Connect with us

Makale

Slayt Gösterileri ve Eğitim

Published

on

Slayt gösterileri eğitim dünyasında ve iş dünyasında en çok kullanılan teknolojik araçlardan bir tanesidir. Özellikle de iş dünyasında bireysel ve kişisel gelişimleri arttırmak amacıyla slayt gösterileri oldukça yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Hele ki slayt gösterileri ve eğitim asla bağımsız düşünelemez.
Eğitim ve öğretim amacıyla okullarda da öğretmenler tarafından aktif olarak kullanılan slayt gösterileri oldukça kolay bir anlatım süreci sağlamaktadır. Elbette bu slayt gösterilerini hazırlarken ve kullanırken önceden gözden geçirmek gerekiyor. Hazırlık aşamasında ise oldukça dikkatli olmakta fayda var.

Bu sunumların öncelikle bilgi kaynağı olarak kullanılmasını yanlış bulduğumuzu belirtelim. Slayt gösterileri veri tablosu olarak kullanılabilir ancak asıl işlevlerinin derleyip toparlama ve düzenli sunum olduğunu unutmamalıyız. Hatırlatıcı işlevi gören bu materyaller ders akışını belirlemek ve sınırlandırmak için tasarlanmalıdır. Esasen sunum hazırlamak çok kolay bir süreçtir. Önemli olan amacı belirlemektir.

Slayt gösterileri hazırlarken dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Yazımızın bu bölümünde sizlere eğitim slaytları nı anlatan bu kurallardan bahsedeceğiz. Unutulmamalıdır ki slayt gösterileri geniş ekranlarda ve ekrana uzak kişilere sunulmaktadır. Bu sebeple okunabilirlik oldukça önemlidir. Şimdi hep beraber slayt gösterilerinin nasıl hazırlanması gerektiğine madde madde bakalım. Halihazırda slayt gösterileri ve eğitim iç içe olduğu için bu kurallara dikkat edilmelidir.

Nasıl Hazırlanmalı ? Slayt Hazırlama

6 X 6 Kuralı : Bir slayt gösterisinde her bir sayfada yan yana 6 ve alt alta en fazla 6 kelime yazılmalıdır. Kelime yoğunluğu az olursa karmaşık olmayan bir yazı okuma deneyimi sunabiliriz. Bizler slayt hazırlama konusunda mutlaka bu kurala dikkat etmeliyiz.

slayt gösterileri
slayt gösterileri

Görsel Arka Plan : Materyalinizi ön plana çıkartabilecek bir arkaplan seçimine özen göstermeniz gerekiyor. Eğer slayt hazırlama aşamasında görsellerden faydalanırsak hafıza açısından kalıcılık sağlamak daha kolay olacaktır.

Yazı tipi ve büyüklüğü : Yazınızın öncelikle büyüklüğü önemlidir. Okunabilirlik için yazı türü seçimi de önem arzediyor. Yazı türü hitap edilen kitleye göre farklılık gösterebilir. Taktikler arasında sunum hazırlama açısından en önemli noktalardan biri kesinlikle bu yazı türü ve büyüklüğü aşamasıdır.

Görsel kullanmaktan kaçınmayın : Yazıların arasında çıkan görseller tek düze bir yazı sıkıcılığını azaltacak ve gözlerin dinlenmesini sağlayacaktır.

Kullanılması planlanan bir fon müziği varsa ilgisiz olmamalıdır. Müzik slayt hazırlama aşamalarının belki de en önemli kısımlarından biridir.

İçerik için seçilen materyallerin hepsi konu bağlamında ve alakasız olmamalıdır.

Kaymalara ve taşmalara dikkat edin. Eğer bu tip ayrıntılara dikkat edilmez ise bilgisayar ekranında oluşan görüntü ile slayt ekranındaki görüntü uyuşmaz ve izleyici bilgileri kaçırır. Genelde eğitim slaytları için düşünüldüğünde bu hiç de pedagojik olmaz.

Slayt gösterileri bir çok alanda bizlere kolaylıklar sunuyor ancak esas amacının eğitim olduğunu söylersek yanlış olmaz. Bu sebeple eğitim slaytları ‘nı daha çok eğitimciler tercih ediyorlar çünkü ders içerisindeki basit hatırlatmalar hayat kurtarıcı olabiliyor. Görsel hatırlatmaların öğrenciler üzerindeki etkisi oldukça büyüktür ve verilmek istenen bilgilerin içerisinde resim olması oldukça tamamlayıcı bir unsurdur.

https://egitimslayt.com adresimizden istediğiniz slaytları indirebilir ve bu kurallara dikkat edilip edilmediğini test edebilirsiniz. Eğer siz de sunum hazırlama konusunda zorlanan kişilerdenseniz bu makale size umarız faydalı olacaktır. İletişime geçmek için ve yardım almak için iletişim formunu kullanabilir ya da kaptanrs@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. 🙂 Have a good day !

