Connect with us

Tarih Konu Anlatımı

İslam Tarihi

Published

on

islam tarihi

İslamiyet, Arabistan yarımadasında yayılma alanı bulmuştur.

İslamiyeti ve islam tarihi konusunu anlamak için bu coğrafyanın özelliklerini bilmek zorundayız. İslam tarihi ders notları için tüm sayfayı inceleyiniz. Arabistan yarımadası siyasal bir parçalanmışlık içerisinde, halkın sosyal tabakalar halinde yaşadığı bir coğrafyadır.

Bu konumuzda islam tarihi özet bir şekilde anlatılmaya çalışılacaktır. islam tarihi konu anlatımı içeriği belirli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

islam tarihi

islam tarihi

İslam Tarihi Konu Anlatımı 

Arabistan yarımadası ‘nda halkın bir kısmı çöllerde yaşıyordu ve bu kişilere “bedevi” deniliyordu.

Medine gibi şehirlerde yaşayan yerleşik kimselere ise “Medeni” deniyordu. Medine isminin zamanla yerleştiğini görüyoruz. Eski adı ise Yesrib olarak bilinmektedir.

Arabistan yarımadasında kabilevi bir yaşantı hakimdi. Kabileler arasında savaş eksik olmazdı. Sürekli bir savaş halinde olmaları ticareti sekteye uğratıyor ve hayatı çekilmez hale getiriyordu.

Kabilevi yaşam tarzında bir kişinin suçunu bütün kabile yüklenir. Bu sebeple bireysel hatalar çok çabuk bir şekilde savaşa dönüşebiliyordu. İşte bu sebeple kabileler arasında “Haram aylar” adı verilen 4 aylık bir yasak süre belirlendi ve savaş bu aylar içerisinde yasaklandı.

Ticaret için panayırlar kuruluyordu. Aralarında “Ukaz Panayırı” en bilinen pazar yeridir.

Ticaret ve edebiyat bu sayede gelişme olanağı buldu. Aslında Araplar arasında siyasi birliğin olmamasının sebebi de bu kabilevi yaşam tarzıdır.

Dini yaşantıya baktığımızda ise putperestliğin yaygın olduğunu görüyoruz. Arabistan’da islam tarihi başlayana kadar bir çok din görülmüştür.

Bunlar arasında Hristiyanlık veya diğer adıyla İsevilik , Yahudilik veya diğer adıyla Musevilik, Mecusilik veya diğer adıyla ateşgedelik, Hanif dini veya diğer adıyla Allah’ü Teala’nın gönderdiği ilk ve tek hak din ve islamiyetin öncü din hareketi bulunmaktadır.

Hz.İbrahim ile devam eden Hanif dini H.z. Muhammed ve ailesinin de mensub olduğu bir inanıştır.

Mekke islam tarihi öncesinde de büyük bir öneme sahiptir. Putlarla dolu olan Kabe bu kentte bulunmaktadır. Kabe duvarlarına şiirler asılır ve ibadetler burada yapılırdı. Bu yönü ile Mekke şehri dini bir merkez konumundadır.

Sosyal yaşantı içerisinde köle ticareti yaygındı ve insanlar arasında farklar vardı. Bu farkların kaynağı ise paraydı.

İşte islam tarihi ve uygarlığı böyle bir coğrafyada yükseldi.

Akabe Biatları

Biat : Birinin ya da birilerinin, başka birine itaat etmesi ve boyun eğmesi anlamına geliyor.

Konumuzla ilgili olarak baktığımızda bazı Medineliler’in İslamiyeti kabul etmesi olarak yorumluyoruz.

Akabe denilen tepede bir grup Medineli gizlice Hz.Muhammed ile görüşerek islamiyeti benimsedi.

Bu müslümanlar, Medine’ye dönerek islamiyeti anlattılar ve daha kalabalık bir grup ile ikinci kez geldiler. Bu sürece de ikinci akabe biatı diyoruz.

Önemi Nedir ?

Akabe biatları Mekke’den Medine’ye göçün  hazırlayıcısı olmuştur. Medineli Ensar kavmi, bu süreçte ortaya çıkmıştır.

Hicret ise 622 yılında Mekke’den Medine’ye olmuştur.Göç olayına Hicret , hicret edenlere Muhacir diyoruz.

Bu göç olayından sonra Hz.Muhammed Mekke ve Medinelileri kardeş ilan etti. Medine sözleşmesi ile Yahudiler de bu kardeşliğe dahil edildi ve İslam Devleti kuruldu.

Medine Sözleşmesi islam devletinin ilk anayasası kabul edilir. islam tarihi konu anlatımı içeriğindeki belki de en önemli alan ve soru gelebilecek yer savaşlardır. Aşağıdaki savaşları ve sonuçlarını dikkatli okuyunuz.

Bedir Savaşı

Mekkeliler, Medine’ye göç eden müslümanların mallarına el koyunca buna karşılık Medineli müslümanlar da Mekkelilerin ticaret kervanlarına saldırdılar.

Bunun üzerine Bedir kuyusu etrafında Bedir Savaşı yapıldı. Savaşı müslümanlar kazandı

Müslümanların ilk zaferidir ve özgüvenlerini arttırmıştır.

Savaşta esir alınan Mekkelilerden her 10 kişiye okuma yazma öğreten esirler serbest bırakılacaktı. Bu kadar islam savaş hukuku ile ilgili verilen ilk karardır.

Savaş sırasında Beni Kaynuka Yahudileri Mekkelilere yardım ettikleri için Medine’den çıkartıldılar.

Uhud Savaşı

Uhud dağı eteklerinde yapılan bu savaşta Hz.Muhammed okçular tepesinde yerleştirdiği müslümanlara ” Benim yaralandığımı dahi görseniz yerinizi terketmeyin” demiştir. Ancak Mekkeliler sahte ricat yapınca sevinerek onları kovalayan müslümanlar tuzağa düşmüştür.

Uhud savaşı yenilgi ile sonuçlanmıştır.

Mekkelilere yardım eden Beni Nadir Yahudileri de Medine’den çıkarıldılar.

bu savaşta Mekkeliler , intikam aldıkları için geri dönerek üstünlük kazanma girişiminde bulunmamışlardır ya da bulunamamışlardır.

Hendek Savaşı

Müslümanların üçüncü savaşıdır ve son savunma savaşıdır. Bu savaşta İranlı Selman-ı Farisi bir öneride bulunmuş ve şehrin etrafına hendekler kazılmasını salık verdi.

Bunun üzerine önerisi kabul edildi ve savunma yapılmaya karar verildi.

Mekkeliler hendekleri aşamayınca geri çekildiler ve savaş sona erdi.

Bu savaştan sonra Beni Kureyza kabilesi de Medine’den çıkartıldı ve Medine ‘de Yahudi nüfus kalmadı.

Hudeybiye Anlaşması

Hendek savaşından sonra Medine’liler ile Mekke’liler arasında yapılan bu anlaşmada taraflar birbirlerine saldırmazlık anlaşması yapmışlardır.

