John Dewey Eğitim ve Köy Enstitüleri

John Dewey Kimdir ?

Eğitim bilimleri günümüzde çok önemsenmese de tarihimizin belirli dönemlerinde oldukça dikkate alınmıştır. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında John Dewey gibi önemli bir eğitim bilimci ülkemize davet edilerek çalışmalarda bulunmuş ve yapısalcılık modelini ülkemizde köy enstitülerinde uyarlamıştır.

Struktualizm ya da yapısalcılık nedir ve John Dewey‘in katkıları nelerdir ? Şimdi bu sorulara cevap arayalım.

John Dewey 1859 yılında doğmuş ve 1952 yılında hayata gözlerini yummuş Amerikalı bir eğitim bilimcidir. John Dewey özellikle felsefe üzerinde çalışmış olsa da, pedagoji alanında oldukça etkili çalışmalar yapmıştır.

Aslında onun asıl çalışmaları pragmatizm felsefesiyle ilgilidir. Pragmatizm faydacılık demektir. Dewey’e göre bilgi değişmez değildir ve yanlışlanana kadar geçerliliğini korur. Ona göre bilgi bir araçtır. Her doğru, bilgi ve güzellik fayda sağlamalıdır. Bu noktada faydacılık adını verdiğimiz felsefe ön plana çıkıyor elbette. (Okul ve Kültür Kitabı – 1899)

Dewey’e göre okul demokratik yöntemlerin öğretilmesi için bir araçtır. Bunun yanısıra okulun ekonomik, kültürel ve hayata dair becerilerin kazanılmasındaki önemini vurgular. Bu tarz beceriler ise sadece demokratik ortam eğitimlerinde mümkündür.

Köy Enstitülerinin Serüveni

Cumhuriyetimizin kurucuları ise demokrasiyi daha çok etkin kılmak ve yerleştirmek amacında olmakla beraber vatandaşlarımızın eğitimi ve beceri kazanması için pragmatizm fikrine sarıldılar. Bunu yaparken de çağdaş ve modern kuramlar ve kişilerden istifade etmeyi başardılar.

Bu amaçla da 20 yy’ın en etkili isimlerinden biri olan John Dewey‘i Türkiye’ye davet ettiler. 1924 yılında ülkemize gelen Dewey ülkemizde 2 ay kalmış ve bu süreçte çalışmalar yürütmüştür. Bu çalışmalarının sonucunda iki ayrı rapor hazırlamıştır. Bu raporların ilki harcamalar ve bütçe üzerinedir. İkinci raporu ise daha kapsamlı olmuş ve genel olarak yeni kurulacak olan Türk eğitim sisteminin yapısı üzerine olmuştur.

İkinci raporun önemli noktalarını sizlerle paylaşıyorum. Dikkatle inceleyelim.

Okullarda çağın gerekliliklerine göre hareket edilmeli ve tek tip eğitim yerine bölgesel ihtiyaçlara göre müfredatlar yeniden düzenlenmelidir.

Ülkenin kalkındırılmasında vatandaşların rolü önemli olduğu için demokrasi kültürü oluşturulmalıdır.

Okul sisteminde gerçeğe uygun eğitim verilmelidir. Yani teori , pratikte de olmalıdır.

Bu bağlamda kurulan köy enstitülerinin içeriği ve yapısına bir göz gezdirelim.

Köy enstitüleri teoriden ziyade pratiğe önem vermiş ve uygulamalı eğitimin temellerinin atılmasına özellikle dikkat edilmiştir. Hayvancılık, tarımsal gelişim, müzik dersleri gibi eğitimlerin verildiği kurumlardı. Öğrencilerin eğitim yeri sadece sınıflar değil saha idi. Öğrenciler uygulamalı dersler alıyor ve işlerini iş başında öğreniyordu.

Esasında köy okulları Türkiye’deki öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştu. Dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Hasan Ali Yücel’i görevlendirerek kuruluş işlerinin yürütülmesini sağlamıştır. Çalışmalarda İsmail Hakkı Tonguç’un da etkisi vardır.

Felsefesi “iş için , iş içinde eğitim” olan Köy okullarının kendilerine ait tarlaları bile bulunuyordu. %50 Örgün eğitim konuları , %50 ise uygulamalı eğitim veriliyordu. Aşağıda verdiğimiz listeye bakınca kullanılan müzik aletleri ve araçları göreceksiniz. O dönem için biraz şaşırtıcı gelebilir.

köy enstitüleri
köy enstitüleri

John Dewey 1945 yılında ülkemize ikinci kez gelip de bu köy okullarını gördüğünde şöyle demiştir . “Benim düşlediğim okul tipi , Türkiye’de köy okulları olarak faaliyet göstermektedir. Bütün dünya bu okulları bilmeli ve incelemelidir.” John Dewey’in bu sözü oldukça önemlidir. Bu sözünü İngiltere ve Amerika’daki kongrelerde söylediği için bütün dünyanın dikkatini çekmiştir.

köy enstitüleri öğrencileri
köy enstitüleri öğrencileri

Şimdi sizlere İsmail Hakkı Tonguç’un köy enstitüleri hakkındaki görüşlerini aktarıyoruz.

Öğrenciler müesseseye ayak basar basmaz kesif ölçüde türlü çalışmalara başlanır. Dersler, ziraat ve sanat işleri, yapıcılık faaliyeti, hayvan bakımı gibi… çalışmaların içine sokulan çocuklardan, enstitüye mal olacaklarla olamayacaklar kısa bir zaman içinde kolayca birbirlerinden ayrılırlar. Enstitüleri, sadece kitaba dayandırılarak nazari derslerin okunduğu dersler sanarak gelenler, böyle olmadıklarını anlarlar. Bu kurumların, köylerinden daha kesif iş yuvası olduklarını fark eder, kati kararlarını verirler. Kalanlar… işlenmeye başlanır. Fedakar öğretmenler, onlara her türlü temizlik işlerini, yemek yemeyi, arkadaşlarıyla öğretmenlerine saygı ve sevgi göstermeyi, enstitü eşyasına zarar vermemeyi, devlet mallarını korumayı, hayvanlara ve taşıtlara iyi bakmayı, çalışkan olmayı, her türlü işi severek yapmayı, iyi kalpli olmayı, boş zamanlarında çeşitli ulusal oyunlar oynamayı; alfabesinden başlayarak öğrenmeye koyulurlar, kolay kolay terk edemezler. Bunlardan kurtulmaları için aylarca çalışılır, didinilir. İlk aylardaki çalışmalar, köy çocuğunu tanımayan bir kısım öğretmenleri ümitsizliğe bile sevk eder…

İsmail Hakkı Tonguç

Bu sözlerden de anlaşıldığı üzere sadece bir okul değil , yaşamın ta kendisidir köy okulları. Mükemmel bir vatandaş yetiştirmeyi amaçlar. . .

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsor