprakları özellikle Balkanlar’dan ve boğazlardan gelebilecek tehlikelere karşı açık duruma gelmiştir. Ayrıca Rusya’nın Ortodoks halklar üzerinde koruyuculuk gibi bir iddiası olması Osmanlı devleti’nde yaşayan Hristiyan halkın ayaklanması tehlikesini ortaya çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kırım’ı elden çıkarması 1774 Küçük Kaynarca antlaşması ile olmuşsada Rusya’nın kırım’ı alması bir sürecin sonucunda gerçekleşmiştir. Rusya önce kendisine yanlı olarak gördüğü Kırım hanı Şahin Girayı seçilmiş olarak ilan etmiştir. Akabinde bunu Osmanlı devleti’ne aynalıkavak tenkitnamesi ile kabul ettirmistir. Devam eden süreçte Rusya’nın 1783 yılında kırım’ı topraklarına kattığını yani ilhak ettiğini duyması üzerine savaşlar tekrar başlamıştır. Osmanlı devleti sonuç olarak 1792 yılında savaşı kaybetmiş ve imzalanan Yeşilköy ayastefanos antlaşması ile kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.

bütün bu yönleriyle Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı tarihinde bir kara lekedir ve Osmanlı tarihinin en üzüntü verici en sıkıntılı olaylarından biridir. anlaşma imzalandığı sırada tahta bulunan 1. Abdülhamit 792 yılında özi kalesi’nin de ele geçirilmesi ve buradaki bütün halkın katledilmesi haberi üzerine felç geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.

kırım’ın elden çıkması tam manası ile Osmanlı devleti için bir dağılmadır. Özellikle bu toprakların geri alınamayacağının anlaşılmış olması Osmanlı için tam bir çöküş döneminin habercisiydi.

Continue Reading

Tarih Konu Anlatımı

İlk Çağ Uygarlıkları

Published

on

ilk çağ uygarlık

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI

Özellikleri

  • İklim koşullarının elverişli olduğu yerlerde kurulmuşlardır.
  • Günümüz toplum yaşantısının temelini, atmışlardır.
  • (Devlet örgütü, ordu memleket yönetimi, yazılı hukuk)

Çin Uygarlığı

  • Sarı ve Gökırmak vadisinde kurulmuştur.
  • Maden azlığı(Porselen ve ipek dokumacılığının gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı
  • Türk akınlarına karşı Çin Seddi’nin yapılması
  • Türkler hakkındaki ilk bilgiler Çin kaynaklarında bulunmaktadır.
  • Dünya kültürüne katkıları (Barut, pusula, mürekkep, kağıt, matbaa)

Hint Uygarlığı

  • İndus ve Ganj vadisinde kurulmuştur.
  • İklim koşullarının uygun olması istilaya açık olması
  • Kuzeyden gelen Arilerin etkisi(kast sisteminin doğması)
  • Kast Sistemi; ulusal, kültürel, siyasal, dinsel, dilsel birliği engellemiştir.
  • En eski din Veda dini (Brahman din adamı) (Brahmanizm)
  • Budizm Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Ancak Kast sisteminden dolayı yayılmamıştır.
  • Gaznelilerin etkisi (Müslümanlık Hindistan’da yayılması)
  • Not: Kast sisteminin parçalanması
  • Coğrafi Keşifler Hıristiyanlığın yayılması

İskitler (Sakalar)

  • Bozkır yaşam tarzı vardır.
  • Kabileler halinde yaşamışlardır.
  • Devlet boyların oluşturduğu federasyondur.
  • Ailede kadına önem verilir.
  • Alper Tunga Destanı İskitlere aittir.
  • Amazon efsanesi İskitlere aittir.
  • Sanat eserleri taşınabilir malzemeden oluşur.
  • Öldükten sonra yaşama inanırlar.
  • Maden işlemeciliği gelişmiştir.

MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI

  • İki nehir (Fırat, Dicle) arasına Mezopotamya denir.
  • İklim koşullarının uygun olması; birçok kavmin buraya gelmesi
  • Siyasi tarihi Sümerlerle başlar.
  • Sanat eserleri tuğla ve kerpiçten yapılmıştır.
  • Mezopotamya Uygarlığı Anadolu ve Akdeniz uygarlığının temelini oluşturmuştur.

Sümerler

  • İlk siyasi örgütlenmeyi yapmışlardır.
  • Siyasi yapı (şehir devletler)
  • Patesi (Yönetici: rahip-kral)→Teokrasi
  • İlk yazıyı (Çivi yazısını) buldular.
  • İlk yazılı yasalar (Lagaş kralı Urgakina)
  • Not: Fidye esasına dayanır insancıldır.
  • İlk edebi eserler (Tufan, Yaradılış, Gılgamış)
  • Ziggurat (ibadethane, depo, gözlemevi)
  • Ayın ve Güneşin hareketlerinin tespiti (ilk ay yılı esaslı takvimi yaptılar)
  • Aritmetik ve geometrinin temelini atmışlardır.
  • Din dünyevidir.

Elamlar

  • Sümerlerin doğusunda yaşamışlardır.
  • Kalıcı eser bırakmamışlardır.
  • Çanak çömlek yapımında ileri gitmişlerdir.
  • Kral yolu ELAMLAR’ın SUSA şehrinden başlar.

Akadlar

  • Sami kökenlidirler.
  • Sümerlere son verdiler.
  • İlk merkezi krallık kurulmuştur.
  • İlk düzenli ordu (piyade) kurulmuştur.
  • Sümer Uygarlığını Ön Asya’da yaymışlardır.

Babiller

  • Sami kökenlidir. Siyasi yapı (mutlak monarşi)
  • İlk anayasa (Hammurabi Kanunları; kısas mantığına dayalı)
  • Dünyanın yedi harikasından biri olan Asma Bahçeleri Babil’e aittir.

Asurlular

  • Topraklarının verimsizliği; ticarete önem vermeleri
  • İlk kara ticareti ve kara koloniciliği yapmaları
  • Anadolu’da (Karum) koloni kurmaları
  • Not: Ticaret amaçlı yerleşme amacı taşımaz.
  • İlk atlı birlikleri kurdular.
  • Çivi yazısını Anadolu’ya taşımışlardır. (Kültepe tabletleri)
  • Not: Anadolu’nun tarihi devirlere geçmesi
  • Yasaları daha serttir.

İran Uygarlığı

  • Hint-Ari kökenli Medler ve Persler kurmuştur.
  • Medleri Persler ortadan kaldırdı.
  • Persler Anadolu’ya egemen olmuşlardır.
  • Satraplık (eyalet) satrap (vali)
  • İlk posta teşkilatını kurmuşlardır.
  • Persler Zerdüşt dinine inanmışlardır.
  • Ateş kutsaldır Ateşgede adı verilen tapınaklar yapmışlardır.
  • Ön Asya’da çivi yazısını kullanan son uygarlıktır.
  • Daha sonra Fars alfabesini kullanmışlardır.
  • Yolların yapılması (ticaret ve güvenlik amaçlı)

Fenikeliler

  • Lübnan’da kuruldu.
  • Siyasi yapı şehir devletleri
  • Toprakların verimsizliği; ticarete yönelmeleri
  • İlk deniz ticareti ve deniz koloniciliği yapmaları
  • Mısır yazısını alfabeye dönüştürmüşlerdir.
  • Alfabe Yunan, İyon ve Romalılar tarafından kullanılmıştır.
  • Not: Bugünkü Latin harfleri ortaya çıkmıştır.
  • Dini inançları Ön Asya inançlarının bir karışımıdır.