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Makale

Sağlam Ezber İçin Loci Hafıza Tekniği

Published

on

loci hafıza tekniği

Loci metodu

Loci metodu hafızayı güçlendiren bilinen en eski metod olarak adlandırılır. Loci, locus kelimesinin çoğul halidir ve anlamı yer ya da konum demektir. Aşina olduğunuz yerleri en iyi hatırlayabileceğiniz varsayımına dayanmaktadır. Yani hatırlamak istediğiniz bir şeyi çok iyi bildiğiniz bir yerle ilişkilendirirseniz, o konum size hatırlamanız için bir ipucu sağlayacaktır.

loci hafıza tekniği
loci hafıza tekniği

Roma imparatorluğu döneminde geliştirilen locus metodu bir çeşit düğüm metodudur. Cicero’ya göre bu yöntem akşam yemeği sırasında çöken binadan kurtulan tek kişi olan Ceous Sİdemer’in şairi tarafından geliştirilmiştir. Simonides misafirlerin nerede olduğunu hatırlayarak tanınmayacak kadar ezilmiş ölüleri teşhis edebilmiştir. Bu deneyimden sonra, herhangi bir şeyi bir konumun zihinsel imgesiyle ilişkilendirerek hatırlamanın mümkün olabileceğini fark etmiştir.

Loci sistemi hem yunanlı hem de Romalı konuşmacılar/hatipler tarafından bir hafıza aracı olarak kullanılmıştır. O dönemlerde notların yardımı olmadan yapılan konuşmalarda bu teknikten yararlanılmıştır. Yaklaşık M.Ö. 500 yılına kadar uzanan bu sistem, fonetik ve peg sistemlerinin tanıtıldığı 1600’lerin ortalarına kadar en popüler hafıza güçlendirici sistemdi. Bu metod özellikle, eğer görselleştirme yönünüz iyiyse işe yarar. metod şu şekilde çalışıyor:

loci Hafıza Tekniği nin  Uygulanışı

Kendi eviniz gibi iyi bildiğiniz bir yer düşünün. Bir dizi konumu mantıksal sırayla bir yerde görselleştirin.

Örneğin; normalde evinizde ön kapıdan arka kapıya doğru giden yolu zihninizde görselleştirin. Ön kapıdan başlayın, koridordan geçin, otuma odasına dönün, yemek odasından geçip mutfağa gidin ve böyle devam edin. Odanı n bir tarafından diğer tarafına giderken mantıksal ve tutarlı bir şekilde hareket edin. Ev eşyalarının her biri ek bir konum olarak görev alabilir. Hatırlamak istediğiniz her öğeyi konumlardan birine yerleştirin. Öğeleri hatırlamak istediğinizde evinizi gözünüzün önüne getirin. Zihninizde bir odadan diğerine geçin. Evinizde belirli bir yerle ilişkilendirdiğiniz her öğe, zihinsel olarak evinizde ilerlerken aklınıza gelmelidir.

Aşağıdaki alışveriş listesini hatırlamak isterseniz, metod şöyle çalışır;

Tıraş köpüğü

Şeftaliler

Sosisli

Ketçap

Dondurma

Evinizi hayal ederken ön kapının her tarafına tıraş köpüğü sıktığınızı hayal edin. Sadece ‘tıraş köpüğü’ kelimesini hayal etmeyin. Tıraş köpüğünün püskürtücüsüne bastığınızı ve köpüğü ön kapının her tarafına püskürttüğünüzü gerçekten hayal edin. Tıraş köpüğünün kokusunu da hayal etmeye çalışın aynı zamanda. Şimdi kapıyı açın, salona girin ve dev bir şeftalinin ön koridordaki basamaklardan aşağı yuvarlanıp size doğru geldiğini hayal edin. Şimdi oturma odasına girin ve 6 metre boyunda kovboy şapkası takmış ve şöminenin önüne uzanmış bir sosisli hayal edin. Yemek odasına girin ve eski moda bir hizmetçi kıyafeti giymiş bir şişe ketçapın masayı kurduğunu hayal edin. Son olarak mutfağa gidin ve sıcak sobanın üzerinde eriyen bir galon dondurma hayal edin.

Tüm listedeki öğeleri evin etrafına görsel olarak yerleştirdikten sonra alışveriş listenizi hatırlamaya çalıştığınızda tek yapmanız gereken ön kapınızı hayal etmek olacak. Tıraş köpüğünüzü anında göreceksiniz, salona girdiğinizde şeftali aklınıza gelecek ve böyle devam edecek.