Hudeybiye Anlaşması Mekke’lilerin islam devletinin varlığını tanıdığını gösterir niteliktedir. Bu sebeple önemlidir.

Hudeybiye Anlaşması Maddeleri

Anlaşmanın önemli diğer maddelerinden biri de iki tarafında istediği kabile ile ittifak yapabileceğidir.

Anlaşmadaki ilginç maddelerden biri de Mekkeli gençlerin islamiyeti kabul ettikleri taktirde Medine’ye alınmayarak iade edilmeleri talebidir. Bu talep kabul edilmiştir.

Başlangıçta müslümanların aleyhinde görünse de bu gençler Medine’ye alınmadıkları için çöllerde yaşamaya başlamış ve Mekke ticaret kervanlarına saldırmışlardır. Bu sebeple bu madde Mekke’lilerin aleyhine dönmüştür.

Hayber Kalesi’nin Fethi

Hayber kalesindeki Yahudiler sürekli olarak müslümanlaraleyhinde ittifaklar kurdukları için ve Şam ticaret kervanlarına saldırdıkları için burası ele geçirilerek Şam ticaret yolunun güvenliği sağlandı.

Mute Seferi

Bizans ile İslam Devleti arasında yapılan ilk savaştır. Hristiyan Araplar olan Gassaniler, İslam elçilerinden birini katledince, savaş için harekete geçildi.

100.000 kişilik bir Gassani- Bizans ordusu ile karşılaşan müslümanlar, ağır bir yenilgi alarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Halid Bin Velid, islam ordusunun kalan neferlerini geri getirmeyi başardı.

Mekke’nin Fethi

Mekke’lilerin Hudeybiye anlaşmasını bozması üzerine hiçbir direnişle karşılaşmadan Mekke’ye girildi. Müslümanlara direniş göstermeyen ve pes etmeyen bir kaç kişi dışında kimseye dokunulmadı. Mekke’nin Fethi ile İslam devleti kutsal topraklara sahip oldu.

Tebük Seferi

Bizans Devletinin 40 Bin kişilik bir orduyu Müslümanlar üzerine gönderdiği haberini alan Hz. Muhammed sefer için çok teçhizatlı bir ordu hazırlamış ancak Bizans ordusu Hz.Muhammed’in hazırladığı ordu karşsına çıkmamış, istihbarat asılsız kabul edilmiştir. Bu seferde savaş yapılmamıştır.

Taif Seferi

Taif şehri kuşatılsa da alınamadı. Kuşatmanın ardından ertesi sene Taifhalkı kendiliğinden islamiyeti kabul etmiştir.

Veda Haccı

Hz.Muhammed son hacc vazifesini yerine getirmek için Mekke’ye gittiğinde müslümanlara uzun uzun nasihatler verdi ve orada vefat etti. 632 Senesinden sonra  4 halife dönemi başlamıştır. Halife, peygamberden sonra islam devletinin başına geçen kişidir. islam tarihi konu anlatımı içerisinde 4 halife devri de önemli bir yer tutmaktadır.

veda haccı

veda haccı

4 Halife Devri – Hulefa-i Raşidin

Dört halife devri , cumhuriyet devri olarak da bilinmektedir. Bunun sebebi Halifelerin nisbi seçim yolu ile başa gelmeleridir. Bu 4 halifeden sonra saltanat sistemine dönüşecektir.

Hz.Ebubekir Dönemi

Hz.Ebubekir ilk Halife’dir. Hz Muhammed’in en iyi arkadaşıdır.

Vefat haberinden sonra ortaya çıkan sahte peygamberler ve dinden dönen fırsatçılar ile uğraşmıştır. Bu sebeple dışarıya çokça fetih yapamamıştır.

Hafızların şehit olması sebebiyle Vahiylerin yok olma tehlikesi ortaya çıkınca Kur’an-ı Kerim’in kitap haline getirilmesi kararlaştırılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’in bu ilk haline Mus’haf denir.

Devlet memurlarına maaş bağlanmasına karar verilmiştir.

Ecnadeyn savaşı ile Suriye ve Filistin’in kapılarını açtı. Bizans ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı.

Hz.Ömer Dönemi

İslam devleti ile ilgili en çok yenilik Hz.Ömer döneminde yapılmıştır dersek yanlış olmaz. islam tarihi kapsamında H.z Ömer için islam devletini , resmi anlamda devlet yapan kişidir dersek yanlış olmaz. Yaptığı yenilikler kurumsal niteliktedir. Yaptığı yeniliklerden bazıları şunlardır :

İllere kadılar tayin etmiştir.

Vilayetler düzenlenmiş ve Valiler atanmıştır.

Çarşı Pazar denetimi için Muhtesip görevlendirilmiştir.

Divan-ı Cund yani ilk Divan kurulmuştur.

Beytül Mal adıyla devlet hazinesi kurmuştur.

Madeni para bastırmıştır.

Askeri posta sistemi kuruldu.

İkta sisteminin temelleri atıldı.

Topraklar için defter tutulmuştur.

Suriye , Mısır, Ürdün ve Filistin ele geçirilmiştir.

Kadisiye Savaşı ile Sasaniler yenilmiş ve Irak ele geçirilmiştir.

Nihavend savaşı ile İran tamamen ele geçirilmiştir.

Bingazi ve Trablusgarp fethedilmiştir.

Nice yerleri fetheden Hz. Ömer Ebu Lü’lü adında bir yahudi köle tarafından sabah namazı sırasında aldığı bıçak darbeleri ile şehit edilmiştir.

Arkadasından oğlunu tayin etmesi istenmişse de kendisi ” Bir aileden bir kurban yeter” diyerek  Eshab-ı Kiram’dan 6 kişiyi seçti ve neticede Şurada alınan karar ile Hz. Osman Halife ilan edildi.

H.z. Osman Dönemi

H.z. Osman İran’ın fethini tamamladı. Kafkaslara yöneldi.

Hazarlar yani Yahudi Türkler ile mücadeleye giriştiler. Ancak başarı gösteremeyince Kafkasların güneyi çekildiler.

Şam vilayetinde donanma kurularak Kıbrıs vergiye bağlanmıştır. Bununla beraber Rodos adası da fethedilmiştir.

Hz. Ebubekir döneminde kitap haline getirilen Kur’an-ı Kerim’e MUSHAF dendiğini belirtmiştik. Kutsal kitabın çoğaltılarak eyaletlere gönderilmesi de H.z. Osman zamanında olmuştur.

Burada amaçlanan şey kitabı korumak ve adalet emirlerini her yerde eşit uygulamaktır. Bir diğer fayda ise değişik coğrafyalar fethedildiği için okunuşlarda değişimler olmasını önlemektir.

H.z. Osman döneminde Emevi ailesinin üst kademe görevlere getirilmesi iltimas yani günümüzdeki anlamıyla torpil söylentilerini ayyuka çıkardı. H.z. Osman bu sebep ile şehid edildi.

Ortaya çıkan bu karışıklıklar fetihleri durdurdu ve islam dünyasında parçalanmalara sebep oldu.