İbraniler

  • Siyasi birliği Hz. Musa kurmuştur.
  • Filistin’e yerleşmişlerdir.
  • İlk tek tanrılı dini benimseyen topluluktur.
  • Kutsal kitapları Tevrat’tır.
  • Halkın Musa’ya bağlı olması; bu dine Musevilik denmiştir.
  • En parlak dönem Hz. Davut ve Süleyman döneminde yaşandı.
  • Dinlerini uluslaştırmışlardır. (Dinlerini ve kültürlerini korumuşlardır.)
  • Babil ve Roma etkisiyle tüm dünyaya yayıldılar.
  • 1948’de İsrail Devletini kurdular.

Mısır Uygarlığı

  • Nil nehri çevresinde kurulmuştur.
  • Siyasi yapı Nom adı verilen şehir devletleridir.
  • Not: Siyasi birlik M.Ö. II. Bin başlarında kurulmuştur.
  • Hititlerle Kadeş Barış Ant. (M.Ö. 1280) yaptılar.
  • Mısır’ı Firavun adı verilen tanrı-krallar yönetmiştir
  • Not: Tanrı-kral anlayışı hukuksal gelişimi engellemiştir.
  • Coğrafi konumundan dolayı özgün bir uygarlıktır.
  • Mısır önce Perslerin sonra B. İskender’in egemenliğine girmiştir.
  • Dini inanç çok tanrılıdır. En büyük tanrı Amon Ra’dır.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlar; mumyacılık, tıp ve eczacılık gelişmiştir.
  • Firavunlar anıt mezarlara halk labirent adı verilen yer altı mezarlarına gömülmüştür.
  • Not: En önemli piramitler; Keops, Kefren, Mikerinos, Gizza ve Sakara’dır.
  • Hiyeroglif yazısını kullandılar. Yazıları Papirüslere yazdılar.
  • Not: Fenikeliler bu yazıyı alfabeye dönüştürdüler.
  • Ekonomi tarıma dayalıdır.
  • Güneş yılı esaslı takvimi buldular.
  • Not: Romalılar bu takvimi miladi takvime dönüştürdüler.
  • Nil taşkınları ile bozulan sınırları belirlemek için alan hesaplamaları yapmışlar, “pi” sayısını bulmuşlardır.
  • Geometriyi geliştirmişlerdir.

ANADOLU UYGARLIKLARI

  • Coğrafi konumu, iklim koşulları, göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması Anadolu’da birçok uygarlığın kurulmasına neden olmuştur.
  • Anadolu uygarlığını Mezopotamya uygarlığı etkilemiştir.
  • Not: Mezopotamya Uygarlığı Anadolu üzerinden Ege ve Yunanistan’a geçmiştir.
  • Anadolu’da siyasi birliği M.Ö. III. Binde Hattiler kurmuştur.
  • Not: Hattilerin yarattığı kültür Hititlere öncülük etmiştir.
  • Kızılırmak çevresinde kuruldu.
  • ilk zamanlar feodal yönetim söz konusudur.
  • Daha sonra merkezi otorite sağlandı
  • Kral başrahip, baş yargıç, başkomutanlık görevlerini kendinde toplamıştır.
  • Kralın yanında Pankuş Meclisi vardır.
  • Not: Bu meclis kralın yetkilerini sınırlandırmıştır.
  • Kraliçe Tavananna yönetimde etkilidir.
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Hitit yasaları Sümerlerden etkilenmiştir. İnsancıldır.
  • Bu yasalar aile, mülkiyet ve ticaret gibi hükümler içermektedir.
  • Not: Medeni hukukun temellerini Hititler atmışlardır.
  • Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
  • Çok tanrılı dinsel bir inanç vardır. (Tanrılar insan şeklindedir.)
  • Tanrılara hesap vermek için Anallar yazmışlardır.
  • Not: Nesnel tarih yazıcılığının ilk örneğidir.
  • Asurlulardan aldıkları çivi yazısını kullanmışlardır.