Zihinsel görselleri ne kadar çirkin ve sıra dışı hale getirirseniz, onları hatırlamak da o kadar kolay olacaktır. Bu yöntemi, bir konuşmadaki önemli noktaları, bir etkinlik veya toplantıdaki kişilerin adlarını, yapmanız gereken şeyleri, hatta aklınızda tutmak istediğiniz bir düşünceyi bile hatırlamak için kullanabilirsiniz. Bu yöntem işe yarıyor gerçekten çünkü hatırlama biçiminizi değiştiriyor böylece bildiğiniz lokasyonları (yerleri) kullanarak kendinize ipucu verebiliyorsunuz. Lokasyonları iyi bildiğiniz bir sıralamaya göre düzenlerseniz, göreceksiniz ki daha kolay hatırlamak istediğiniz şeyi hatırlayacaksınız.

Çeviri için : Alev Yılmaz‘a teşekkür ederiz.

Continue Reading

Makale

10 En Eski Uygarlık

Published

on

eski uygarlık

10. İnka Medeniyeti

Medeniyet Adı: İnka uygarlığı
Dönem: 1438 AD – 1532 AD
Orijinal Yeri: Günümüz Peru
Şimdiki Konumu: Ekvador, Peru ve Şili
Başlıca Özellikler: Cristof Kolomb’tan önceki dönemde Güney Amerika’nın en büyük imparatorluğu olarak nam saldı. En eski uygarlık listesinde 10.cu sırada.

İnka uygarlığı
İnka Medeniyeti eski uygarlık

İnka medeniyeti, köklü ve gelişen bir toplumdu. İnkalar, güneş tanrısı Inti’nin dindar takipçileriydi .Kralları, güneşin çocuğu anlamına gelen “Sapa Inca” olarak anılıyordu. İlk İnka imparatoru Pachacuti, başkenti mütevazı bir köyden puma şeklinde düzenlenmiş büyük bir şehre dönüştürdü. Atalara tapınma geleneğini genişletmeye devam etti. Kral öldüğünde, oğlu tüm gücü alacaktı, ancak serveti diğer akrabalarına dağıtılacak ve karşılığında mumyasını koruyacak ve siyasi nüfuzunu koruyacaktı. 

Bu durum , büyük inşaatçılar haline gelen İnkaların gücünde önemli bir artışa yol açtı, Machu Picchu ve Cusco şehri gibi bugün hala ayakta olan kaleler ve siteler inşa ettiler.

9. Aztek Medeniyeti

Medeniyet Adı: Aztek uygarlığı
Dönem: 1345 AD – 1521 AD
Orijinal Yer: Kolomb öncesi Meksika’nın güney merkezi bölgesi
Şu anki konumu: Meksika
Önemli Özellikler: Nahuatl ana dil oldu. En eski uygarlık listesinde 9. sırada

Aztek Piramidi
Aztek Medeniyeti Aztek piramidi – eski uygarlık

Aztekler, İnkaların Güney Amerika’da güçlü rakipler olarak ortaya çıktığı sıralarda sahneye çıktılar. 1200’lerde ve 1300’lerin başlarında, günümüz Meksika’sındaki insanlar üç büyük rakip şehirde – Tenochtitlan, Texcoco ve Tlacopan’da yaşıyordu. 1325 civarında, bu rakipler bir ittifak oluşturdu ve yeni devlet Meksika Vadisi’ne hakim oldu. O zamanlar insanlar Meksika adını Azteklere tercih ediyordu. Azteklerin yükselişi, Meksika ve Orta Amerika’da başka bir etkili medeniyet olan Mayaların düşüşünün yüzyılı içindeydi.

Tenochtitlan şehri askeri güç üssüydü ve yeni toprakların fethi için öncü oldu, ancak Aztek imparatoru her şehri veya bölgeyi doğrudan yönetmedi. Yerel yönetimler yerinde kaldı ve Üçlü İttifak’a çeşitli miktarlarda haraç ödemeye zorlandı. 1500’lerin başında, Aztek uygarlığı gerçekten gücünün zirvesindeydi. Ama sonra İspanyollar geldi. Bu, İnkalar ve İspanyol fatihler ile 1521’de ünlü (ya da daha ziyade kötü şöhretli) Hernan Cortes önderliğinde bir araya getirdikleri yerli müttefikler arasında büyük bir savaşa yol açtı. Bu kararlı savaştaki bir yenilgi, sonunda bir zamanlar ünlü olanların , Aztek İmparatorluğunun düşüşüne yol açtı.