H.z. Ali Dönemi

H.z. Osman’ın şehit edilmesinden sonra, H.z. Aişe katillerin bulunmasını talep etti. H.z. Ali’nin bu konuda yavaş davrandığı düşünülerek kendisine karşı gelindi. Muaviye’de buna dahil oldu. Muaviye bu dönemde Şam valisidir.

H.z. Aişe ile H.z Ali arasında CEMEL VAKASI yaşandı. Bu olay müslümanlar arasında ilk ayrılıktır. Cemel arapça deve demektir. Savaşın kanlı çarpışmaları H.z. Aişe’nin devesi etrafında gerçekleştiği için savaşa bu isim verildi. H.z. Ali bu savaşı kazandı.

Muaviye’nin dahil olduğu ve başını çektiği Şam grubu ile yapılan savaş SIFFİN SAVAŞI’dır.

Bu savaşta Hakem Olayı yaşanmıştır. Muaviye yanlıları mızraklarının ucuna yenilmek üzereyken Kur’an sahifelerini takınca müslümanlar saldırmadılar.

H.z. Ali ve Muaviye’nin hakemlerinin ikisini de görevden alması gerekiyordu. Ancak sadece H.z. Ali’nin hakemi dürüst davrandı. Muaviye ise Halifelik ilanında bulundu.

Hariciler isimli grup ne H.z. Ali ne de Muaviye taraftarıdır. Bu grup H.z. Ali ve Muaviye’yi öldürme niyetinde idiler. Ancak bu grup sadece H.z. Ali’yi şehid etmiştir.

H.z. Ali’nin şehid olması ile beraber 4 halife devri veya diğer adıyla Hulefa-i Raşidin (Doğru Halifeler) devri sona ermiştir.

Dört Halife devri cumhuriyet devri olarak görüldüğü için bu devre cumhuriyet devri de denir.

Artık Muaviye ile beraber Saltanat sistemine dönüşecektir. Muaviye oğlu Yezid’i kendisinden sonraki halife ilan ederek Halifeliği Emevi soyuna ait bir saltanata dönüştürmüştür.

Emeviler Devri

Emeviler devri dediğimiz de akla ilk olarak Emevi ailesi ve Muaviye gelmelidir. Çünkü bu zat, islam devletini bir saltanat haline getirmiştir. Muaviye, oğlu Yezid’i kendisinden sonraki varisi olarak Halife ilan etmiştir.

Emeviler devrinin ikinici önemli meselesi ise Arap milliyetçiliği olarak bilinen “Mevali” politikasıdır.

Mevali kelime manası ile köle demektir. Arap olmayan herkes, ikinci sınıf vatandaş yani köle olarak görülürdü. Bu durum uzun müddet islamın yayılmasını engellemiştir.

Emeviler devrinde İstanbul kuşatmaları yapılmıştır. İstanbul iki kere kuşatılsa da başarı sağlanamamıştır.

Hz. Eyüp ya da diğer adıyla Eyyüb El Ensari İstanbul kuşatmasında şehid olduğu için mezarı İstanbul’dadır.

İslam orduları Maveraünnehir’e girmiştir.

Başkent , güvenlik gerekçesi ile Kûfe’den Şam’a taşınmıştır. Muaviye, eski Şam valisi olduğu için bunu düşünmüş olmalı.

İlk posta teşkilatını kurarak istihbarat ağını başlatmıştır.


Yezid Dönemi

Bu dönemde Kerbela olayı meşhur olmuştur.

H.z. Ali’nin küçük oğlu H.z. Hüseyin’i Kûfe’ye çağıran H.z. Ali taraftarlarını ve H.z. Huseyin’i haber alan Yezid, saldırarak günlerce onları muhasara etmiş ve teslim olmadıklarında da şehid etmiştir.

Diğer Gelişmeler

Kuzey Afrika’nın fethi tamamlandı.

İspanya fethedildi. İspanya , Endülüs olarak bilinmektedir. Burada Endülüs Emevileri adı ile bir devlet kuruldu.

Emevilerin en parlak dönemi Halife Abdülmelik dönemidir. Bu dönemde ilk islam altın parası basılmıştır.

Tarık Bin Ziyad komutasında Kadiks savaşı ile İspanya fethedilse de Puvatya savaşı ile ilerleyiş durduruldu.

Emevilerin yıkılış sebepleri


Emevilerin yıkılış sebepleri ne baktığımızda Mevali politikası başta gelir. Bu ırkçı politika isyanları beraberinde getirmiştir. Özellikle de Şuubiye akımı Emevi karşıtı bir akımdır.

Sınırların oldukça genişlemesi sonucunda merkezi otorite zayıflamıştır.

Emevilerin yıkılış sebepleri arasında Horasan Valisi Ebu Müslim’in isyanı da büyük rol oynamaktadır. Şiilerin yıkıcı faaliyetleri ile birleşen isyanlar devletü yıkılışa sürüklemiştir.

Emevi Halife’si Mervan’ın öldürülmesi ile siyasi olarak sona ermiştir.

Endülüs Emevi Devleti

Endülüs İspanya’nın diğer adıdır. Bizdeki karşılığı İspanya olan Endülüs, Abdurrahman tarafından kuruldu. Halife Hişam’ın torunudur.

Başkent Kurtuba’dır.

Endülüs Emevileri, bilim ve kültür alanında ilerlemiştir. 1030 yılında Hristiyan saldırıları ile parçalandığında geriye Beni Ahmer Devletini bıraktılar.

Başkenti Gırnata’dır. Gırnata sarayı günümüzde meşhur bir turistik mekandır.

1492 yılında İslam egemenliği sona erince Osmanlı devletine sığındılar ve onları Oruç ve Hızır reis taşıdı.

Hızır Reis , Barbaros Hayreddin Paşa’dır.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tarih Konu Anlatımı

Osmanlı Adalet Sistemi

Published

on

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

İslâmiyetten önce adaleti temin edecek bir teşkilat mevcut değildi. Bu vazife kabileler arasında seçilen Hakemler tarafından yürütülürdü. Ancak bu hakemler verilen hükümleri tatbik etme gücünden mahrum olduklarından kuvvetlinin sözü geçerliydi.

osmanlı adalet sistemi
osmanlı adalet sistemi

İslamiyet’in gelişiyle fertlerin ve kabilelerin haklarını kendilerinin korumaları usulü kaldırılıp bu yetki merkezi bir otorite yani devlet başkanına verildi. Asr-ı Saadet’te davası olan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e müracaat ederek hallederdi. Bu sebeple islamiyette ihtilaflı meselelere ilk bakan Peygamber Efendimiz idi.

Peygamber Efendimizin,  Hz Ömer Hz Ali gibi Ashab-ı kiramın büyüklerini davaları bakmaları için Kadı olarak tayin ettiği de olmuştur. Ayrıca Yemen Umman gibi fethedilen yerlere tayin ettiği valiler idari işlerin yanında adli işleri de yürütmüşlerdir. Muaz bin Cebel Ebu Ubeyde Bin Cerrah böyle sahabelerdir.