Frigler

  • Sakarya çevresinde kurulmuştur.
  • Başkent Gordion’dur.
  • Tarımcı bir toplumdur.
  • Not: Yasaları buna göre şekillenmiştir.
  • Kilim dokumacılığı gelişmiştir. (Tapates)
  • Çak tanrılı inanç vardır. En büyüğü ana tanrıça Kibeledir.
  • En önemli hükümdarı Midas’tır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Hititler ve Yunan sanatından etkilenişlerdir.
  • Kimmerler tarafından yıkıldılar.

Lidyalılar

  • Gediz ve Küçük Menderes arasında kurulmuştur.
  • Başkenti Sard’dır.
  • Ticaret amaçlı Kral Yolunu yapmışlardır. (Efes’ten Ninova’ya kadar)
  • Parayı bulmuşlardır.
  • Not: Modern ekonominin temelini attılar.
  • Ordu ücretli askerlerden oluşur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Ölülerini Tümülüslere gömmüşlerdir. (Öldükten sonra yaşama inanç)
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Dokumacılık kuyumculuk gelişmiştir.
  • Persler tarafından yıkılmıştır.

İyonyalılar

  • İzmir ve çevresinde kurulmuştur.
  • Yunanistan’dan göç eden Akalar tarafından kurulmuştur.
  • Şehir devletlerine polis denir.
  • Not: Siyasi birlik yoktur.
  • En önemli şehirleri; Efes, Symarna, Milet, Foça, Halikarnas
  • Şehirleri önce krallar sonra oligarşik hükümetler daha sonra da Aristokratik Cumhuriyetler yönetmiştir.
  • Lidyalıların engellemesi; Mısır, Güney Fransa ve İspanya’da koloniler kurdular.
  • Dinsel baskının olmamamsı, ticaretle zenginleşmeleri, değişik uygarlıkları tanımaları özgür düşüncenin doğmasını sağlamıştır.
  • Pozitif bilimler gelişmiştir. Matematik, geometri→Tales, Pisagor; Felsefe→Heraklit; Tıp→Hipokrat; Tarihte Heredot.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Not: Yöneticilerin seçimle belirlenmesinden dolayı dinsel baskı yoktur.
  • Mimaride İyon Nizamını oluşturmuşlardır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Artemis tapınağı İyonlara aittir.
  • Önce Lidyalıların sonra Perslerin egemenliğine girdiler.

Urartular

  • Van gölü çevresinde kurulmuştur. Başkent Tuşpa’dır.
  • Asya kökenli Huriler tarafından kurulmuştur.
  • Merkezi krallar taşrayı valiler yönetmiştir.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlardır. Merdivenle inilen mezarlar yapmışlardır.
  • Van’a su getirmek için su kanalları açmışlardır.
  • Asur çivi yazısını kullanmışlardır.
  • Medler tarafından yıkılmışlardır.

EGE UYGARLIĞI

  • Ege uygarlığını Mısır, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlığı oluşturmuştur.
  • Ege Uygarlığı; Girit, Miken, Yunan, Helen, Roma, İyon’dan oluşur.
  • Not: İyon Uygarlığı hem Anadolu hem de ege uygarlığı sayılmaktadır.

Girit Uygarlığı

  • Ege’nin en eski uygarlığıdır.
  • Barışçı bir toplumdur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri şeklindedir.
  • Şehrin etrafında surlar yoktur.
  • Güçlü donanmaya sahiptir.
  • Ticaretle Mısır ve Ön Asya uygarlığından etkilenmiştir.
  • Girit sanatının en önemli eseri Knossos sarayıdır.
  • Akalar son vermiştir.
  • Not: Grekçenin temellerini atmışlardır.

Miken Uygarlığı

  • Akalar kurmuştur (Mora’da)
  • siyasi yapı (kralların yönettiği şehir dev.)
  • En güçlü şehir devleti Miken’dir.
  • İtalya ve Suriye’yle ticaret yapmışlardır.
  • Boğazlara egemen olmak için Truvalılarla savaşmışlardır.
  • Dinde Girit’ten etkilenmişlerdir.
  • Öldükten sonra yaşam; kuyu mezarlar
  • Savaşçı bir toplumdur.
  • Dorlar son vermiştir.