8. Roma Medeniyeti

Uygarlık Adı: Roma uygarlığı
Dönem: MÖ 550 – MS 465
Orijinal Yer: Latini Köyü
Bulunduğu Yer: Roma
Başlıca Önemli Noktalar: En güçlü antik uygarlık. En eski uygarlık listesinde 8.sırada

Roma medeniyeti, MÖ altıncı yüzyılda ortaya çıktı. Antik Roma’nın kuruluşunun ardındaki hikaye bile efsane malzemesidir. Gücünün doruğunda, Roma İmparatorluğu muazzam bir toprak parçasına hükmetti ve günümüzün tüm Akdeniz ülkeleri antik Roma’nın bir parçasıydı.

Erken Roma krallar tarafından yönetiliyordu, ancak yalnızca yedisi hüküm sürdükten sonra insanlar kendi şehirlerinin kontrolünü ele geçirdi ve kendilerini yönetti. Kendilerini yöneten Senato olarak bilinen bir konsey kurdular. Bu noktadan itibaren Roma, Roma Cumhuriyeti olarak anıldı.

Roma ayrıca , Jül Sezar, Trajan ve Augustus gibi insanlık tarihinin en büyük imparatorluklarından bazılarının yükselişini ve düşüşünü gördü . Ama sonunda imparatorluk o kadar genişledi ki, onu tek bir çatı altına almak mümkün olmadı. Sonunda, Roma İmparatorluğu Avrupa’nın kuzeyinden ve doğusundan milyonlarca barbar tarafından istila edildi.

7. Pers Medeniyeti

Medeniyet Adı: Pers uygarlığı
Dönem: MÖ 550 – MÖ 331
Orijinal Konum: Batıda Mısır, kuzeyde Türkiye ve Mezopotamya yoluyla doğuda İndus nehrine
Şimdiki Konum: Modern İran
Başlıca Özellikler: Kraliyet yolu. En eski uygarlık listesinde 7.sırada

Eski Pers uygarlığının aslında dünyadaki en güçlü imparatorluk olduğu bir dönem vardı. Persler, sadece 200 yıldan biraz fazla bir süredir iktidarda olsalar da, iki milyon mil kareyi kaplayan toprakları fethettiler. Pers İmparatorluğu, Mısır’ın güney bölgelerinden Yunanistan’ın bazı bölgelerine ve doğudan Hindistan’ın bazı bölgelerine kadar askeri gücü ve bilge yöneticileriyle biliniyordu.

Sadece 200 yıl içinde böylesine geniş bir imparatorluk yaratmadan önce, MÖ 550’den önce, Pers (veya o zamanlar adıyla Persler) birkaç lider arasında hiziplere bölünmüştü. Ancak daha sonra Büyük Cyrus olarak bilinen Kral Cyrus II iktidara geldi ve eski Babil’i fethetmeden önce tüm Pers krallığını birleştirdi. Aslında fethi o kadar hızlıydı ki, MÖ 533’ün sonunda, çok doğuda Hindistan’ı işgal etmişti. Cyrus’un ölümünden sonra bile, torunları bu acımasız genişlemeye devam etti ve hatta şimdi efsanevi savaşta cesur Spartalılarla savaştı. İlk dönemlerinde, eski Pers, tüm Orta Asya ve Mısır’a hükmetti. Ancak efsanevi Makedon askeri Büyük İskender tüm Pers İmparatorluğu’nu dize getirdiğinde ve MÖ 330’da medeniyeti fiilen sona erdirdiğinde tüm bunlar değişti.

6. Antik Yunan Medeniyeti

Medeniyet Adı: Yunan uygarlığı
Dönem: MÖ 2700 – MÖ 479
Orijinal Yeri: İtalya, Sicilya, Kuzey Afrika ve Fransa kadar batıda
Bulunduğu Yer: Yunanistan
Başlıca Özellikler: Demokrasi ve Senato kavramları, Olimpiyatlar. En eski uygarlık listesinde 6.sırada

Eski Yunanlılar en eski uygarlık olmayabilir, ancak şüphesiz en etkili olanlardan biridir. Antik Yunanistan’ın yükselişi Kiklad ve Minos uygarlıklarından gelse de (MÖ 2700 – MÖ 1500), Yunanistan’ın Argolid kentindeki Franchthi Mağarası’nda MÖ 7250 yıllarına tarihlenen gömülere dair kanıtlar var. Bu medeniyetin tarihi o kadar uzun bir zaman dilimine yayılmıştır ki tarihçiler onu farklı dönemlere ayırmıştır, bunların en popülerleri Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemlerdir. Bu dönemler, birçoğu dünyayı sonsuza dek değiştiren ve bugün hala konuşulmakta olan bir dizi antik Yunan’ın ilgi odağı haline geldiğini gördü.

Diğer şeylerin yanı sıra, Yunanlılar eski Olimpiyatları icat ettiler ve demokrasi ve Senato kavramını oluşturdular. Modern geometri, biyoloji ve fiziğin temellerini attılar. Tarih kitapları, icatları, teorileri, inançları ve kahramanlıkları sonraki medeniyetler üzerinde önemli bir etkiye sahip olan bu isimlerle doludur.

5. Çin Medeniyeti

Uygarlık Adı: Çin uygarlığı
Dönem: MÖ 1600 – MÖ 1046
Orijinal Yeri: Sarı Nehir ve Yangtze bölgesi
Şimdiki Konumu: Çin Ülkesi
Başlıca Özellikler: Kağıt ve ipek icadı . En eski uygarlık listesinde 5.sırada

Eski Çin uygarlığı Çin Medeniyeti
Çin Medeniyeti – eski uygarlık

Han Hanedanlığı olarak da bilinen antik Çin, beşinci sırada yer alıyor ve şüphesiz en çeşitli tarihlerden birine sahip. Aslında, Çin’de hüküm süren ilk hanedanlardan sonuncusuna kadar tüm hanedanları düşünürseniz, çok büyük bir zaman diliminin kapsanması gerekir.

Sarı Nehir medeniyetinin, ilk hanedanların dayandığı yer olduğu için tüm Çin medeniyetinin başlangıcı olduğu söyleniyor. MÖ 2700’lerde efsanevi Sarı İmparatorun hükümdarlığı başladı ve daha sonra Çin anakarasını yönetmeye devam eden birçok hanedanın doğmasına yol açtı.

MÖ 2070’de Xia hanedanı, eski tarihi tarihçelerde anlatıldığı gibi tüm Çin’i yöneten ilk hanedandır. O andan itibaren, Xinhai Devrimi ile MS 1912’de Qing hanedanlığının sonuna kadar farklı dönemlerde kontrolü elinde tutan bir dizi hanedan vardı. Bu, dört bin yıldan fazla eski Çin medeniyetinin sonunu işaret ediyordu. Ancak bu zamana kadar Çin, dünyaya barut, kağıt, matbaa, pusula, alkol, toplar ve daha fazlası gibi en yararlı icatlarından ve ürünlerinden bazılarını verdiler.

4. Maya Medeniyeti

Medeniyet Adı: Maya uygarlığı
Dönem: MÖ 2600 – MS 900
Orijinal Yeri: Günümüz Yucatan civarında
Şimdiki Konumu: Yucatan, Quintana Roo, Campeche, Tabasco ve Chiapas, Meksika’da ve güneyde Guatemala, Belize, El Salvador ve Honduras’ta
Başlıca Önemli Noktalar : Karmaşık astronomi anlayışı. En eski uygarlık listesinde 4.sırada

Maya uygarlığı, MÖ 2600
Maya Uygarlığı – eski uygarlık

Antik Maya uygarlığı, Orta Amerika’da yaklaşık MÖ 2600’den itibaren gelişti ve tanıttığı takvim nedeniyle çok konuşuldu. Bir kez kurulduktan sonra, Maya medeniyeti gelişmeye ve zirvede yaklaşık 19 milyonluk patlayan bir nüfusla son derece sofistike hale geldi. MÖ 700’de Mayalar, taşa oyulmuş güneş takvimleri oluşturmak için kullandıkları kendi yazı sistemlerini çoktan tasarlamışlardı. Onlara göre dünya, takvimlerinin başladığı tarih olan MÖ 11 Ağustos 3114’te yaratıldı. Tahmini bitiş tarihi 21 Aralık 2012 idi.

Eski Mayalar, çağdaş uygarlıklarının çoğuna kıyasla kültürel açıdan zengindi ve Mayalar ve Aztekler, çoğu Mısır’dakilerden daha büyük olan piramitler inşa ettiler. Ancak Mayaların ani düşüşü ve ani sonu, uzun zamandır antik tarihin en ilgi çekici gizemlerinden biri olmuştur: Neden 19 milyondan fazla insandan oluşan son derece sofistike bir medeniyet olan Mayalar, sekizinci veya dokuzuncu yüzyılda bir anda aniden çöktü? Ancak Maya halkı tamamen ortadan kaybolmadı; torunları hala Orta Amerika’nın bazı bölgelerinde yaşıyor.

3. Eski Mısır Medeniyeti

Medeniyet Adı: Mısır uygarlığı
Dönemi: MÖ 3150 – MÖ 30
Orijinal Yeri: Nil
Kıyısı Bulunduğu Yer: Mısır
Başlıca Özellikler: Piramitlerin İnşası. En eski uygarlık listesinde 3.sırada

Eski Mısır uygarlığı
Eski Mısır Uygarlığı – eski uygarlık

Eski Mısır, bu listedeki en eski ve kültürel açıdan zengin medeniyetlerden biridir. Nil kıyılarından gelen görkemli bir uygarlık olan eski Mısır uygarlığı, olağanüstü kültürü, firavunları, kalıcı piramitleri ve Sfenks ile tanınır.

Medeniyet, MÖ 3150 civarında (geleneksel Mısır kronolojisine göre) Yukarı ve Aşağı Mısır’ın ilk firavun yönetiminde siyasi birleşmesi ile birleşti. Ancak, MÖ 3500’ün başlarında Nil vadisi çevresinde yerleşimciler olmasaydı bu mümkün olamazdı.

Eski Mısır tarihi, ara dönemler olarak bilinen göreli istikrarsızlık dönemleriyle ayrılmış bir dizi istikrarlı krallığa bölünebilir: İlk Tunç Çağı’nın Eski Krallığı, Orta Tunç Çağı’nın Orta Krallığı ve Geç Tunç’un Yeni Krallığı Yaş.

Eski Mısır bize piramitleri, antik firavunları bugüne kadar koruyan mumyaları, hiyeroglifleri ve çok daha fazlasını verdi. Eski Mısır zirvesine, Büyük Ramesses gibi firavunların öylesine bir otorite ile hüküm sürdüğü Yeni Krallık döneminde ulaştı ve bir başka çağdaş uygarlık olan Nubyalılar da Mısır egemenliğine girdi.

2. İndus Vadisi Medeniyeti

Medeniyet Adı: İndus Vadisi uygarlığı
Dönemi: MÖ 3300 – MÖ 1900
Orijinal Yeri: İndus nehri havzası çevresinde
Şimdiki Konum: Kuzeydoğu Afganistan’dan Pakistan’a ve kuzeybatı Hindistan’a kadar
Önemli Özellikler: 1.25 milyon km’yi kapsayan en yaygın uygarlıklardan biri . En eski uygarlık listesinde 2.sırada

Indus vadisi uygarlığı
indus vadisi – eski uygarlık

Bu listedeki en eski medeniyetlerden biri olan İndus Vadisi medeniyeti, İndus Vadisi bölgesinde ortaya çıkan sonraki medeniyetlerin tam kalbinde yer almaktadır. Bu medeniyet bugün Afganistan’ın kuzeydoğusundan Pakistan’a ve Hindistan’ın kuzeybatısına kadar uzanan alanlarda gelişti. Eski Mısır ve Mezopotamya ile birlikte, antik dünyanın ilk üç medeniyetinden biriydi ve üçü içinde en yaygın olanıydı ve 1,25 milyon kilometrelik bir alanı kaplıyordu.

Nüfusun tamamı, Asya’nın en büyük nehirlerinden biri olan İndus nehri havzasına ve bir zamanlar kuzeydoğu Hindistan ve doğu Pakistan’dan akan Ghaggar-Hakra adlı başka bir nehre yerleşti.

Harappan medeniyeti ve adını medeniyet kalıntılarının bulunduğu kazı alanlarından alan Mohenjo-Daro medeniyeti olarak da bilinen bu medeniyetin zirve aşamasının MÖ 2600’den MÖ 1900’lere kadar sürdüğü söyleniyor. İndus Vadisi medeniyetinde sofistike ve teknolojik olarak gelişmiş bir şehir kültürü belirgindir ve başkentini bölgedeki ilk şehir merkezi yapar.
İndus Vadisi uygarlığının insanları uzunluk, kütle ve zamanı ölçmede büyük doğruluk elde etmiş ve kazılarda bulunan eserlerden yola çıkarak kültürün sanat ve zanaat açısından da zengin olduğu açıktır.

1. Mezopotamya Medeniyeti

Medeniyet Adı: Mezopotamya uygarlığı
Dönem: MÖ 3500 – MÖ 500
Orijinal Yer: Kuzeydoğu, Zagros dağlarının yanında, güneydoğuda Arap platosunun bulunduğu
Şimdiki Yer: Irak, Suriye ve Türkiye
Anlamı: Nehirler arası arazi (eski Yunan)
Başlıca Özellikler: Dünyadaki ilk uygarlık Dünya. En eski uygarlık listesinde birinci sırada

Mezopotamya Uygarlığı, en eski uygarlık
Mezopotamya uygarlıkları mezopotamya medeniyeti – eski uygarlık

Ve işte burada, ortaya çıkan ilk uygarlık. Mezopotamya’nın kökeni o kadar eskiye dayanır ki, onlardan önce herhangi bir uygar toplumla ilgili bilinen hiçbir kanıt yoktur. Antik mezopotamyanın zaman çizelgesinin genellikle MÖ 3300’den MÖ 750’ye kadar olduğu kabul edilir. Mezopotamya, genellikle uygar toplumun gerçekten şekillenmeye başladığı ilk yer olarak kabul edilir. İnsanların tarım fikrini geliştirdiği ve yavaş yavaş hayvanları hem yiyecek hem de tarıma yardımcı olmak için evcilleştirmeye başladığı MÖ 8000 civarında bir yerdeydi.

İnsanlar Mezopotamyalılardan çok önce sanat yaratıyordu ama bu insan medeniyetinin değil, insan kültürünün bir parçasıydı. Bunu rafine eden, tüm bu sistemleri ekleyen, resmileştiren ve ilk uygarlığı yaratmak için birleştiren Mezopotamya uygarlığıydı. Günümüz Irak’ının daha sonra Babil, Sümer ve Asur Yaylaları olarak bilinen bölgelerinde zenginleştiler.

Sonuç

Modern zaman kültürü ve uygarlığı, milyonlarca yıllık insan evriminden sonra ortaya çıkan ilk uygarlıklara çok şey borçludur. İnsan uygarlığı, tanımlanmış iletişim araçlarının olmadığı ve avlanmanın birincil besin kaynağı olduğu bir çağdan çok yol kat etti. Yavaş yavaş, tarım yiyecek aramadan devraldı, hayvanlar evcilleştirildi, toplumlar yaratıldı ve geliştirildi ve nihayetinde bugün yaşadığımız toplumlara yol açtı. Burada listelenen her bir medeniyet birçok yönden katkıda bulunmuştur: yeni icatlar, yeni fikirler, yeni kültürler, felsefeler, yaşam tarzları, vb. Medeniyetin beşiğinden günümüze, haline geldiğimiz şey, daha önce gelen tüm medeniyetlerin bir sonucudur.

Continue Reading

Makale

Küçük Kaynarca Anlaşması

Published

on

küçük kaynarca antlaşması

Osmanlı Devletinin 623 yıllık hükümranlığında yediği en büyük darbelerden birisi 1768-1774 Osmanlı – Rus savaşı ve akabinde imzalanan Küçük Kaynarca anlaşmasıdır. Padişah 1.Abdülhamid döneminde imza edilen bu anlaşma ile beraber Osmanlı Devleti , ilk defa müslüman bir toprağını, hem de bu kadar büyük bir toprağını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Kırım ! Karadeniz’in incisi, kapısı konumundaki bu cennet ülke bu anlaşmayla beraber özerk bir yapıya bürünüyor. Tabi ki bir süre kadar. Zaten Ruslar’ın asıl amacı Kırım’ı kendine bağlamak olduğu için elbette ilk aşama özerklik iken mütemadiyen yapılan mücadeleler neticesinde Rusya Kırım’ı ilhak edecektir.

Öncelikle sizlere bu sürecin nasıl başladığını ve nasıl sonuçlandığını anlatmak istiyorum. Devamında ise bu talihsiz anlaşmanın maddelerini ve kayıplarını konuşacağız. Ruslari Lehistan’da tahta geçecek olan Kral’ın seçimine karışması , Ruslar’ın Kırım Hanlığı ve Osmanlı topraklarına tecavüz etmeleri nedenleriyle savaş başlamıştır. Her ne kadar haklı sebeplerle başlamış olsa da savaşın ilanı hiçbir gerekli hazırlığı içermeden yapılmış idi. Padişah 3.Mustafa zamanına rastlayan bu gelişmeler , hükümdarın kahrından ölmesine sebebiyet vermiştir.

Ruslar, kısa sürede Kırım’ı işgal etmiş ve memleketeyn adını verdiğimiz Eflak – Boğdan da zaptedilmiştir. Bununla beraber Tuna nehrine kadar ilerlemişler ve Tuna’yı da aşarak osmanlı topraklarına büyük zararlar vermişlerdir.

Ruslar ayrıca İngilizler’in de desteğini alarak gemilerini Baltık Denizine sokmuş ve oradan da Akdeniz’e indirmişlerdir. Burada Çeşme limanı yakınlarında gerçekleşen savaştan sonra Çeşme Baskını adını verdiğimiz hadise gerçekleşmiş ve Osmanlı gemileri yakılmıştır. Tarihte 4 kez akılan Osmanlı donanması burada da imha edilmiştir. Esasen baktığımızda Rusların da pek iyi durumda olmadığını görüyoruz. Kendi topraklarında Ruslar “Pugaçef isyanı ” adı verilen bir iç isyan yaşıyorlardı. Osmanlı da bu isyanı büyük bir ilgi ve ümitle takip etmekteydi.

Büyük Frederich bu olaydan dolayı Osmanlı ve Ruslar arasında bu savaşa ” Körler ve tek gözlülerin savaşı” demektedir. Bunun neden şüphesiz iki devletin de zayıf durumda olmasıdır.

Hem Osmanlı devleti hem de Rusya bu savaşta aslında büyük kazanımlar elde etmenin peşinde değillerdir fakat Osmanlı’nın zayıf olması Rusya için büyük kazanımların kapısını araladı.