Bunlara gittikleri yerde nasıl hükmedeceklerini öğreten Peygamber Efendimiz gerektiğinde son mercii ve temyiz makamı durumunda idi.

Resulullah sallâllahûhu aleyhi ve sellem den sonra Hulefayi Raşidin de Adalet işleri ile bizzat ilgilendikleri, baş hakim durumunda oldukları gibi muhtelif merkezlere görevli kadılar ve valiler de tayin ettiler. Zaman zaman onlara yazdıkları talimatnameler de muhakeme usulüne dair mühim kaideler koydular.

 Hz Ömer’in Basra Valisi Ebu Musa El Eş’ari ye gönderdiği talimatname Bu bakımdan ehemmiyet arz eder Besmele ile başlayan talimatnamenin bazı kısımları şöyledir. Müminlerin Emir’i Allahu Teala’nın kulu ömer’den Abdullah Bin Kays a Allah’ın selamı üzerine olsun kaza muhakkak ki muhkem bir vazife olarak sana getirilen davalar üzerinde iyice düşün.

Mesele senin yanında açıklığa kavuşunca hükmünü ver ve derhal icra et. İcra edilmeyen bir hakkın faydası yoktur. Duruşma sırasındaki bakışlarında ve bulunduğun yerlerde adaleti elden koma.

Böylece ne zengin ne fakir adaletsizliğe uğrayacaklarından korkmasınlar. Davayı delille ispat etmek davalıya yemin ,davayı red edene düşer. Davayı hükmü bağladıktan sonra ertesi gün yanlış hüküm verdiğini anlarsan seni hiçbir şey hakka dönmekten alıkoymasın. Hakka dönmek hatada devam etmekten hayırlıdır. Getirilen davanın hükmünü kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şerifte bulamazsan İçtihat et kıyas yoluyla Allahu Teala’nın rızasına uygun düşeceğini umduğun hükmü ver.

Beyyine yani delil getirirse hakkını alır . Bu mühlet içerisinde değil getiremeyen yahut getirmeyenin aleyhine hüküm ver. İftira cezasına çarpılan yalancı şahitlikle tanınan ve akraba olanlar müstesna.

Müslümanlar biri diğeri hakkında şahitlikte bulunabilirler muhakeme sırasında insanlara karşı gazap ve hiddetten bağırıp çağırmaktan ve işlerin çok da ondan sıkıntı duymaktan ve ekşi yüzlü olmaktan sakın Allahu Teala işlerinde rızasından ayrılmayan kadıyı insanlar tarafından gelecek tehlikelerden korur ve yaptığı işlere hile karıştıran, Hüsn- ü niyeti olmayan kadıyı Allahu Teala Halk içinde rezil eder. Allahu Teala İhlas ile yapılan amelleri kabul eder.

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerden sonra bu talimatname ve benzerleri İslam muhakeme usulünün esasıdır. Ayrıca İslam Adliyesi’nde Kadı ve diğer hüküm verme mevkiinde olanların dünyevi ve uhrevi müeyyide ve sorumluluklarla murakabe altına alındığı görülür.

Nitekim birçok büyük alim kaza yani hüküm vermenin ağır mesuliyetinden dolayı kabul etmekten çekinmemiştir. Gerek Asr-ı saadet’te gerekse Hulefa-i Raşidin döneminde adliye alanında uygulanan tatbikatlardan sonra gelen İslam devletlerinde de kurulan teşkilatlara esas olmuştur.

Abbasiler devrinde Ayrıca sarayın teşkilatının büyümesi sebebiyle bugünkü Adalet Bakanlığına karşılık kadılkudatlık makamı kurulmuştur ilk defa imam-ı Ebu Yusuf halife Harun Reşit tarafından kadılkudat olarak tayin edildi.

Bundan sonra başka şehirlere kadıların tayin terfi ve vazifeden alınma işlemleri kadılkudat tarafından yapılmaya başlandı. İhtiyaç halinde büyükşehirlere birden fazla kadı tayin edildi bu usül Abbasiler de muasır ve daha sonraki İslam devletlerinde de uygulanmıştır.

Günümüzdeki Adalet Bakanlığı ile temyiz Mahkemesi ve Yüksek İdare Mahkemesi başkanlıkları gibi görevlere karşılık gelen bu makam artık kadıları tayin etmeye ve halifenin vergi etkisini onun adına kullanmaya başladı. İslam devletlerinde kadının idare ettiği mahkemelerden başka doğrudan veya kısmen adaleti temin ile vazifeli teşkilatlar da vardı.

Mezalim mahkemeleri

Mevki ve nüfus sahibi kimselerin haksızlıklarına mani olmak maksadıyla halife veya Vezir adına hüküm veren kadıların baktığı mahkemelerdir. Halife ve vezirin mahkemede bulundukları da olurdu . Bugünkü benzeri, idare mahkemeleridir.

Kadılcund ; Ordu Kadısı teşkilatı

Askeri davalara bakardı bugünkü askeri mahkemelerin yerini tutardı. Şurta Polis Teşkilatı mahkemelere yardımcılık yapan, verilen kararı infaz eden Şurta’nın zaman zaman hüküm verme durumunda bulunduğu olmuştur. Dini ve sosyal bir vazifesi olan polisin herhangi bir haksızlık ve zulme meydan vermemesi için alim, dindar ve erkek olmasına dikkat edilirdi.

Hisbe teşkilatı

Esas vazifesi Emri Bil Maruf ve Nehyi Anil Münker yani iyiliği emretmek kötülükten vazgeçirmek olup pek çok vazifesi yanında gerektiğinde kuvvet kullanarak meseleleri halleder. Ahlak ve asayiş ile ilgili davalara bakardı. Bugünkü belediye teşkilatının birçok işlerini Bu teşkilat yürütmekteydi. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devletleri ile İlhanlılarda ,Eyyübiler’de Memlüklüler’de hep Abbasi Adliyesi model alınmıştır .

Dört halife devrinden sonra İslam devletleri arasında müstesna bir yeri olan Osmanlı Devleti ise her konuda olduğu gibi Adliyesi’nde de İslam hukukunun en hassas uygulayıcısı olmuştur . Zulmün Payidar olmayacağının zulüm üzerine kurulan devletlerin ne kadar büyük olsalar da ömürlerinin kısa olacağının farkında olan Osmanlılar Adalet mülkün esasıdır kaidesini kendilerini prensip edinmişlerdi.

Bizzat padişahlar tebaasının karşısında adalet önünde boyun eğme büyüklüğünü gösterilmişlerdi . Nitekim seferden dönerken askerinin ekinlerin içinden geçmelerini şikayet eden köylüye Kanuni Sultan Süleyman peki bizi kime şikayet edersin deyince köylü “seni kanuna şikayet ederiz kanuna ” demiş bu cevaptan çok memnun olan Kanuni böyle bir tebaası olduğu için Allahu teâlâ’ya hamd etmiştir.

Yalnız insanlara değil hayvanlara eziyet bile cezai müeyyideleri bağlanmıştı. Nitekim osmanlı adalet sistemi hakkında , bir kuşa eziyet ettiği görülen bir kuyumcunun Amme suçu işlemekten tevkif edilip Kadı huzuruna sevk edildiğini , Almanya’nın Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki fevkalâde büyük elçisi Busbecq hayretle nakleder.