Yunan Uygarlığı

  • Dorlar kurmuştur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri (Atina, Isparta, Korint)
  • Yönetim; Krallık→Aristokratik cumhuriyet→Demokratik yönetim.
  • Not: İlk demokrasi hareketi.
  • Yönetici Arhon
  • Çok tanrılı inanç baş tanrı Zeus
  • Zeus adına olimpiyatlar düzenlenmesi (Kültürel birliği sağlanması)
  • Tanrıların eleştirilmesi (özgür düşüncenin doğması, bilimin gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Coğrafi etki ticaret kolonileri kurmaları.
  • Not: Kolonileri yerleşme amacı taşır.
  • Diyonizos adına şenlik edebiyatın gelişmesi.
  • Not: Tarih bir bilim olarak ilk defa Yunanistan’da ortaya çıkmıştır. (Tukidides)
  • Mimarlık ve heykeltıraşlık gelişmiştir.
  • Kanunlar:

Drakon: Asilleri koruyan kanunlar hazırladı.

Solon: Köleliği kaldırdı. Borcu yüzünden köle durumuna düşenlerin borçlarının ödedi. Halkı gelirlerine göre dörde ayırdı.

Klistenes: Sınıf farkını kaldırdı halkın yönetime katılmasını sağladı. (demokrasi)

Helen Uygarlığı

  • Makedonya’da kurulmuştur.
  • Yunan şehir devletlerine son verilmiş. (Helen birliği sağlanmıştır.)
  • İskender Persleri Anadolu’dan atmıştır.
  • Bilim ve sanat adamları ile sefer çıkan ilk komutandı.
  • Ege uygarlığını Hindistan’a kadar götürmüştür.
  • Not: Doğu-Batı sentezi (Helenizm’in doğması)
  • Bergama, Milet, Efes, Antakya önemli kültür merkezleridir.
  • Zeus tapınağı, İskenderiye Feneri, Rodos Heykeli, Apollon Tapınağı Helenlere aittir.
  • Romalılar son vermiştir.

Roma Uygarlığı

  • Roma uygarlığını Latinler, İtalikler ve Etrüskler belirlemiştir.
  • Batı Akdeniz’i, Mısır’ı, Suriye’yi ve Makedonya’yı ele geçirmişlerdir.
  • Yönetim; Krallık (Senato ve Halk meclisi)→ Asillerin oluşturduğu cumhuriyet→İmparatorluk
  • Not: İmparatorluk döneminde senato önemini kaybetmiştir.
  • Toplum yapısı; Partici, Plep, köleler
  • Not: Particiler her türlü siyasal ve sosyal haklara sahiptirler. Pleplerin siyasi hakları yoktur. Askerlik yapmazlardı.
  • Not: Sınıf çatışması 12 Levha Kanunlarının doğmasına neden olmuştur.
  • Not: Bu kanun modern hukukun temelini oluşturmuştur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • 313 Milano fermanı ile Hıristiyanlığın serbest bırakıldı.
  • Romalılar+Yunan→Helen→Hıristiyanlık)Avrupada yayılmasını sağladılar.
  • Fenike alfabesini Latin alfabesine dönüştürmüşlerdir.
  • Mısırdan alınan güneş takvimi Jülyen takvimi olarak düzenlenmiştir.
  • Edebiyat, hitabet ve tarih yazıcılığı gelişmiştir.
  • Mimari, saray, tiyatro, su kemeri, hamam
  • Anadolu’daki eserler; İst. Bozdoğan Kemeri, Ank. Ogüst Tapınağı, Antalya Aspendos tiyatrosu
  • 395’te Roma ikiye ayrıldı.
  • 476 Batı Roma 1453 Doğu Roma yıkılmıştır.
  • Not: Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğudur. Köleciliğin en yoğun olduğu imparatorluktur.
Continue Reading

Trend Gönderiler