Küçük Kaynarca antlaşması çok kötü sonuçlar doğurdu ve Osmanlı açısından çok büyük bir toprak parçasının hem de halkı tamamen Müslüman olan bir toprak parçasının elden çıkması ile sonuçlandı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın kırım’ın elden çıkması ve bağımsız olması maddesinin haricinde çok kötü sonuçları var bu sonuçlardan bazıları şunlardır. Şimdi biz en önemli maddelerden daha az önemli maddeleri doğru sıralıyoruz

1.Kırım bağımsız olacaktır ancak Kırım halkı dini yönden Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır.şüphesiz bu maddenin kırım’ın elden çıkması ile ilgisi var çünkü Osmanlı devleti kırım’ı geri almak istiyor ve bunu yapmak içinde Kırım halkı ile olan bağını koparmak istemiyor.

2. Rusya Karadeniz’de donanma bulundurma hakkına sahip olacaktır.dolayısıyla Rusya aslında asıl istediği sonuçlardan birine ulaşmış oldu Rusya Karadeniz’de ticaret yapabilecek ve bununla beraber karadeniz’den Akdeniz’e geçmek için çaba gösterecek asıl amacı sıcak denizlere inmek olan Rusya bu amaç doğrultusunda ilk kazanımını elde etmiş bulunuyor.

3. Ege Adaları Eflak ve Boğdan yani Romanya toprakları Osmanlı devleti’ne bırakılacaktır fakat buradaki halka serbestlik tanınacaktır.

4. Osmanlı devleti savaş tazminatı ödeyecektir ki baktığınızda bu Osmanlı tarihinde ilk defa görülen bir şeydir.

5. Rusya ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmek istemektedir dolayısıyla da bu sebeple Fransa orijinal metnini böyle bir madde eklenmiştir orijinal metinde Rusya’nın ortodoksların koruyucusu olduğuna dair bir madde bulunmamaktadır.

6. Fransa’ya ve İngiltere’ye verilmiş olan kapitülasyonlardan Rusya da eşit oranda faydalanabilecektir.

7. Kerc , Azak , Kılburun , Yenikale , Kabartay ve Dinyeper arasında kalan bütün araziler Rusya’ya bırakılacaktır.

Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı Devleti’nin 18. Yüzyılda imzaladığı en ağır antlaşmadır. Bu cümle Osmanlı tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması’nın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Osmanlı devleti kırım’ı elinden çıkardıktan sonra ondan asla vazgeçmem iş ve savaşlar silsilesi devam etmiştir. Neticede Osmanlı devleti kırım’ı Rusya’ya bağlanmaktan Huriye olmamış hatta Rusya’nın kırım’ı aldığını onaylamak zorunda kalmıştır.

askeri gemiler bulundurmasına engel olmuştur.öte yandan Osmanlı toprakları özellikle Balkanlar’dan ve boğazlardan gelebilecek tehlikelere karşı açık duruma gelmiştir. Ayrıca Rusya’nın Ortodoks halklar üzerinde koruyuculuk gibi bir iddiası olması Osmanlı devleti’nde yaşayan Hristiyan halkın ayaklanması tehlikesini ortaya çıkarmıştır.

Osmanlı Devleti’nin kırım’ı elden çıkarması 1774 Küçük Kaynarca antlaşması ile olmuşsada Rusya’nın kırım’ı alması bir sürecin sonucunda gerçekleşmiştir. Rusya önce kendisine yanlı olarak gördüğü Kırım hanı Şahin Girayı seçilmiş olarak ilan etmiştir. Akabinde bunu Osmanlı devleti’ne aynalıkavak tenkitnamesi ile kabul ettirmistir. Devam eden süreçte Rusya’nın 1783 yılında kırım’ı topraklarına kattığını yani ilhak ettiğini duyması üzerine savaşlar tekrar başlamıştır. Osmanlı devleti sonuç olarak 1792 yılında savaşı kaybetmiş ve imzalanan Yeşilköy ayastefanos antlaşması ile kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.

bütün bu yönleriyle Küçük Kaynarca antlaşması Osmanlı tarihinde bir kara lekedir ve Osmanlı tarihinin en üzüntü verici en sıkıntılı olaylarından biridir. anlaşma imzalandığı sırada tahta bulunan 1. Abdülhamit 792 yılında özi kalesi’nin de ele geçirilmesi ve buradaki bütün halkın katledilmesi haberi üzerine felç geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.

kırım’ın elden çıkması tam manası ile Osmanlı devleti için bir dağılmadır. Özellikle bu toprakların geri alınamayacağının anlaşılmış olması Osmanlı için tam bir çöküş döneminin habercisiydi.

Continue Reading

Trend Gönderiler