Çünkü Avrupa’da böyle bir şey suç sayılmamaktadır. Osmanlı etrafındaki memleketlerin halkı arasında büyük bir itibar kazanmış, hatta Balkanlardaki Hristiyanlar ülkeye giren Osmanlı sultanları hakkında bu gelen padişah adildir demişlerdir. Böylece Osmanlı yüksek Adaleti ve müsamahası sayesinde farklı dinlere ve milletlere mensup insanlar Osmanlılık çatısı altında 600 sene gibi dünya tarihinde başka hiçbir devlete nasip olmayan uzun bir ömür yaşamıştır.

Adalet teşkilatını kurarken önceki İslam devletlerinden ve faydalanan Osmanlı Devleti daha kuruluş yıllarında

Osmanlı Devleti’nde davalara devletin en yüksek dereceli hakimleri olan kazaskerler ile onların emrinde çalışan kadılar tarafından İslam hukukuna göre bakılırdı. Bu bakımdan osmanlı adalet sistemi konusunda İslam adliye teşkilatının bir numunesi idi. İslam adliye teşkilatının temelleri Peygamber Efendimiz zamanında atıldı.

islam hukukuna göre bu işi sağlam esaslara bağladı. Monarşi ile yönetilen devletlerin hepsinde olduğu gibi yasama yürütme ve yargı fonksiyonları padişahın elindeydi ancak padişah bu fonksiyonlarını vekilleri vasıtasıyla kullanır yargı fonksiyonlu da padişah adına onun tayin ettiği kadınlar yerine getirirdi.

Osman ülkesi kaza adını taşıyan yargı çevrelerine taksim edilmişti bunların her birine medreselerin yüksek sınıflarından mezun olmuş üstün ahlak ve ilmi ehliyet sahibi kimselerden 2 yıllığına kadılar tayin edilirdi. Mekke Medine gibi yerlerde Bu süre bir yıldı günümüzde noterlikte olduğu gibi sırada bekleyen herkesin göreve tayin edilebilmesi ve kadıların gittikleri yerlerde halkla içli dışlı olmalarına yol açmamak için tespit edilen bu 1 veya 2 yıllık süre sonunda kadılar merkeze gelerek yeni bir göreve atanmalarını beklerlerdi. Bu bekleme süresinde de medreselerde müderrislik yaparak Nazari bilgilerini geliştirebilirlerdi

Continue Reading

Makale

Küçük Kaynarca Anlaşması

Published

on

küçük kaynarca antlaşması

Osmanlı Devletinin 623 yıllık hükümranlığında yediği en büyük darbelerden birisi 1768-1774 Osmanlı – Rus savaşı ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasıdır. Padişah 1.Abdülhamid döneminde imza edilen bu anlaşma ile beraber Osmanlı Devleti , ilk defa müslüman bir toprağını, hem de bu kadar büyük bir toprağını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Kırım ! Karadeniz’in incisi, kapısı konumundaki bu cennet ülke bu anlaşmayla beraber özerk bir yapıya bürünüyor. Tabi ki bir süre kadar. Zaten Ruslar’ın asıl amacı Kırım’ı kendine bağlamak olduğu için elbette ilk aşama özerklik iken mütemadiyen yapılan mücadeleler neticesinde Rusya Kırım’ı ilhak edecektir.

Öncelikle sizlere bu sürecin nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını anlatmak istiyorum. Devamında ise bu talihsiz anlaşmanın maddelerini ve kayıplarını konuşacağız. Ruslari Lehistan’da tahta geçecek olan Kral’ın seçimine karışması , Ruslar’ın Kırım Hanlığı ve Osmanlı topraklarına tecavüz etmeleri nedenleriyle savaş başlamıştır. Her ne kadar haklı sebeplerle başlamış olsa da savaşın ilanı hiçbir gerekli hazırlığı içermeden yapılmış idi. Padişah 3.Mustafa zamanına rastlayan bu gelişmeler , hükümdarın kahrından ölmesine sebebiyet vermiştir.

Ruslar, kısa sürede Kırım’ı işgal etmiş ve memleketeyn adını verdiğimiz Eflak – Boğdan da zaptedilmiştir. Bununla beraber Tuna nehrine kadar ilerlemişler ve Tuna’yı da aşarak osmanlı topraklarına büyük zararlar vermişlerdir.

Ruslar ayrıca İngilizler’in de desteğini alarak gemilerini Baltık Denizine sokmuş ve oradan da Akdeniz’e indirmişlerdir. Burada Çeşme limanı yakınlarında gerçekleşen savaştan sonra Çeşme Baskını adını verdiğimiz hadise gerçekleşmiş ve Osmanlı gemileri yakılmıştır. Tarihte 4 kez akılan Osmanlı donanması burada da imha edilmiştir. Esasen baktığımızda Rusların da pek iyi durumda olmadığını görüyoruz. Kendi topraklarında Ruslar “Pugaçef isyanı ” adı verilen bir iç isyan yaşıyorlardı. Osmanlı da bu isyanı büyük bir ilgi ve ümitle takip etmekteydi.

Büyük Frederich bu olaydan dolayı Osmanlı ve Ruslar arasında bu savaşa ” Körler ve tek gözlülerin savaşı” demektedir. Bunun neden şüphesiz iki devletin de zayıf durumda olmasıdır.

Hem Osmanlı devleti hem de Rusya bu savaşta aslında büyük kazanımlar elde etmenin peşinde değillerdir fakat Osmanlı’nın zayıf olması Rusya için büyük kazanımların kapısını araladı.

Küçük Kaynarca antlaşması çok kötü sonuçlar doğurdu ve Osmanlı açısından çok büyük bir toprak parçasının hem de halkı tamamen Müslüman olan bir toprak parçasının elden çıkması ile sonuçlandı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın kırım’ın elden çıkması ve bağımsız olması maddesinin haricinde çok kötü sonuçları var bu sonuçlardan bazıları şunlardır. Şimdi biz en önemli maddelerden daha az önemli maddeleri doğru sıralıyoruz

1.Kırım bağımsız olacaktır ancak Kırım halkı dini yönden Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır.şüphesiz bu maddenin kırım’ın elden çıkması ile ilgisi var çünkü Osmanlı devleti kırım’ı geri almak istiyor ve bunu yapmak içinde Kırım halkı ile olan bağını koparmak istemiyor.

2. Rusya Karadeniz’de donanma bulundurma hakkına sahip olacaktır.dolayısıyla Rusya aslında asıl istediği sonuçlardan birine ulaşmış oldu Rusya Karadeniz’de ticaret yapabilecek ve bununla beraber karadeniz’den Akdeniz’e geçmek için çaba gösterecek asıl amacı sıcak denizlere inmek olan Rusya bu amaç doğrultusunda ilk kazanımını elde etmiş bulunuyor.

3. Ege Adaları Eflak ve Boğdan yani Romanya toprakları Osmanlı devleti’ne bırakılacaktır fakat buradaki halka serbestlik tanınacaktır.

4. Osmanlı devleti savaş tazminatı ödeyecektir ki baktığınızda bu Osmanlı tarihinde ilk defa görülen bir şeydir.

5. Rusya ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmek istemektedir dolayısıyla da bu sebeple Fransa orijinal metnini böyle bir madde eklenmiştir orijinal metinde Rusya’nın ortodoksların koruyucusu olduğuna dair bir madde bulunmamaktadır.

6. Fransa’ya ve İngiltere’ye verilmiş olan kapitülasyonlardan Rusya da eşit oranda faydalanabilecektir.

7. Kerc , Azak , Kılburun , Yenikale , Kabartay ve Dinyeper arasında kalan bütün araziler Rusya’ya bırakılacaktır.

Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı Devleti’nin 18. Yüzyılda imzaladığı en ağır antlaşmadır. Bu cümle Osmanlı tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Osmanlı devleti kırım’ı elinden çıkardıktan sonra ondan asla vazgeçmem iş ve savaşlar silsilesi devam etmiştir. Neticede Osmanlı devleti kırım’ı Rusya’ya bağlanmaktan Huriye olmamış hatta Rusya’nın kırım’ı aldığını onaylamak zorunda kalmıştır.

askeri gemiler bulundurmasına engel olmuştur.öte yandan Osmanlı toprakları özellikle Balkanlar’dan ve boğazlardan gelebilecek tehlikelere karşı açık duruma gelmiştir. Ayrıca Rusya’nın Ortodoks halklar üzerinde koruyuculuk gibi bir iddiası olması Osmanlı devleti’nde yaşayan Hristiyan halkın ayaklanması tehlikesini ortaya çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kırım’ı elden çıkarması 1774 Küçük Kaynarca antlaşması ile olmuşsada Rusya’nın kırım’ı alması bir sürecin sonucunda gerçekleşmiştir. Rusya önce kendisine yanlı olarak gördüğü Kırım hanı Şahin Girayı seçilmiş olarak ilan etmiştir. Akabinde bunu Osmanlı devleti’ne aynalıkavak tenkitnamesi ile kabul ettirmistir. Devam eden süreçte Rusya’nın 1783 yılında kırım’ı topraklarına kattığını yani ilhak ettiğini duyması üzerine savaşlar tekrar başlamıştır. Osmanlı devleti sonuç olarak 1792 yılında savaşı kaybetmiş ve imzalanan Yeşilköy ayastefanos antlaşması ile kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.

bütün bu yönleriyle Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı tarihinde bir kara lekedir ve Osmanlı tarihinin en üzüntü verici en sıkıntılı olaylarından biridir. anlaşma imzalandığı sırada tahta bulunan 1. Abdülhamit 792 yılında özi kalesi’nin de ele geçirilmesi ve buradaki bütün halkın katledilmesi haberi üzerine felç geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.

kırım’ın elden çıkması tam manası ile Osmanlı devleti için bir dağılmadır. Özellikle bu toprakların geri alınamayacağının anlaşılmış olması Osmanlı için tam bir çöküş döneminin habercisiydi.

Continue Reading

Tarih Konu Anlatımı

İlk Çağ Uygarlıkları

Published

on

ilk çağ uygarlık

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI

Özellikleri

  • İklim koşullarının elverişli olduğu yerlerde kurulmuşlardır.
  • Günümüz toplum yaşantısının temelini, atmışlardır.
  • (Devlet örgütü, ordu memleket yönetimi, yazılı hukuk)

Çin Uygarlığı

  • Sarı ve Gökırmak vadisinde kurulmuştur.
  • Maden azlığı(Porselen ve ipek dokumacılığının gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı
  • Türk akınlarına karşı Çin Seddi’nin yapılması
  • Türkler hakkındaki ilk bilgiler Çin kaynaklarında bulunmaktadır.
  • Dünya kültürüne katkıları (Barut, pusula, mürekkep, kağıt, matbaa)

Hint Uygarlığı

  • İndus ve Ganj vadisinde kurulmuştur.
  • İklim koşullarının uygun olması istilaya açık olması
  • Kuzeyden gelen Arilerin etkisi(kast sisteminin doğması)
  • Kast Sistemi; ulusal, kültürel, siyasal, dinsel, dilsel birliği engellemiştir.
  • En eski din Veda dini (Brahman din adamı) (Brahmanizm)
  • Budizm Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Ancak Kast sisteminden dolayı yayılmamıştır.
  • Gaznelilerin etkisi (Müslümanlık Hindistan’da yayılması)
  • Not: Kast sisteminin parçalanması
  • Coğrafi Keşifler Hıristiyanlığın yayılması

İskitler (Sakalar)

  • Bozkır yaşam tarzı vardır.
  • Kabileler halinde yaşamışlardır.
  • Devlet boyların oluşturduğu federasyondur.
  • Ailede kadına önem verilir.
  • Alper Tunga Destanı İskitlere aittir.
  • Amazon efsanesi İskitlere aittir.
  • Sanat eserleri taşınabilir malzemeden oluşur.
  • Öldükten sonra yaşama inanırlar.
  • Maden işlemeciliği gelişmiştir.

MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI

  • İki nehir (Fırat, Dicle) arasına Mezopotamya denir.
  • İklim koşullarının uygun olması; birçok kavmin buraya gelmesi
  • Siyasi tarihi Sümerlerle başlar.
  • Sanat eserleri tuğla ve kerpiçten yapılmıştır.
  • Mezopotamya Uygarlığı Anadolu ve Akdeniz uygarlığının temelini oluşturmuştur.

Sümerler

  • İlk siyasi örgütlenmeyi yapmışlardır.
  • Siyasi yapı (şehir devletler)
  • Patesi (Yönetici: rahip-kral)→Teokrasi
  • İlk yazıyı (Çivi yazısını) buldular.
  • İlk yazılı yasalar (Lagaş kralı Urgakina)
  • Not: Fidye esasına dayanır insancıldır.
  • İlk edebi eserler (Tufan, Yaradılış, Gılgamış)
  • Ziggurat (ibadethane, depo, gözlemevi)
  • Ayın ve Güneşin hareketlerinin tespiti (ilk ay yılı esaslı takvimi yaptılar)
  • Aritmetik ve geometrinin temelini atmışlardır.
  • Din dünyevidir.

Elamlar

  • Sümerlerin doğusunda yaşamışlardır.
  • Kalıcı eser bırakmamışlardır.
  • Çanak çömlek yapımında ileri gitmişlerdir.
  • Kral yolu ELAMLAR’ın SUSA şehrinden başlar.

Akadlar

  • Sami kökenlidirler.
  • Sümerlere son verdiler.
  • İlk merkezi krallık kurulmuştur.
  • İlk düzenli ordu (piyade) kurulmuştur.
  • Sümer Uygarlığını Ön Asya’da yaymışlardır.

Babiller

  • Sami kökenlidir. Siyasi yapı (mutlak monarşi)
  • İlk anayasa (Hammurabi Kanunları; kısas mantığına dayalı)
  • Dünyanın yedi harikasından biri olan Asma Bahçeleri Babil’e aittir.

Asurlular

  • Topraklarının verimsizliği; ticarete önem vermeleri
  • İlk kara ticareti ve kara koloniciliği yapmaları
  • Anadolu’da (Karum) koloni kurmaları
  • Not: Ticaret amaçlı yerleşme amacı taşımaz.
  • İlk atlı birlikleri kurdular.
  • Çivi yazısını Anadolu’ya taşımışlardır. (Kültepe tabletleri)
  • Not: Anadolu’nun tarihi devirlere geçmesi
  • Yasaları daha serttir.

İran Uygarlığı

  • Hint-Ari kökenli Medler ve Persler kurmuştur.
  • Medleri Persler ortadan kaldırdı.
  • Persler Anadolu’ya egemen olmuşlardır.
  • Satraplık (eyalet) satrap (vali)
  • İlk posta teşkilatını kurmuşlardır.
  • Persler Zerdüşt dinine inanmışlardır.
  • Ateş kutsaldır Ateşgede adı verilen tapınaklar yapmışlardır.
  • Ön Asya’da çivi yazısını kullanan son uygarlıktır.
  • Daha sonra Fars alfabesini kullanmışlardır.
  • Yolların yapılması (ticaret ve güvenlik amaçlı)

Fenikeliler

  • Lübnan’da kuruldu.
  • Siyasi yapı şehir devletleri
  • Toprakların verimsizliği; ticarete yönelmeleri
  • İlk deniz ticareti ve deniz koloniciliği yapmaları
  • Mısır yazısını alfabeye dönüştürmüşlerdir.
  • Alfabe Yunan, İyon ve Romalılar tarafından kullanılmıştır.
  • Not: Bugünkü Latin harfleri ortaya çıkmıştır.
  • Dini inançları Ön Asya inançlarının bir karışımıdır.

İbraniler

  • Siyasi birliği Hz. Musa kurmuştur.
  • Filistin’e yerleşmişlerdir.
  • İlk tek tanrılı dini benimseyen topluluktur.
  • Kutsal kitapları Tevrat’tır.
  • Halkın Musa’ya bağlı olması; bu dine Musevilik denmiştir.
  • En parlak dönem Hz. Davut ve Süleyman döneminde yaşandı.
  • Dinlerini uluslaştırmışlardır. (Dinlerini ve kültürlerini korumuşlardır.)
  • Babil ve Roma etkisiyle tüm dünyaya yayıldılar.
  • 1948’de İsrail Devletini kurdular.

Mısır Uygarlığı

  • Nil nehri çevresinde kurulmuştur.
  • Siyasi yapı Nom adı verilen şehir devletleridir.
  • Not: Siyasi birlik M.Ö. II. Bin başlarında kurulmuştur.
  • Hititlerle Kadeş Barış Ant. (M.Ö. 1280) yaptılar.
  • Mısır’ı Firavun adı verilen tanrı-krallar yönetmiştir
  • Not: Tanrı-kral anlayışı hukuksal gelişimi engellemiştir.
  • Coğrafi konumundan dolayı özgün bir uygarlıktır.
  • Mısır önce Perslerin sonra B. İskender’in egemenliğine girmiştir.
  • Dini inanç çok tanrılıdır. En büyük tanrı Amon Ra’dır.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlar; mumyacılık, tıp ve eczacılık gelişmiştir.
  • Firavunlar anıt mezarlara halk labirent adı verilen yer altı mezarlarına gömülmüştür.
  • Not: En önemli piramitler; Keops, Kefren, Mikerinos, Gizza ve Sakara’dır.
  • Hiyeroglif yazısını kullandılar. Yazıları Papirüslere yazdılar.
  • Not: Fenikeliler bu yazıyı alfabeye dönüştürdüler.
  • Ekonomi tarıma dayalıdır.
  • Güneş yılı esaslı takvimi buldular.
  • Not: Romalılar bu takvimi miladi takvime dönüştürdüler.
  • Nil taşkınları ile bozulan sınırları belirlemek için alan hesaplamaları yapmışlar, “pi” sayısını bulmuşlardır.
  • Geometriyi geliştirmişlerdir.

ANADOLU UYGARLIKLARI

  • Coğrafi konumu, iklim koşulları, göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması Anadolu’da birçok uygarlığın kurulmasına neden olmuştur.
  • Anadolu uygarlığını Mezopotamya uygarlığı etkilemiştir.
  • Not: Mezopotamya Uygarlığı Anadolu üzerinden Ege ve Yunanistan’a geçmiştir.
  • Anadolu’da siyasi birliği M.Ö. III. Binde Hattiler kurmuştur.
  • Not: Hattilerin yarattığı kültür Hititlere öncülük etmiştir.
  • Kızılırmak çevresinde kuruldu.
  • ilk zamanlar feodal yönetim söz konusudur.
  • Daha sonra merkezi otorite sağlandı
  • Kral başrahip, baş yargıç, başkomutanlık görevlerini kendinde toplamıştır.
  • Kralın yanında Pankuş Meclisi vardır.
  • Not: Bu meclis kralın yetkilerini sınırlandırmıştır.
  • Kraliçe Tavananna yönetimde etkilidir.
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Hitit yasaları Sümerlerden etkilenmiştir. İnsancıldır.
  • Bu yasalar aile, mülkiyet ve ticaret gibi hükümler içermektedir.
  • Not: Medeni hukukun temellerini Hititler atmışlardır.
  • Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
  • Çok tanrılı dinsel bir inanç vardır. (Tanrılar insan şeklindedir.)
  • Tanrılara hesap vermek için Anallar yazmışlardır.
  • Not: Nesnel tarih yazıcılığının ilk örneğidir.
  • Asurlulardan aldıkları çivi yazısını kullanmışlardır.

Frigler

  • Sakarya çevresinde kurulmuştur.
  • Başkent Gordion’dur.
  • Tarımcı bir toplumdur.
  • Not: Yasaları buna göre şekillenmiştir.
  • Kilim dokumacılığı gelişmiştir. (Tapates)
  • Çak tanrılı inanç vardır. En büyüğü ana tanrıça Kibeledir.
  • En önemli hükümdarı Midas’tır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Hititler ve Yunan sanatından etkilenişlerdir.
  • Kimmerler tarafından yıkıldılar.

Lidyalılar

  • Gediz ve Küçük Menderes arasında kurulmuştur.
  • Başkenti Sard’dır.
  • Ticaret amaçlı Kral Yolunu yapmışlardır. (Efes’ten Ninova’ya kadar)
  • Parayı bulmuşlardır.
  • Not: Modern ekonominin temelini attılar.
  • Ordu ücretli askerlerden oluşur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Ölülerini Tümülüslere gömmüşlerdir. (Öldükten sonra yaşama inanç)
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Dokumacılık kuyumculuk gelişmiştir.
  • Persler tarafından yıkılmıştır.

İyonyalılar

  • İzmir ve çevresinde kurulmuştur.
  • Yunanistan’dan göç eden Akalar tarafından kurulmuştur.
  • Şehir devletlerine polis denir.
  • Not: Siyasi birlik yoktur.
  • En önemli şehirleri; Efes, Symarna, Milet, Foça, Halikarnas
  • Şehirleri önce krallar sonra oligarşik hükümetler daha sonra da Aristokratik Cumhuriyetler yönetmiştir.
  • Lidyalıların engellemesi; Mısır, Güney Fransa ve İspanya’da koloniler kurdular.
  • Dinsel baskının olmamamsı, ticaretle zenginleşmeleri, değişik uygarlıkları tanımaları özgür düşüncenin doğmasını sağlamıştır.
  • Pozitif bilimler gelişmiştir. Matematik, geometri→Tales, Pisagor; Felsefe→Heraklit; Tıp→Hipokrat; Tarihte Heredot.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • Not: Yöneticilerin seçimle belirlenmesinden dolayı dinsel baskı yoktur.
  • Mimaride İyon Nizamını oluşturmuşlardır.
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
  • Artemis tapınağı İyonlara aittir.
  • Önce Lidyalıların sonra Perslerin egemenliğine girdiler.

Urartular

  • Van gölü çevresinde kurulmuştur. Başkent Tuşpa’dır.
  • Asya kökenli Huriler tarafından kurulmuştur.
  • Merkezi krallar taşrayı valiler yönetmiştir.
  • Ölümden sonra yaşama inanmışlardır. Merdivenle inilen mezarlar yapmışlardır.
  • Van’a su getirmek için su kanalları açmışlardır.
  • Asur çivi yazısını kullanmışlardır.
  • Medler tarafından yıkılmışlardır.

EGE UYGARLIĞI

  • Ege uygarlığını Mısır, Mezopotamya ve Anadolu Uygarlığı oluşturmuştur.
  • Ege Uygarlığı; Girit, Miken, Yunan, Helen, Roma, İyon’dan oluşur.
  • Not: İyon Uygarlığı hem Anadolu hem de ege uygarlığı sayılmaktadır.

Girit Uygarlığı

  • Ege’nin en eski uygarlığıdır.
  • Barışçı bir toplumdur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri şeklindedir.
  • Şehrin etrafında surlar yoktur.
  • Güçlü donanmaya sahiptir.
  • Ticaretle Mısır ve Ön Asya uygarlığından etkilenmiştir.
  • Girit sanatının en önemli eseri Knossos sarayıdır.
  • Akalar son vermiştir.
  • Not: Grekçenin temellerini atmışlardır.

Miken Uygarlığı

  • Akalar kurmuştur (Mora’da)
  • siyasi yapı (kralların yönettiği şehir dev.)
  • En güçlü şehir devleti Miken’dir.
  • İtalya ve Suriye’yle ticaret yapmışlardır.
  • Boğazlara egemen olmak için Truvalılarla savaşmışlardır.
  • Dinde Girit’ten etkilenmişlerdir.
  • Öldükten sonra yaşam; kuyu mezarlar
  • Savaşçı bir toplumdur.
  • Dorlar son vermiştir.

Yunan Uygarlığı

  • Dorlar kurmuştur.
  • Siyasi yapı şehir devletleri (Atina, Isparta, Korint)
  • Yönetim; Krallık→Aristokratik cumhuriyet→Demokratik yönetim.
  • Not: İlk demokrasi hareketi.
  • Yönetici Arhon
  • Çok tanrılı inanç baş tanrı Zeus
  • Zeus adına olimpiyatlar düzenlenmesi (Kültürel birliği sağlanması)
  • Tanrıların eleştirilmesi (özgür düşüncenin doğması, bilimin gelişmesi)
  • Sınıflı toplum yapısı vardır.
  • Coğrafi etki ticaret kolonileri kurmaları.
  • Not: Kolonileri yerleşme amacı taşır.
  • Diyonizos adına şenlik edebiyatın gelişmesi.
  • Not: Tarih bir bilim olarak ilk defa Yunanistan’da ortaya çıkmıştır. (Tukidides)
  • Mimarlık ve heykeltıraşlık gelişmiştir.
  • Kanunlar:

Drakon: Asilleri koruyan kanunlar hazırladı.

Solon: Köleliği kaldırdı. Borcu yüzünden köle durumuna düşenlerin borçlarının ödedi. Halkı gelirlerine göre dörde ayırdı.

Klistenes: Sınıf farkını kaldırdı halkın yönetime katılmasını sağladı. (demokrasi)

Helen Uygarlığı

  • Makedonya’da kurulmuştur.
  • Yunan şehir devletlerine son verilmiş. (Helen birliği sağlanmıştır.)
  • İskender Persleri Anadolu’dan atmıştır.
  • Bilim ve sanat adamları ile sefer çıkan ilk komutandı.
  • Ege uygarlığını Hindistan’a kadar götürmüştür.
  • Not: Doğu-Batı sentezi (Helenizm’in doğması)
  • Bergama, Milet, Efes, Antakya önemli kültür merkezleridir.
  • Zeus tapınağı, İskenderiye Feneri, Rodos Heykeli, Apollon Tapınağı Helenlere aittir.
  • Romalılar son vermiştir.

Roma Uygarlığı

  • Roma uygarlığını Latinler, İtalikler ve Etrüskler belirlemiştir.
  • Batı Akdeniz’i, Mısır’ı, Suriye’yi ve Makedonya’yı ele geçirmişlerdir.
  • Yönetim; Krallık (Senato ve Halk meclisi)→ Asillerin oluşturduğu cumhuriyet→İmparatorluk
  • Not: İmparatorluk döneminde senato önemini kaybetmiştir.
  • Toplum yapısı; Partici, Plep, köleler
  • Not: Particiler her türlü siyasal ve sosyal haklara sahiptirler. Pleplerin siyasi hakları yoktur. Askerlik yapmazlardı.
  • Not: Sınıf çatışması 12 Levha Kanunlarının doğmasına neden olmuştur.
  • Not: Bu kanun modern hukukun temelini oluşturmuştur.
  • Çok tanrılı inanç vardır.
  • 313 Milano fermanı ile Hıristiyanlığın serbest bırakıldı.
  • Romalılar+Yunan→Helen→Hıristiyanlık)Avrupada yayılmasını sağladılar.
  • Fenike alfabesini Latin alfabesine dönüştürmüşlerdir.
  • Mısırdan alınan güneş takvimi Jülyen takvimi olarak düzenlenmiştir.
  • Edebiyat, hitabet ve tarih yazıcılığı gelişmiştir.
  • Mimari, saray, tiyatro, su kemeri, hamam
  • Anadolu’daki eserler; İst. Bozdoğan Kemeri, Ank. Ogüst Tapınağı, Antalya Aspendos tiyatrosu
  • 395’te Roma ikiye ayrıldı.
  • 476 Batı Roma 1453 Doğu Roma yıkılmıştır.
  • Not: Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğudur. Köleciliğin en yoğun olduğu imparatorluktur.
Continue Reading

Trend Gönderiler